Ağrı Dağı Efsanesi

Doğu Anadolu’nun kalbindeki Ağrı Dağı’nı sadece bir dağ olarak görmek yanlış olur.

Ağrı Dağı antik çağın efsanesi, tarihin ve kültürün sessiz bekçisi, sayısız hikayenin yamaçlarında kök saldığı kutsal bir tapınaktır.

Nuh’un Gemisi

Ağrı Dağı’nın hiç tartışmasız en bilinen, tüm dünyada tanınan, dinî kitaplarda yer alan efsanesi Nuh’un Gemisi'dir.

Hristiyanlıkta Eski Ahit’in 8:4 bahsi, tarih öncesi gerçekleşen Büyük Tufan’da sular çekildiğinde Nuh’un Gemisi’nin Ağrı Dağı üzerine yerleştiğini yazmaktadır.

Milyonlarca Müslüman, Hristiyan ve Musevi, Ağrı Dağı’nın insanlığın başlangıcını ve Büyük Tufan sonrası yeni doğan bir medeniyeti temsil ettiğine inanmaktadır.

Ağrı Dağı araştırmaları; birçok kâşif, macera düşkünü ve dinî itikatları olanlar için âdeta saplantı hâline dönüşmüştür.

Şimdiye kadar Ağrı Dağı'nda Nuh'un Gemisi’nin kalıntılarıyla ilgili bilimsel bir kanıt bulunamamış olsa dahi, bölgede turistik faaliyetleri ve araştırmaları devam ettiren ısrar süregelmektedir.

Bünyesinde İshak Paşa Sarayı gibi son derece etkileyici bir yapıtı bulunduran Doğubayazıt ilçesiyle Ağrı Dağı’nın birlikteliği sadece bilimsel bir zemin yaratmakla kalmayıp aynı zamanda ziyaret edilmesi gereken mistik bir hava yaratmıştır.

Ağrı’nın sakinleri ve Türkler için Ağrı Dağı; kurtuluşun, ilahî merhametin ve bu dünya ile öbür dünya arasındaki sarsılmaz bağın sembolü olarak kabul edilmektedir.

Zirvesinin yılın her ayında karla kaplı olması, Ağrı Dağı’nın kilometrelerce uzaktan görülebilmesini sağlar.

Diğer yandan kurak stepleri ile kayalık vadisi ise dağın zirvesiyle tezat teşkil etmektedir.

Ağrı Dağı’nın aniden bastıran kar fırtınaları, ziyaretçilerine meydan okuyan acımasız hava şartları onun mistik duruşuna ayrı bir aura katmaktadır.

Günümüzde Ağrı Dağı

Araştırmacılar ve arkeologlar için popüler bir bölge olan Ağrı Dağı, özellikle jeolojik formasyonları ile ilgi çekmektedir.

Tarihçiler ve meraklılar, bölgenin üzerinde dile getirilen efsaneleri ve insanın yaratılışındaki rolünü kavrayabilmek amacıyla ziyaretlerini sürdürmektedirler.

Türk hükûmeti Ağrı Dağı’nın geniş kültürel ve turistik önemini iyi kavramış olup ekoturizmi ve kontrollü araştırmaları teşvik etmektedir.


Macera Turizmi için 5 Yeryüzü Cenneti

Vahşi doğa göz alabildiğine uzanmakta. Sonsuz ufuklar el değmemiş toprakları arayanları kendine çekmekte. Şehrin kaldırımlarında yürümektense kayalarla kaplı, geniş ağaçların ve belki de uçurumların olduğu dar yollarda yürümenin, kimsesiz kıyılara çarpan dalgaların sesini duyabilmenin özlemini mi çekiyorsunuz?

İşte macera arayanlara doğanın sihirli eliyle özenerek yarattığı 5 yeri sunuyoruz.

1 Kuzey İskoçya: Gerçek maceracılar için

Geniş gökyüzünün altında duran fundalıklar ve çıplak toprak üzerinde yürürken doğanın sessizliği, insanları çağırmakta.

Burada okyanus dalgaları kayalarla kaplı sahile şekil verirken, kalın otlar ince toprağa tutunuyor. Yürüyüşçüler için yol almayı sağlayan patikalar değil, sağlam zemine nasıl basacaklarının tercihleri. Yanlış bir adım ciddi yaralanmalara neden olabilir.

