Şehrin Gürültüsünden Kaçabileceğiniz 5 Yer

Herkesin bildiği gibi söz gümüşse, sükut altındır diye bir atasözümüz var. Ancak sükutun bu kadar pahalı olmasına da gerek yok.
İçinde bulunduğumuz yılın seyahat trendi sessiz yerlere (quietcation: quiet + vacation) gitmek olduğundan, birçoklarının hayalinde sessizliği bulmak için Patagonya'nın rüzgarlı düzlüklerine veya İskoçya'nın dik kayalı yaylalarına yolculuk yapmak var.
Sessiz yerlere gitme arzusunun gürültünün insan sağlığına olan zararının uzmanlar tarafından defalarca dile getirilmesiyle hız kazandığı bir gerçek.

Avrupa Çevre Kurumu son yayımladığı raporunda gürültünün stres ile bağlantılı olarak önlenebilir ölüm haline neden olduğunu vurguluyor.
Ancak gürültüden uzaklaşmak için medeniyetten o kadar uzağa gitmenin gereği yok. Az bir araştırmayla yaşadığınız metropole yakın hatta onun göbeğinde sessiz yerler bulmanız mümkün.
Aşağıda dünya üzerinde sessizliğe kavuşabileceğiniz 5 yeri sunuyoruz.
1. Japon ramen barda antisosyal biçimde yemek yiyin

Japonya'daki Ichiran ramen zinciri sadece yemek kalitesi için değil, özellikle mekan olarak uzmanlar tarafından önerilmekte.
İç dekorasyonu o kadar özel ki, patent hakkı bile alınmış.
Misafirler dikkat eksikliğini en aza indirip, odaklanmayı en yüksek seviyeye çıkaracak şekilde tasarlanmış bölmeler içinde yemeklerini yiyorlar.

Markanın övünerek adlandırdığı lezzete odaklandıran bölmeler, karşılıklı konuşma veya göz teması olmadan sükun içinde yemek yemenizi mümkün kılıyor.
Restoranın Japonya'da bir düzineye yakın şubesi bulunuyor. Ayrıca Hong Kong, Tayvan ve New York'ta da birer şubesi mevcut.
2. Bali'nin sessizlik gününü yaşayın

Nyepi, Bali'nin yeni yılının başlangıcına verilen addır. Bunun başlangıcı ses ile değil sessizlikle duyurulur.
Her Mart ayında ada halkı ruhsal yenilenme için sessizlik durumuna geçer. Bir tek gün için yerli halk kadar turistlerin de sokağa çıkmalarına izin verilmez.

Trafik durur, havalimanları kapanır, ışıklar karartılır veya kapatılır. Işık kirliliğinin yok olmasıyla gökyüzünde yıldız seyri doyumsuz olur.
3. Dünyadaki en sessiz odayı ziyaret edin

Kesin sessizlik arayanlara bilim en üst düzeyde bir çözüm sunuyor.
A.B.D.'deki Minneapolis şehrinde bulunan Orfield Laboratuvarı'nda yankı yapmayan bir oda var.
Bu oda dünya üzerindeki en sessiz oda olarak Guinness Dünya Rekorları arasına girmiş bulunmakta.
Oda yüzde 99.9 ses yalıtımı ile donatılmış. Bu denli yüksek derecede sessizlik, ziyaretçilerin nefes alış verişlerini, kalp seslerini ve hatta gözlerini sağa sola çevirme seslerini bile duymalarını sağlıyor.

Büyükbabası tarafından kurulan terapötik laboratuvarın müdürü Emma Orfield Johnston "Sessizlik o kadar aranan bir ihtiyaç oldu ki, burada deneyim yapanlar streslerinin azaldığını, dikkatlerinin arttığını, adeta yeniden mutluluğu bulduklarını söylüyorlar" şeklinde görüş bildiriyor.
4. Bangkok'ta şafak zekatı ritüeline katılın

Milyonlarca insanın yaşadığı bir şehirde nasıl huzur bulursunuz?
Bir Budist ritüeli olan tak bat törenine izleyici olarak katılın.
Bu törenin amacı keşişlere yardımda bulunmak amaçlı zekat vermek oluyor.

