
Binlerce yıllık tarihinde kadınların egemen olduğu Anadolu pek çok ünlü, güçlü kadına da ev sahipliği yapmış, ana tanrıça inancının da doğduğu yer olmuştur. Elde edilen bulguların ışığında Anadolu’da 16,000 yıl öncesine dayanan bu inanç, adı gibi dinlerin anası olabilir.
Anadolu’da tanrıçalar kimi zamanlarda farklı isimlerle anılmıştır. Ana tanrıça isimleri Artemis, Kibele, Kubaba, Afrodit (Venüs) ve diğer tanrıçalar Nike, Hestia,Demeter, Persefon ve niceleri.

Tanrıça Artemis – Efes
Artemis
Tanrıça Artemis adına ilk türbe M.Ö. 800’lü yıllarda Efes’teki nehrin yakınındaki bataklık kıyıya yapılmıştı. Bazen Diana da denen Efes tanrıçası Artemis, Yunan Artemisi’yle aynı değildi.

Yunan Artemis’i
Yunan Artemis’i av tanrıçasıydı. Anadolu’daki Artemis ise belinden omuzlarına kadar birçok göğüsle resmedildiği gibi verimlilik, bereket ve doğurganlık tanrıçasıydı.
Kibele
Kibele figürünün kökeni son yıllarda elde edilen veriler ışığında Anadolu’da 16,000 yıl öncesine dayanmaktadır. Ana tanrıça Kibele Konya Çatalhöyük’lüdür.
Frigya mitolojisinde bir ana tanrıça olan Kibele’ye genellikle dağ zirvelerinde tapınılırdı. Doğa ile özdeşleştirilmiş, özellikle bazı vahşi hayvanlarla ilişkilendirilmiştir.

Manisa’ya 7 km. uzaklıkta, Spil Dağı eteğinde bulunan, Gediz Ovası’na dönük olarak oturmuş kadın şeklinde tasvir edilen rölyefinin Hitit döneminde yapıldığı sanılmaktadır.
Anadolu’da çok sayıda Kibele anıtı vardır. Afyon-Eskişehir (Pessinus) civarında yer alan açık hava tapınaklarında niş içinde, iki yanında arka ayakları üzerinde aslan duran bir ana tanrıça kabartması bulunur.
Ana tanrıçaya tapınmaya gelenlerin, bereket ve doğurganlıktan pay almak için Kibele’nin ve aslanların üreme organlarına dokunarak aşındırdıkları görülmektedir.
Hazreti Peygamber’den çok önce Anadolu’nun büyük tanrıçası Kybele Mekke’ye götürülerek tapınılmak üzere Kâbe’ye konmuştu.

Namazdaki kıble sözü Anadolu Tanrıçası Kybele’nin adıdır.
Kibele Frigler’de bereket ve çoğalmanın simgesi olmuştur. Bu inanç daha sonra Yunanlılara geçmiştir.

Kubaba heykeli ilk defa Karkamış, G.Antep’te bulunmuştur
Kubaba
Sümerlerdeki ana tanrıça sembolüdür. Hitit ve Hurrilerin de inandıkları Kubaba Kibele ile özleştirilir.
Sağ elinde nar ya da haşhaş sol elinde ayna taşıyan Kubaba’nın Sümer dilindeki adı Kug-Bau dur.
Afrodit (Venüs)
Aphrodite veya Afrodit Yunan mitolojisinde aşk ve güzellik tanrıçasıdır. Roma mitolojisindeki ismi ise Venüs’tür.

Afrodit’in üzerine iki efsane vardır. Hesiodos yazmış olduğu uzun şiir Theogonia da bu tanrıçanın istiridye kabuğunda denizin köpüklü dalgalarından Güney Kıbrıs’ta Paphos’da doğduğunu söylerken, Homeros ise tanrıçanın Zeus ile Okenos kızı Dione’den doğduğunu söyler.
Birçok efsanede yer alan Afrodit’in kocası Hephaistos’tur ve tanrıça kocasını Ares ile aldatır. Ayrıca Hermes ile sevişmesinden Hermaphroditos doğar. Bunun yanı sıra Adonis ve Ankhises ile ilişkileri vardır.

Afrodit Kaz Dağı’ndaki üç güzeller efsanesinde Paris tarafından seçilen tanrıçadır. Roma Döneminde kullanılan adı ise Venüs’tür. 1 Nisan günü Venüs’e adanmış; adına şenlikler düzenlenmiştir.