Maceracılar yolun bitiminden sonra yürümeye devam ettiklerinde mutlak bir yalnızlık başlıyor. Tepelerin ötesinde değişen güneş ışığı ve sadece rüzgârın müdahale ettiği sessizlik. Girişim burada maceracılara ödülünü veriyor.

2. Kosta Rika: Ekoturizm için rol model

Kosta Rika küçük bir ülke olmasına karşın maceracılar için hatırı sayılır bir biyolojik çeşitliliğe sahip.

Ülke yönetimi çevreye duyarlı her türlü tedbiri almış ve almaya devam ediyor. Ülkenin neredeyse dörtte biri koruma altında.

Kosta Rika’nın keşfedilmeyi bekleyen otuz millî parkı bulunuyor. Burayı ziyaret edenler gezegenimizin neden her zamankinden daha fazla korunması gerektiğinin bilincine varıyorlar.

3. Finlandiya: Uzak kuzeyin yolunda

Tüm Avrupa ülkeleri içinde Finlandiya en fazla orman yoğunluğuna; ren geyiği, kahverengi ayı, kurt ve kartal gibi yaban hayvanlarına sahip bir ülke.

Otlarla kaplı sulak alanlar ülkenin kuzeydoğusunda bulunan, Lapland’a sınır Ruka-Kuusamo’ya kadar uzanmakta.

Keskin reçine kokulu çam ağaçları boyunca, taşların üzerinde tarih öncesinden kalan kabartmalar var.

Yürüyüşe çıkan maceracıların bir kısmı daha hızlı gitmek için bisikleti tercih ederken, diğerleri ren geyiklerinin çektiği kızaklara binmeyi seçiyor.

4. Borneo: Sık bitki örtüsü

Güneydoğu Asya’nın diplerindeki Borneo Adası’nın göz alan yeşillikte eski çağlardan gelen ormanları sonsuza kadar uzanırken, kıyı kesimlerinde kalın mangrov labirentlerine rastlıyorsunuz.

Kinabalu Dağı’na yaklaşırken yükselen irtifadaki dar patikalarda, 1.200 ayrı cins orkide gözlemlenebiliyor. Yürüyüşe katılanlar açık alanlarda yürümek yerine yerel rehberlerin eşliğinde bölgenin gizlenmiş güzelliklerini görmeyi tercih ediyorlar.

5. Yeni Zelanda: Millî parklarda yürüyüş yapma cenneti

Özenle korunmuş on üç millî park Yeni Zelanda’yı yürüyüşçüler için ideal bir yer hâline getirmekte.

Kıvrılan patikalar kimselerin bulunmadığı açık alanlara çıkarken, vahşi doğa tüm görkemiyle size kendini hatırlatıyor.

Belli başlı patikalarda yürüyüş yapanların arttığı yaz aylarında bile bu trafik doğanın çarpıcı güzelliğini gölgeleyemiyor.


Kurap Haziran Ayında Toplandı

Kurumsal Acenteler Platformu KURAP’ın Haziran ayı olağan toplantısı Peak Point evsahipliğinde CVK Bosphorus Otelinde gerçekleşmiştir.

Peak Point yetkililerinin yapay zeka entegrasyonlu sunumu üyelerin ilgisini çekti.

Daha sonra KURAP üyeleri gündemde yer alan, dünya konjonktüründen sektörümüze yansıyan sorunlar konusunda görüş alışverişinde bulundu.

IATA APJC Kurulu üyesi KURAP başkanı Moris Kohen, son APJC toplantısında, IATA'nın 2027 yılının başından itibaren tekrar Amerikan Doları para biriminde teminat mektubu kabul edeceğini bildirdi.

Her yıl olduğu gibi KURAP’ın yaz sezonu dolaysıyla toplantılarına Eylül ayına kadar ara vermesi tüm üyelerin mutabakatı ile kararlaştırıldı.

Ev sahiplikleri için Peak Point ailesine teşekkür ederiz .


Birleşmiş Milletler’den Turizm İstatistiklerine Destek

Turizm sektörü yer küremizde her yıl milyarlarca insanın bir yerden bir yere gitmesine, milyonlarca iş imkanı yaratmasına ve global ekonomiye katkı sağlamasına vesile olmaktadır.