Bu ritüel Laos ve Kamboçya'da günün bir parçası olmuş. Birçok otel müşterilerine Wat Pho gibi mabetlerde törene katılmaları için rehber tahsis etmekte.
İzleyicilere törene düzgün kıyafetle katılmaları ve etkinlik boyunca sessiz kalmaları tembihleniyor.
5. Taipei (Tayvan) şehrinin merkezindeki sık ağaçların arasında dolaşın
İnsanların iç içe yaşadığı, gürültünün hakim olduğu Tayvan'ın Taipei şehrinde herhalde insanın aklına en son gelen şey yeşillik içinde yaşanan sessizlik olur.

Ancak şehir merkezine inanılmaz derecede yakın bir bölge park ve ormanlarla dolu.
Xiangshan veya Fil Dağı, Taipei'nin 101 katlı, 508 metre yüksekliğindeki süper gökdelenine (Taipei 101) panoramik şekilde bakan manzaralar sunmakta.

Daha fazla sessizlik için Fuyang Eco Park'ı ziyaret edin. İçinde bir sürü patikaların olduğu parkta sadece sık ağaç ve bitki örtüsünü değil ayrıca ağaç kurbağalarını ve boyları yaklaşık 1 metreye yakın uçan sincapları görebilirsiniz.
Ormanın flora ve faunasının yoğunluğu ile şehir merkezine çok yakın oluşu enteresan bir tezat yaratıyor.
Kurap Mayıs Ayında Toplandı

Kurumsal Acenteler Platformu KURAP Mayıs ayı olağan toplantısı üyemiz Kapados Turizm ev sahipliğinde Swissotel The Bosphorus’ta gerçekleşti.
Türk Hava Yolları bünyesindeki yeni atamalar görüşülen konulardan bir tanesiydi.

Kurap Başkanı Moris Kohen Kasar, Türsab’ta yeni oluşturulan IATA İcra Komitesine seçildiğini duyurdu.
Bununla ilgili olarak IATA İcra Kurulunda masaya getirilecek konular konusunda üyelerin sunduğu öneriler dinlendi.

Son olarak Swiss Otel yetkilileri otel hakkında kısa tanıtımda bulundular.
Mükemmel organizasyonları için Kapados Turizm ailesine teşekkür ederiz.
Türkiye'nin Turizm Geliri Yılın İlk Çeyreğinde On Milyar Dolara çıktı

Türkiye turizm gelirinin ilk üç aylık rakamlarına bakıldığında istikrarlı bir momentum yakaladığını söylemek mümkün.
Mart ayı sonu toplam turizm geliri geçen yılın aynı dönemine kıyasla %4 artarak 10 milyar dolara ulaştı.
Dünyada yaşanan çalkantılar sebebiyle diğer pazarların düşüşe geçmesi, bazılarının uzun kalışlar sayesinde hedeflerini ancak tutturabilmesine rağmen Türkiye'nin Devlet İstatistik Enstitüsü turizme olan talebin canlı olduğunu ifade etti.

Artan diaspora etkisiyle gelen turist sayısında artış
Yurt dışında yaşayan iki buçuk milyona yakın Türk vatandaşının ülkelerini ziyaret ederek turizm gelirlerine katkı yaptığını da söylemeden geçemeyiz. Ülke hasretiyle yapılan seyahatlerin oranı her yıl artış göstermekte.
Hizmet kalitesi ve deneyim kazanmak için yapılan harcama daha fazla
Bireysel seyahatlerin turizm gelirindeki payı 8.5 milyar dolar olurken, paket tur alarak gelenlerin harcadığı tutar 1.5 milyar dolar olarak saptandı.
Yabancı turistlerin bir gecelik harcama tutarı 102 dolar iken, yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının Türkiye ziyaretleri sırasında 1 gecelik harcamaları 72 dolar olarak hesaplandı.