Nike
Nike zafer tanrıçasıdır, çok hızlı koşma ve uçma yeteneğine sahiptir. İnsan görünümündedir.
Pallas ve Stiks’in kızı, Kratos, Bia ve Zelus’un kardeşidir. Nike ve çocuklarının hepsi, Zeus’un eşleridir.
Hestia

Rhea ile Kronos’un kızı olan Hestia, Zeus’un en büyük kız kardeşidir. Tanrıça Hestia, Efes’in kent tanrıçası idi. Prytaneion’un (belediye sarayı) sağ tarafında tanrıça Hestia sunağı bulunurdu.

Prytan’ın (belediye başkanı) en önemli görevi ise; kalın sütunları bulunan bu yapının içindeki kentin ölümsüzlüğünü simgeleyen ateşin sönmemesini sağlamaktı. Prytan; kent tanrıçası Hestia adına, bu görevi üstlenmişti.
Öyle ki; bu ateşin sönmesi büyük uğursuzluk sayılır, sönmemesi için saygın rahibeler yani Vestaller tarafından gerekli tedbirler alınırdı.
Demeter ve Persefon

Tanrıça Demeter
Demeter, Yunan mitolojisinde mevsimlerin ve anne sevgisinin tanrıçasıdır. Homesros’un destanlarında, güzel saçlı kraliçe ya da güzel örgülü Demeter diye geçer. İnsanlara toprağı ekip biçmesini öğreten bu tanrıçadır. Ekinleri, özellikle de buğdayı simgeler.
Efsaneye göre, Demeter’in bakire oluşuyla övünmesine kızan Hera, Poseidon’nun aklına Demeter ile birlikte olma fikrini sokar. Demeter yanına gelen tanrıyı görünce bir kısrağa dönüşüp kaçmaya çalışır ama Poseidon’da bir aygıra dönüşüp onu yakalar ve birlikte olurlar.
Bu birleşmeden Persefon doğar. Bir gün Persefon arkadaşları ile tarlada çiçek toplarken çayır birden ikiye yarılır ve yeraltı tanrısı Hades yeryüzüne çıkar.
Aşık olduğu Persefon’u yeraltına kaçırır ve ona orada nar yedirir. İnanışa göre ölüler ülkesinde bir şey yiyen bir daha oradan çıkamaz.
Demeter kızını aramak için yollara düşer ancak onu hiçbir yerde bulamaz. Üzüntüsü öyle büyük olur ki hayata küser. Sonunda her şeyi gören ve bilen güneş tanrısı Helios ona kızının yer altına kaçırıldığını söyler.

Tanrıçalar Demeter ve Persefone
Bunun üzerine Demeter Olympos’tan kaçar, yüreği sızlayarak ıssız bir yere çekilir. Onun küsmesiyle toprağın bereketi kalmaz, insanlar kıtlık tehlikesine uğrarlar.
Zeus onu barıştırmaya çalışır. Bütün yalvarmalarının boşa gittiğini gören Zeus, en sonunda Persefon’un yılın üçte ikisini, yani çiçek açma ve meyve zamanını, anası Demeter’in, geri kalan üçte birini, yani kışı da kocası Hades’in yanında geçirmesini kararlaştırır. Böylelikle toprağa yeniden bereket gelir. Persefon her yeryüzüne çıktığında, Demeter yeryüzüne baharı getirir.
Demeter heykellerinde baygın bakışlı, sarı saçları omuzuna dökülen, güzel bir kadın olarak gösterilirdi. Sağ elinde bir buğday başağı, sol elinde de yanan bir meşale tutardı. Roma mitolojisinde ona Ceres denilirdi.
Amazonlar
Yunan mitolojisinde tamamen kadın savaşçılardan oluşan tarihi bir ulustur. Tarihçi Heredot’a göre Amazonlar Sarmatya’nın Scythia ile sınır olan bölgesinde yaşamışlardır. Amazonların öne çıkan kraliçeleri arasında Truva Savaşında yer alan Penthesilea ve kardeşi Hippolyta sayılabilir.

Savaşan Amazon tasviri – British Museum
Amazon savaşçıları genellikle Yunan savaşçılarla savaşırken resmedilmiştir. Helenistik çağ ve Roma çağlarını anlatan tarihte Önasya’ya yapılan birçok Amazon saldırısından bahsedilir. Antik Çağda Amazonlar birçok tarihi kavimle ilişkilendirilmiştir.

Amazonların Karadeniz bölgesinde yaşadıkları söylenir. Burada kraliçeleri Hippolyta önderliğinde bağımsız bir krallık kurarlar.
Amazonların birçok kenti kurdukları iddia edilir. Bunlar arasında Efes (Ephesos), Sinop (Sinope), Kıbrıs Paphos ve İzmir (Smyrna) sayılabilir.
Ünlü tarihçi Herodot Amazonları erkekleri öldürenler anlamına gelen androktones olarak tanımlamaktadır. İskit dilinde de kendilerine oiorpata denmektedir.