Ancak her türlü turizm hareketleri ile ilgili bilgi toplama çalışmaları, günümüzde küresel turizmin büyüme hızına ayak uyduramamaktadır.

Turizmin büyüme hızıyla istatistiki bilgi edinebilme eksikliği arasındaki açık, tüm dünya ülkelerinin anlaşmaya varacakları müşterek kriterleri içeren standartlarla kapatılabilir.

Birleşmiş Milletler İstatistik Komisyonu, resmî istatistikler konusunda dünyanın en başta gelen otoritesidir.

Bu komisyonun 57. toplantısında, global ekonomik sistem içerisinde istatistik ölçümü konusunda hükûmetler arası ortak standartlar konulması için yapılacak desteklerin artırılmasına karar verildi.

BM Turizm Bölümü Genel Sekreteri Shaikha Al Nuwais, “Turizm dünyanın en dinamik sektörlerinden biridir. Bu nedenle istatistik ölçümlerinin ve sektörün ekonomiye sağladığı katma değerin en doğru biçimde yapılması gereği tartışılamaz.” şeklinde görüş bildirdi.

“Böylelikle turizme yapılacak yatırımlardan en yüksek verimi alabilmek ve sektörün sürdürülebilirliğini sağlamak daha çok kolaylaşacaktır.” şeklinde sözlerine devam etti.

Turizm sektörünü küresel istatistiklerle güçlendirmek

Bu konuda en önemli adım, içinde bulunduğumuz yılda BM Turizm Bölümünün de katıldığı BM Genel Kurulundaki Uluslararası Ticarette İstatistik Prensiplerinin Kabulü başlığı ile atıldı.

Güncellenen çerçevede turistik hareketlerin ölçümünün yapılabilmesinin ancak hükûmetler arası mutabakat amacıyla çıkarılan yönetmeliğin uygulanması sayesinde olabileceği ve böylelikle istatistiksel ölçümlerin daha güçlü ve doğru bir şekilde yapılabilmesinin mümkün kılınabileceği hususunda görüş birliğine varıldı.

İşin sürdürülebilirliğinin resmî istatistiklere dayandırılması

Birleşmiş Milletler Turizm Bölümü 4 Mart 2026 tarihinde Sürdürülebilirlikte Makro ve Mikro Bilgilerin Arasında Köprü Kurulması konulu üst düzey bir etkinlik için toplandı.

Yapılan tartışmalar, turizm sektöründe sürdürülebilirlik raporlarının, uluslararası alanda kabul edilen ölçüm standartları ile uyumunun araştırılmasına yoğunlaştı.

Bu birlikteliğin sadece büyük oyuncular için değil, özellikle orta ve küçük ölçekli turizm işletmelerine büyük fayda sağlayacağı konusunda fikir birliğine varıldı.

Etkinliğe Hollanda Krallığı'nın Kalıcı Görevler Komisyonu, BM Ticari İstatistik Uzmanları Komitesiyle birlikte ev sahipliğinde bulundu.


Şehrin Gürültüsünden Kaçabileceğiniz 5 Yer

Herkesin bildiği gibi söz gümüşse, sükut altındır diye bir atasözümüz var. Ancak sükutun bu kadar pahalı olmasına da gerek yok.

İçinde bulunduğumuz yılın seyahat trendi sessiz yerlere (quietcation: quiet + vacation) gitmek olduğundan, birçoklarının hayalinde sessizliği bulmak için Patagonya'nın rüzgarlı düzlüklerine veya İskoçya'nın dik kayalı yaylalarına yolculuk yapmak var.

Sessiz yerlere gitme arzusunun gürültünün insan sağlığına olan zararının uzmanlar tarafından defalarca dile getirilmesiyle hız kazandığı bir gerçek.

Avrupa Çevre Kurumu son yayımladığı raporunda gürültünün stres ile bağlantılı olarak önlenebilir ölüm haline neden olduğunu vurguluyor.

Ancak gürültüden uzaklaşmak için medeniyetten o kadar uzağa gitmenin gereği yok. Az bir araştırmayla yaşadığınız metropole yakın hatta onun göbeğinde sessiz yerler bulmanız mümkün.