Geliri oluşturan kalemlere baktığımızda %27 ile yiyecek ve içeceğin ilk sırada olduğunu görüyoruz.
Ulaşımdan elde edilen gelir %16 olurken, konaklama geliri %13 oldu.
Ziyaretçilerin geçen yıla kıyasla kalış sürelerinde ortalama %22'lik bir artış var.
Sağlık hizmetlerinin gelirlerinde %19, yeme içmede %14 artış kaydedilen rakamlar arasında.

Yurt dışı seyahatler artışta
Türkiye'de artış yolunda olan sadece incoming değil. Aynı zamanda Türklerin yurt dışı seyahat sayılarında da gözle görülür bir artış var.
Bu yılın ilk üç ayında 3 milyon Türk vatandaşı yurt dışına gitti. Geçen yıla göre artış hızı %13 olarak gerçekleşti.

Yurt dışına seyahat edenlerin kişi başı ortalama harcadıkları tutar ise seyahat başına 758 doları buldu.
Artan gelir seviyesi ve milli hava yolu Türk Hava Yollarının birçok destinasyona ara parkur koymadan doğrudan uçuşu yurt dışına olan rağbeti artırdı.
İleriye baktığımızda
Kış mevsiminde bile Türkiye'ye gelen yabancı turist sayısı arttı.
Yatak sayısının artışı, yüksek kalitede hizmet veren wellness merkezleri, dünyada lezzet bakımından sıralamaya giren yiyecek, içecek yerleri sadece klasik çevre gezileri yapmak isteyen turistlere ek olarak ziyaretçi sayısının artışında önemli rol oynamış bulunuyor.
Yeşil Altın Üstüne Kurulan Şehir Gaziantep

Antep fıstığı asırlar boyunca Gaziantep'i tanımlayan bir kuruyemiş olmuştur. Günümüzde efsanevi baklavanın en gözde katkı maddesi olarak kabul görmektedir.
Yaz sonunda baklava ustaları mutfaklarını bırakıp Gaziantep'in güneşle yıkanmış ovalarında Antep fıstığı hasadına giderler.
Fıstık ağacı
Halk arasında yeşil altın diye adlandırılan ürüne yalnızca ekonomik olarak bakmamak lazım. Antep fıstığı Türkiye'nin önde gelen gastronomi bölgesinde çok önemli bir katkı maddesidir ve ayrıca Gaziantep'in de sembolüdür.
Hasat eylül ayında olsa bile bazı mahsul bir ay öncesinden tam olgunlaşmadan elle toplanır. Bunların rengi diğerlerinden daha canlı olup zümrüt yeşilidir.
Bunun nedeni erken hasat fıstıkların eşsiz lezzetlerinden dolayı katmer ve baklava yapımında kullanılmasındandır.
Katmer
Baklava, Gaziantep'i tatlı severlerin hacca gider gibi gittikleri gurme merkezine dönüştürmüştür. Mahalli halk için baklava, tatlının ötesinde, hayatlarının bir parçası haline gelmiştir.
Yeni bebek doğumunda baklava tepsisi elden ele geçirilip, doğumun kutlaması yapılır.
Güneşin ve Ateşin Tadı adlı gastronomi kitabının yazarı Aylin Öney Tan baklava imalathanelerini dolaştıktan sonra şöyle söylüyor:
"İmalathane sahipleri hasat zamanı ağaçları tek tek gezip, her ağacın mahsulünü tadarlar ve bir bahçenin tüm ürününü dalındayken satın alırlar.
Daha gün doğmadan imalathane sahipleri katmer yapımında kullanacakları incecik yufkayı elde etmek için meşe odunlu fırınlarını yakarlar, hamuru neredeyse şeffaf yufka haline getirip içine Antep fıstığını, kaymağını koyup odun ateşinde pişirirler. Fırından çıktıktan sonra da şerbetini ilave ederler."
Baklava imalathanesi
"Sabahın 8'inde, bir asırlık aile işletmesi olan Katmerci Zekeriya Usta'nın imalathanesini ziyarete gittim. Çalışanlar, tahta bir masanın etrafında fırından yeni çıkmış katmerle kahvaltılarını yapıyorlardı.
İmalathanenin 3. kuşağından Mehmet Özsimitçi, yeni evlenen çiftlerin ilk kahvaltılarını katmerle yapmalarının Antep'te adet olduğunu söyledi. Amacın tatlı yiyelim, tatlı konuşalım olduğunu da ekledi."
Mehmet Usta çocukluğundan beri babasının imalathanesinde çalışmış. Kendisi şimdi 65 yaşında ve her sabah yanında çalışanlarla birlikte katmer imalatı yapıyor.
Mehmet Özsimitçi
Mehmet Usta'ya göre yörede yetişen fıstığın aromasını başka bir yerde bulmak mümkün olmadığından aynı lezzetteki katmeri Gaziantep'ten başka yerde yapmanın imkânı yok.
Gaziantep'te fıstık ağaçlarının arasında inşa edilmiş, Antep fıstığı şeklinde Antep Fıstığı Müzesi bulunuyor.
Müzeyi gezerken Gaziantep'in 50 kilometre güneyindeki Oylum Höyük'te M.Ö. 3,000 yıllarına kadar geriye giden fıstık ağaçlarının kalıntılarının bulunduğunu öğreniyorsunuz.
Fıstık Müzesi
Günümüzde yöre halkı her eylül ayında fıstık hasadını GastroAntep Festivali ile kutluyor. Türkiye'de yetişen Antep fıstığının yüzde yetmişi Gaziantep ve civarına ait.
Taşlı olan toprak, ağacın derin kök salmasına yardımcı olurken yaz sıcağı taneleri mükemmel şekilde olgunlaştırıyor.