Aşağıda dünya üzerinde sessizliğe kavuşabileceğiniz 5 yeri sunuyoruz.

1. Japon ramen barda antisosyal biçimde yemek yiyin

Japonya'daki Ichiran ramen zinciri sadece yemek kalitesi için değil, özellikle mekan olarak uzmanlar tarafından önerilmekte.

İç dekorasyonu o kadar özel ki, patent hakkı bile alınmış.

Misafirler dikkat eksikliğini en aza indirip, odaklanmayı en yüksek seviyeye çıkaracak şekilde tasarlanmış bölmeler içinde yemeklerini yiyorlar.

Markanın övünerek adlandırdığı lezzete odaklandıran bölmeler, karşılıklı konuşma veya göz teması olmadan sükun içinde yemek yemenizi mümkün kılıyor.

Restoranın Japonya'da bir düzineye yakın şubesi bulunuyor. Ayrıca Hong Kong, Tayvan ve New York'ta da birer şubesi mevcut.

2. Bali'nin sessizlik gününü yaşayın

Nyepi, Bali'nin yeni yılının başlangıcına verilen addır. Bunun başlangıcı ses ile değil sessizlikle duyurulur.

Her Mart ayında ada halkı ruhsal yenilenme için sessizlik durumuna geçer. Bir tek gün için yerli halk kadar turistlerin de sokağa çıkmalarına izin verilmez.

Trafik durur, havalimanları kapanır, ışıklar karartılır veya kapatılır. Işık kirliliğinin yok olmasıyla gökyüzünde yıldız seyri doyumsuz olur.

3. Dünyadaki en sessiz odayı ziyaret edin

Kesin sessizlik arayanlara bilim en üst düzeyde bir çözüm sunuyor.

A.B.D.'deki Minneapolis şehrinde bulunan Orfield Laboratuvarı'nda yankı yapmayan bir oda var.

Bu oda dünya üzerindeki en sessiz oda olarak Guinness Dünya Rekorları arasına girmiş bulunmakta.

Oda yüzde 99.9 ses yalıtımı ile donatılmış. Bu denli yüksek derecede sessizlik, ziyaretçilerin nefes alış verişlerinikalp seslerini ve hatta gözlerini sağa sola çevirme seslerini bile duymalarını sağlıyor.

Büyükbabası tarafından kurulan terapötik laboratuvarın müdürü Emma Orfield Johnston "Sessizlik o kadar aranan bir ihtiyaç oldu ki, burada deneyim yapanlar streslerinin azaldığını, dikkatlerinin arttığını, adeta yeniden mutluluğu bulduklarını söylüyorlar" şeklinde görüş bildiriyor.

4. Bangkok'ta şafak zekatı ritüeline katılın

Milyonlarca insanın yaşadığı bir şehirde nasıl huzur bulursunuz?

Bir Budist ritüeli olan tak bat törenine izleyici olarak katılın.

Bu törenin amacı keşişlere yardımda bulunmak amaçlı zekat vermek oluyor.

Bu ritüel Laos ve Kamboçya'da günün bir parçası olmuş. Birçok otel müşterilerine Wat Pho gibi mabetlerde törene katılmaları için rehber tahsis etmekte.

İzleyicilere törene düzgün kıyafetle katılmaları ve etkinlik boyunca sessiz kalmaları tembihleniyor.

5. Taipei (Tayvan) şehrinin merkezindeki sık ağaçların arasında dolaşın

İnsanların iç içe yaşadığı, gürültünün hakim olduğu Tayvan'ın Taipei şehrinde herhalde insanın aklına en son gelen şey yeşillik içinde yaşanan sessizlik olur.

Ancak şehir merkezine inanılmaz derecede yakın bir bölge park ve ormanlarla dolu.

Xiangshan veya Fil Dağı, Taipei'nin 101 katlı, 508 metre yüksekliğindeki süper gökdelenine (Taipei 101) panoramik şekilde bakan manzaralar sunmakta.

Daha fazla sessizlik için Fuyang Eco Park'ı ziyaret edin. İçinde bir sürü patikaların olduğu parkta sadece sık ağaç ve bitki örtüsünü değil ayrıca ağaç kurbağalarını ve boyları yaklaşık 1 metreye yakın uçan sincapları görebilirsiniz.

Ormanın flora ve faunasının yoğunluğu ile şehir merkezine çok yakın oluşu enteresan bir tezat yaratıyor.


Kurap Mayıs Ayında Toplandı

Kurumsal Acenteler Platformu KURAP Mayıs ayı olağan toplantısı üyemiz Kapados Turizm ev sahipliğinde Swissotel The Bosphorus’ta gerçekleşti.

Türk Hava Yolları bünyesindeki yeni atamalar görüşülen konulardan bir tanesiydi.

Kurap Başkanı Moris Kohen Kasar, Türsab’ta yeni oluşturulan IATA İcra Komitesine seçildiğini duyurdu.

Bununla ilgili olarak IATA İcra Kurulunda masaya getirilecek konular konusunda üyelerin sunduğu öneriler dinlendi.

Son olarak Swiss Otel yetkilileri otel hakkında kısa tanıtımda bulundular.

Mükemmel organizasyonları için Kapados Turizm ailesine teşekkür ederiz.


Türkiye'nin Turizm Geliri Yılın İlk Çeyreğinde On Milyar Dolara çıktı

Türkiye turizm gelirinin ilk üç aylık rakamlarına bakıldığında istikrarlı bir momentum yakaladığını söylemek mümkün.

Mart ayı sonu toplam turizm geliri geçen yılın aynı dönemine kıyasla %4 artarak 10 milyar dolara ulaştı.

Dünyada yaşanan çalkantılar sebebiyle diğer pazarların düşüşe geçmesi, bazılarının uzun kalışlar sayesinde hedeflerini ancak tutturabilmesine rağmen Türkiye'nin Devlet İstatistik Enstitüsü turizme olan talebin canlı olduğunu ifade etti.

Artan diaspora etkisiyle gelen turist sayısında artış

Yurt dışında yaşayan iki buçuk milyona yakın Türk vatandaşının ülkelerini ziyaret ederek turizm gelirlerine katkı yaptığını da söylemeden geçemeyiz. Ülke hasretiyle yapılan seyahatlerin oranı her yıl artış göstermekte.

Hizmet kalitesi ve deneyim kazanmak için yapılan harcama daha fazla

Bireysel seyahatlerin turizm gelirindeki payı 8.5 milyar dolar olurken, paket tur alarak gelenlerin harcadığı tutar 1.5 milyar dolar olarak saptandı.

Yabancı turistlerin bir gecelik harcama tutarı 102 dolar iken, yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının Türkiye ziyaretleri sırasında 1 gecelik harcamaları 72 dolar olarak hesaplandı.

Geliri oluşturan kalemlere baktığımızda %27 ile yiyecek ve içeceğin ilk sırada olduğunu görüyoruz.

Ulaşımdan elde edilen gelir %16 olurken, konaklama geliri %13 oldu.

Ziyaretçilerin geçen yıla kıyasla kalış sürelerinde ortalama %22'lik bir artış var.

Sağlık hizmetlerinin gelirlerinde %19, yeme içmede %14 artış kaydedilen rakamlar arasında.

Yurt dışı seyahatler artışta

Türkiye'de artış yolunda olan sadece incoming değil. Aynı zamanda Türklerin yurt dışı seyahat sayılarında da gözle görülür bir artış var.

Bu yılın ilk üç ayında 3 milyon Türk vatandaşı yurt dışına gitti. Geçen yıla göre artış hızı %13 olarak gerçekleşti.

Yurt dışına seyahat edenlerin kişi başı ortalama harcadıkları tutar ise seyahat başına 758 doları buldu.

Artan gelir seviyesi ve milli hava yolu Türk Hava Yollarının birçok destinasyona ara parkur koymadan doğrudan uçuşu yurt dışına olan rağbeti artırdı.

İleriye baktığımızda

Kış mevsiminde bile Türkiye'ye gelen yabancı turist sayısı arttı.

Yatak sayısının artışı, yüksek kalitede hizmet veren wellness merkezleri, dünyada lezzet bakımından sıralamaya giren yiyecek, içecek yerleri sadece klasik çevre gezileri yapmak isteyen turistlere ek olarak ziyaretçi sayısının artışında önemli rol oynamış bulunuyor.