Elmacı Pazarı'nda 1871'de kurulan Güllüoğlu ülkenin en eski baklava dükkanı olduğunu iddia ediyor.
Mağazasının vitrininde eski usul, kare şeklinde baklavaların dizili olduğu tepsi duruyor. Baklava tepsisinin yanında şöbiyet ve havuç dilimi tepsileri var. Her bir dilimden Antep fıstıkları taşmış, insanı yemeye davet ediyor.
Şehirde ayrıca adı tüm ülkeye yayılmış, 1887 yılında kurulan İmam Çağdaş'ın baklava imalathanesi var.
İmam Çağdaş
Markanın sahibi Burhan Çağdaş 4. kuşaktan. Bu işe 12 yaşındayken başlamış. İmalathanede sekiz dokuz yaşlarında işe başlayan ve 50 yıldır hâlâ çalışan ustaların olduğunu söylüyor.
Burhan Çağdaş'a göre bu işi tam anlamıyla öğrenmek için en az 5 yıl gerekiyor.
Aile şirketinin tatlı yapmaktan daha fazlasına sahip olmaları gerektiğini, şehrin kültürüne ve geleneklerine bağlı kalmadan markayı uzun süre devam ettirmenin mümkün olmadığını da ekliyor.
Gordion Antik Kenti Frigya Krallığı

Frigya Vadisi
Gordion, Frigya'nın tarihî başkenti olan antik kentin ismidir.
Gordion 2023 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne dahil edilmiştir. Bu isim ise kökenini, Frigce'de "şehir" anlamına gelen "Gordum" kelimesinden almıştır.
Sakarya Nehri ile Porsuk Çayı'nın birleştiği noktanın yukarısında kurulu bulunan kent, günümüzde Ankara'ya 94 kilometre uzaklıkta, Polatlı'nın 29 kilometre kuzeybatısında yer alan Yassıhüyük'te bulunmaktadır.

Gordion'un konumu, Anadolu'yu kat eden ana yolların kavşağında bulunması, ırmak ve diğer kaynaklar sayesinde suyun bolluğu ve çevresinin kuru tarım ve hayvancılığa uygun açık araziyle çevrili olması gibi çeşitli sebeplerden dolayı Friglere çekici gelmiş olmalıdır.
Arkeolojik bulgulara göre Frigler Gordion'a Hitit medeniyetinin kaybolması sonucunda, MÖ 12. yüzyılın sonları gibi erken bir tarihte gelmiştir.
Kazılarda gün ışığına çıktığı kadarıyla, en erken Frig yerleşim yerleri gündelik hayata ilişkin malzemeler içeren, hafif konstrüksiyonlu küçük evlerden oluşan köy karakterine sahipti.