Yeşil Altın Üstüne Kurulan Şehir Gaziantep

Antep fıstığı asırlar boyunca Gaziantep'i tanımlayan bir kuruyemiş olmuştur. Günümüzde efsanevi baklavanın en gözde katkı maddesi olarak kabul görmektedir.

Yaz sonunda baklava ustaları mutfaklarını bırakıp Gaziantep'in güneşle yıkanmış ovalarında Antep fıstığı hasadına giderler.

Fıstık ağacı

Halk arasında yeşil altın diye adlandırılan ürüne yalnızca ekonomik olarak bakmamak lazım. Antep fıstığı Türkiye'nin önde gelen gastronomi bölgesinde çok önemli bir katkı maddesidir ve ayrıca Gaziantep'in de sembolüdür.

Hasat eylül ayında olsa bile bazı mahsul bir ay öncesinden tam olgunlaşmadan elle toplanır. Bunların rengi diğerlerinden daha canlı olup zümrüt yeşilidir.

Bunun nedeni erken hasat fıstıkların eşsiz lezzetlerinden dolayı katmer ve baklava yapımında kullanılmasındandır.

Katmer

Baklava, Gaziantep'i tatlı severlerin hacca gider gibi gittikleri gurme merkezine dönüştürmüştür. Mahalli halk için baklava, tatlının ötesinde, hayatlarının bir parçası haline gelmiştir.

Yeni bebek doğumunda baklava tepsisi elden ele geçirilip, doğumun kutlaması yapılır.

Güneşin ve Ateşin Tadı adlı gastronomi kitabının yazarı Aylin Öney Tan baklava imalathanelerini dolaştıktan sonra şöyle söylüyor:

"İmalathane sahipleri hasat zamanı ağaçları tek tek gezip, her ağacın mahsulünü tadarlar ve bir bahçenin tüm ürününü dalındayken satın alırlar.

Daha gün doğmadan imalathane sahipleri katmer yapımında kullanacakları incecik yufkayı elde etmek için meşe odunlu fırınlarını yakarlar, hamuru neredeyse şeffaf yufka haline getirip içine Antep fıstığını, kaymağını koyup odun ateşinde pişirirler. Fırından çıktıktan sonra da şerbetini ilave ederler."

Baklava imalathanesi

"Sabahın 8'inde, bir asırlık aile işletmesi olan Katmerci Zekeriya Usta'nın imalathanesini ziyarete gittim. Çalışanlar, tahta bir masanın etrafında fırından yeni çıkmış katmerle kahvaltılarını yapıyorlardı.

İmalathanenin 3. kuşağından Mehmet Özsimitçi, yeni evlenen çiftlerin ilk kahvaltılarını katmerle yapmalarının Antep'te adet olduğunu söyledi. Amacın tatlı yiyelim, tatlı konuşalım olduğunu da ekledi."

Mehmet Usta çocukluğundan beri babasının imalathanesinde çalışmış. Kendisi şimdi 65 yaşında ve her sabah yanında çalışanlarla birlikte katmer imalatı yapıyor.

Mehmet Özsimitçi

Mehmet Usta'ya göre yörede yetişen fıstığın aromasını başka bir yerde bulmak mümkün olmadığından aynı lezzetteki katmeri Gaziantep'ten başka yerde yapmanın imkânı yok.

Gaziantep'te fıstık ağaçlarının arasında inşa edilmiş, Antep fıstığı şeklinde Antep Fıstığı Müzesi bulunuyor.

Müzeyi gezerken Gaziantep'in 50 kilometre güneyindeki Oylum Höyük'te M.Ö. 3,000 yıllarına kadar geriye giden fıstık ağaçlarının kalıntılarının bulunduğunu öğreniyorsunuz.

Fıstık Müzesi

Günümüzde yöre halkı her eylül ayında fıstık hasadını GastroAntep Festivali ile kutluyor. Türkiye'de yetişen Antep fıstığının yüzde yetmişi Gaziantep ve civarına ait.

Taşlı olan toprak, ağacın derin kök salmasına yardımcı olurken yaz sıcağı taneleri mükemmel şekilde olgunlaştırıyor.

Elmacı Pazarı'nda 1871'de kurulan Güllüoğlu ülkenin en eski baklava dükkanı olduğunu iddia ediyor.

Mağazasının vitrininde eski usul, kare şeklinde baklavaların dizili olduğu tepsi duruyor. Baklava tepsisinin yanında şöbiyet ve havuç dilimi tepsileri var. Her bir dilimden Antep fıstıkları taşmış, insanı yemeye davet ediyor.

Şehirde ayrıca adı tüm ülkeye yayılmış, 1887 yılında kurulan İmam Çağdaş'ın baklava imalathanesi var.

İmam Çağdaş

Markanın sahibi Burhan Çağdaş 4. kuşaktan. Bu işe 12 yaşındayken başlamış. İmalathanede sekiz dokuz yaşlarında işe başlayan ve 50 yıldır hâlâ çalışan ustaların olduğunu söylüyor.

Burhan Çağdaş'a göre bu işi tam anlamıyla öğrenmek için en az 5 yıl gerekiyor.

Aile şirketinin tatlı yapmaktan daha fazlasına sahip olmaları gerektiğini, şehrin kültürüne ve geleneklerine bağlı kalmadan markayı uzun süre devam ettirmenin mümkün olmadığını da ekliyor.


Gordion Antik Kenti Frigya Krallığı

Frigya Vadisi

Gordion, Frigya'nın tarihî başkenti olan antik kentin ismidir.

Gordion 2023 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne dahil edilmiştir. Bu isim ise kökenini, Frigce'de "şehir" anlamına gelen "Gordum" kelimesinden almıştır.

Sakarya Nehri ile Porsuk Çayı'nın birleştiği noktanın yukarısında kurulu bulunan kent, günümüzde Ankara'ya 94 kilometre uzaklıkta, Polatlı'nın 29 kilometre kuzeybatısında yer alan Yassıhüyük'te bulunmaktadır.

Gordion'un konumu, Anadolu'yu kat eden ana yolların kavşağında bulunması, ırmak ve diğer kaynaklar sayesinde suyun bolluğu ve çevresinin kuru tarım ve hayvancılığa uygun açık araziyle çevrili olması gibi çeşitli sebeplerden dolayı Friglere çekici gelmiş olmalıdır.

Arkeolojik bulgulara göre Frigler Gordion'a Hitit medeniyetinin kaybolması sonucunda, MÖ 12. yüzyılın sonları gibi erken bir tarihte gelmiştir.

Kazılarda gün ışığına çıktığı kadarıyla, en erken Frig yerleşim yerleri gündelik hayata ilişkin malzemeler içeren, hafif konstrüksiyonlu küçük evlerden oluşan köy karakterine sahipti.

Polatlı yakınlarında bulunan fildişi levha

MÖ 9. yüzyılda ise büyük bir dönüşüm gerçekleşir ve yerleşim, içinde büyük yapıların yer aldığı muazzam surlarla çevrili bir kale hâlini alır. Yerleşimdeki bu önemli değişim muhtemelen bu şekilde büyük inşaat projelerinin yapımını yürütebilecek merkezî bir Frig devlet yönetiminin oluşmasıyla açıklanabilir.

Gordion, Frig uygarlığının tipik bir örneği olup, yaklaşık MÖ 800 yılına ait nispeten iyi korunmuş durumda olan, bölgenin kronolojisinde önemli bir dayanak noktasıdır.

Sit alanındaki uzun tümülüs geleneği, Demir Çağı boyunca kraliyet mensuplarının anıtsal ve gömü uygulamalarının önemli bir kaydını sunmaktadır.

Frigyalı savaşçılar

MÖ 9. yüzyılın sonuna gelindiğinde, Frig kalesi birkaç inşaat evresinin ardından kazılarla açığa çıkartılmış olan yerleşim planına sahiptir. Güneydoğudaki ana kale kapısının hemen içerisinde üstü açık, büyük avlunun çevresinde dizili dikdörtgen binalar, saray alanını oluşturmaktadır.

Teras üzerindeki sıra yapılar, tahıl işlenen ve dokumacılık yapılan hareketli yerlerdi. Saray alanındaki yapıların sadece birinde karşılaşılan çakıl taşlı mozaik taban döşemesi ise Antik Çağ'da bilinen bu tip zemin döşemesinin en eski örneği olup, bu bezemeci döşeme tarzının ilk kez Friglerce icat edildiğini göstermektedir.