Polatlı yakınlarında bulunan fildişi levha
MÖ 9. yüzyılda ise büyük bir dönüşüm gerçekleşir ve yerleşim, içinde büyük yapıların yer aldığı muazzam surlarla çevrili bir kale hâlini alır. Yerleşimdeki bu önemli değişim muhtemelen bu şekilde büyük inşaat projelerinin yapımını yürütebilecek merkezî bir Frig devlet yönetiminin oluşmasıyla açıklanabilir.
Gordion, Frig uygarlığının tipik bir örneği olup, yaklaşık MÖ 800 yılına ait nispeten iyi korunmuş durumda olan, bölgenin kronolojisinde önemli bir dayanak noktasıdır.
Sit alanındaki uzun tümülüs geleneği, Demir Çağı boyunca kraliyet mensuplarının anıtsal ve gömü uygulamalarının önemli bir kaydını sunmaktadır.

Frigyalı savaşçılar
MÖ 9. yüzyılın sonuna gelindiğinde, Frig kalesi birkaç inşaat evresinin ardından kazılarla açığa çıkartılmış olan yerleşim planına sahiptir. Güneydoğudaki ana kale kapısının hemen içerisinde üstü açık, büyük avlunun çevresinde dizili dikdörtgen binalar, saray alanını oluşturmaktadır.
Teras üzerindeki sıra yapılar, tahıl işlenen ve dokumacılık yapılan hareketli yerlerdi. Saray alanındaki yapıların sadece birinde karşılaşılan çakıl taşlı mozaik taban döşemesi ise Antik Çağ'da bilinen bu tip zemin döşemesinin en eski örneği olup, bu bezemeci döşeme tarzının ilk kez Friglerce icat edildiğini göstermektedir.
Bu kale, MÖ 800 yılı civarında kent sakinlerinin tüm mallarını bırakarak yalnızca canlarını kurtarabildikleri büyük bir yangında tahrip olmuştur.
Gordios ve oğlu Midas, MÖ 800 felaketinin ardından Frig kalesinin yeniden inşasında önemli rol oynamış olabilirler.

Eşek kulaklı Midas
Tahrip olmuş kalede bulunan büyük miktarda seramik kap ve demir obje, Friglerin bu malzemelere dair büyük bir endüstriye sahip olduğunu kanıtlamaktadır.
Yeniden inşa edilen kale, Gordion'a üç asırdan fazla, MÖ 4. yüzyılın ikinci yarısı ortalarına kadar hizmet vermiştir. Bu uzun zaman diliminde Frigya'yı etkileyen bir dizi önemli olay gerçekleşmiştir.
Yedinci yüzyılda, muhtemelen Kafkaslardan gelen akıncı göçmen Kimmerler Anadolu'yu alt üst etmiş, Frigya da bu felaketten nasibini almıştır.

Frig süvarisi
Gordion'da kazılan tümülüslerden birkaçı büyük yangının hemen öncesi ve sonrasında yaşamış nesillere aittir. Özellikle yangından hemen sonraya ait iki tanesi önemlidir.
Bunlardan P Tümülüsü adlı ilki, MÖ 775 yılına tarihlenmekte olup Frig kraliyet ailesinden bir prens veya prensese ait bir çocuk mezarıdır.
Ahşap mezar odasında ele geçen ve çocuğun ikinci yaşamı için sunulmuş etkileyici lüks eşyaları arasında geometrik motifli çok ince kakma işçiliğe sahip ahşap mobilyalar ve belki de oyuncak olarak yapılan ahşap ve seramik hayvanlar dikkati çeker.