Bu kale, MÖ 800 yılı civarında kent sakinlerinin tüm mallarını bırakarak yalnızca canlarını kurtarabildikleri büyük bir yangında tahrip olmuştur.

Gordios ve oğlu Midas, MÖ 800 felaketinin ardından Frig kalesinin yeniden inşasında önemli rol oynamış olabilirler.

Eşek kulaklı Midas

Tahrip olmuş kalede bulunan büyük miktarda seramik kap ve demir obje, Friglerin bu malzemelere dair büyük bir endüstriye sahip olduğunu kanıtlamaktadır.

Yeniden inşa edilen kale, Gordion'a üç asırdan fazla, MÖ 4. yüzyılın ikinci yarısı ortalarına kadar hizmet vermiştir. Bu uzun zaman diliminde Frigya'yı etkileyen bir dizi önemli olay gerçekleşmiştir.

Yedinci yüzyılda, muhtemelen Kafkaslardan gelen akıncı göçmen Kimmerler Anadolu'yu alt üst etmiş, Frigya da bu felaketten nasibini almıştır.

Frig süvarisi

Gordion'da kazılan tümülüslerden birkaçı büyük yangının hemen öncesi ve sonrasında yaşamış nesillere aittir. Özellikle yangından hemen sonraya ait iki tanesi önemlidir.

Bunlardan P Tümülüsü adlı ilki, MÖ 775 yılına tarihlenmekte olup Frig kraliyet ailesinden bir prens veya prensese ait bir çocuk mezarıdır.

Ahşap mezar odasında ele geçen ve çocuğun ikinci yaşamı için sunulmuş etkileyici lüks eşyaları arasında geometrik motifli çok ince kakma işçiliğe sahip ahşap mobilyalar ve belki de oyuncak olarak yapılan ahşap ve seramik hayvanlar dikkati çeker.

Kral Midas Tümülüsü, MÖ 8. yüzyıla (yaklaşık MÖ 740) tarihlenen devasa bir anıtsal mezardır. Dünyanın en büyük ikinci tümülüsü olan bu yapı, 53-55 metre yüksekliğinde ve 300 metre çapındadır. Aslen Midas'ın babası Gordios'a ait olduğu düşünülmektedir.

Tıpkı çocuk mezarında olduğu gibi bu mezarda da ele geçen geometrik motifli zarif kakma bezemeli mobilyalar, Frig sanatçılarına özgün büyük bir ustalığa işaret etmektedir.

Ahşap kakmalı masa-Anadolu Medeniyetleri Müzesi

Burada ayrıca belki de krallar arası hediye değiş tokuşuyla Suriye'den Gordion'a kadar gelmiş hayvan başlı kovalar ve kazanlar gibi çok sayıda tunç obje bulunmuştur. Bu kaplardan bir kısmı mezarın yanı başında verilen baharatlı et yemeği, mercimek ve bira ile şarap ve ballı bir içecekten oluşan ziyafette kullanılmıştır.

Yakın zamanda mezarın ahşapları üzerinde yapılan radyokarbon analizleri, kralın MÖ 740 civarında defnedildiğini göstermektedir. Dolayısıyla bu kralın aynı tarihlerde öldüğü düşünülen Gordios olduğu öne sürülmektedir.


KURAP Nisan Ayında Go Global ile Birlikte Toplandı

Kurumsal Acenteler Platformu KURAP’ın Nisan ayı olağan toplantısı, Go Global ev sahipliğinde Polat Renaissance Bosphorus Oteli'nde düzenlendi.

Çözüm ortaklarımızdan olan Go Global, satış arttırıcı yeni yöntemlerinin de yer aldığı bir sunum yaptı.

Toplantının ikinci bölümünde üyemiz Vista Turizm'in yapay zeka iş ortağı AME EXCELLENCE IN AI şirketi ile geliştirdiği "Yapay Zeka ile Kurumsal Seyahat Operasyonunu Yeniden Düşünmek" konulu sunumu, konunun uzmanları tarafından anlatıldı.

Önümüzdeki dönemde yol almamız gereken konuları ortaya koyan ilham verici sunumları için AME'ye ve toplantımıza ev sahipliği yapan Go Global'e içten teşekkürlerimizi sunarız.