Kral Midas Tümülüsü, MÖ 8. yüzyıla (yaklaşık MÖ 740) tarihlenen devasa bir anıtsal mezardır. Dünyanın en büyük ikinci tümülüsü olan bu yapı, 53-55 metre yüksekliğinde ve 300 metre çapındadır. Aslen Midas'ın babası Gordios'a ait olduğu düşünülmektedir.
Tıpkı çocuk mezarında olduğu gibi bu mezarda da ele geçen geometrik motifli zarif kakma bezemeli mobilyalar, Frig sanatçılarına özgün büyük bir ustalığa işaret etmektedir.

Ahşap kakmalı masa-Anadolu Medeniyetleri Müzesi
Burada ayrıca belki de krallar arası hediye değiş tokuşuyla Suriye'den Gordion'a kadar gelmiş hayvan başlı kovalar ve kazanlar gibi çok sayıda tunç obje bulunmuştur. Bu kaplardan bir kısmı mezarın yanı başında verilen baharatlı et yemeği, mercimek ve bira ile şarap ve ballı bir içecekten oluşan ziyafette kullanılmıştır.
Yakın zamanda mezarın ahşapları üzerinde yapılan radyokarbon analizleri, kralın MÖ 740 civarında defnedildiğini göstermektedir. Dolayısıyla bu kralın aynı tarihlerde öldüğü düşünülen Gordios olduğu öne sürülmektedir.
KURAP Nisan Ayında Go Global ile Birlikte Toplandı

Kurumsal Acenteler Platformu KURAP’ın Nisan ayı olağan toplantısı, Go Global ev sahipliğinde Polat Renaissance Bosphorus Oteli'nde düzenlendi.

Çözüm ortaklarımızdan olan Go Global, satış arttırıcı yeni yöntemlerinin de yer aldığı bir sunum yaptı.

Toplantının ikinci bölümünde üyemiz Vista Turizm'in yapay zeka iş ortağı AME EXCELLENCE IN AI şirketi ile geliştirdiği "Yapay Zeka ile Kurumsal Seyahat Operasyonunu Yeniden Düşünmek" konulu sunumu, konunun uzmanları tarafından anlatıldı.

Önümüzdeki dönemde yol almamız gereken konuları ortaya koyan ilham verici sunumları için AME'ye ve toplantımıza ev sahipliği yapan Go Global'e içten teşekkürlerimizi sunarız.
Yapay Zekaya aşık olunabilir mi?

Yapay zeka size aşk şiiri yazabilir. Hatta bazılarının yapay zekaya karşı romantik duygulara sahip olduklarını artık biliyoruz. Ama bu duygular karşılıklı mıdır?
İnsanlar yapay zekaya aşık olabiliyorlar. Bu bir gerçek.
Mesela Kanada’da yaşayan bir erkek Saia adı verilen avatara evlilik teklif etti. Ona aşık olduğunu ilan etti.

Geçen yıl Ayrin takma adını kullanan Amerikalı genç bir kadın Leo ismindeki chatbot ile aşk yaşadığı itirafında bulundu.
Replika, dünyada milyonlarca kullanıcısı olan ve arkadaşlık için kullanılan popüler bir yapay zeka uygulaması.
Geçen yıl yapılan bir araştırma kullanıcıların yüzde 25’inin chatbotlarıyla romantik bir ilişki içinde olduklarını ortaya koydu.
Ancak bazı insanların sanki yapay zeka da onları seviyormuş gibi ümitlenerek ona aşık olmalarının bir mantığı yok. Yok, çünkü yapay zeka denilen teknoloji, insan etkileşimlerini taklit etmek için algoritma kullanılarak üretilen metinlerden ibaret.

Uygulamalar ise sadece hisleri taklit edebiliyorlar.
Ancak bazı uzmanlar ilerde makinelerin daha fazlasını yapabileceklerine inanıyor.
Nedir aslında aşk?
Aşkı tarif edebilmek hiç kolay değil. Şiirler, kitaplar, şarkılar ve diğerleri insanlara hayatlarında yaşayacakları en güçlü hisleri duymalarına aracı oluyor.
Yapay zeka tabiidir ki şiir yazabilir. Hatta kısa süre içerisinde insan tarafından programlanmış teknoloji sayesinde roman bile yazabilir.

Ancak yapay zekanın ileride gerçek aşkı anlayabilmesi ve yaşaması büyük bir soru işareti olarak duruyor.
İşin özü
Yapay zeka konusunda bir uzman olan McArthur’un görüşü şöyle:
“Yapay zekanın bilişsel süreci takip ederek birine bağlanması insanların günümüzde yaşadıkları aşk gibi olmayacak.
Mamafih, bu duyguyu en azından bir çeşit ironi olarak düşünebiliriz”. Bilgisayarlar, geliştirilen yazılımlarla çalıştığından, onlar aşkı bizim yaşadığımız şekilde yaşayamazlar. Bu nedenle insanla yapay zeka ilişkisi ister istemez tek taraflı olacaktır.
Chatbotlar kullanıcı paralelinde işlediğinden ve kullanıcının görüşünü kabul ettiğinden dolayı yapay zeka, ilişkide devamlı boyun eğen taraf olacaktır.

Yapay zekada farkındalık
Tango 2 kişiyle yapılır
Oxford Global Priorities Enstitüsünde zihin felsefesi ve bilişsel bilim üzerinde araştırmacı öğretim görevlisi olan Patrick Butlin ve ekibi, farkındalığın birey için bir ihtiyaç olduğunu ve bu çok önemli özelliğin yapay zekada olmadığını deneylerle gözlemlediler.
Butlin buna ilave olarak birini sevmek için inanaç ve arzunun ana gereksinim olduğunu, bugün için yapay zekada böyle bir özelliğin de olmadığını söyledi.

Ancak Butlin bunun hiçbir zaman olmayacağını söylemenin çok iddalı bir tez olduğunu, ilerleyen zaman içinde teknolojinin ne getireceğinin bilinmediğini de sözlerine ekledi.
Turizmde Gıda İsrafını Önlemek İçin “Değişiklik Reçetesi”

Değişiklik Reçetesi Birleşmiş Milletler Çevre Programı ve Turizm Bölümü tarafından başlatılan çığır açıcı bir program.
Amacı dünyayı bekleyen en büyük tehlikelerden biri sayılan açlığın gıda israfını azaltarak önlenmesi.
Acil olan bu program turizm sektöründeki büyük oyuncuların benimsemesi ile hız kazanmış durumda.
Sektörün başta gelen turizm şirketleri kanalıyla geçen yıl seyahat eden 600 milyon gezginin yarattığı ciro yaklaşık 60 milyar Amerikan Doları.

Bu cironun içindeki gıda harcaması düşünülürse gıda artıklarının ne kadar büyük bir hacme ulaştığı rahatlıkla tahmin edilebilir.
Tüketicinin davranış biçimi değiştirildiği durumda israf azalacak, sürdürülebilir gıda sistemine geçiş sağlanabilecektir.
Değişiklik Reçetesi’nin uygulanabilmesi için turizm sektörünün katılımcıları, operasyonları sırasında gıda israfının miktarını ve çeşitliliğini ölçecekler ve Sürdürülebilir Gelişim Hedefinde yer alan 2030 yılına kadar gıda israfının yarıya indirilebilmesi için davranış biçimlerinin nasıl şekillendirilebileceğini gözlemleyecekler.

Birleşmiş Milletler Turizm Bölümü genel sekreteri Shaikha Al Nuwais, dünyada her gün 2.3 milyar kişinin küresel ısınma nedeniyle yeterli gıdayı alamadığını, bunun önleminin acil olarak alınması gerektiğini söyledi.
Turizm sektörünün önde gelenlerinden harekete geçme sözü
Sektörün önde gelen kuruluşları Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) ve Turizm Bölümü, önde gelen turizm şirketlerinin programa katılarak destek vereceklerini söylediler. Bu kuruluşlar şöyle:

Accor, Constance Hotels & Resorts, Club Med, easyJet holidays, Grupo Posadas, Hilton, Iberostar Hotels & Resorts, Minor Hotels, Meliá Hotels International, Radisson Hotel Group, Six Senses, TUI Group, Lightblue Consulting and Winnow.
Global Turist Hareketi İlk Dokuz Ayda %5 Arttı

Geçtiğimiz yılın Ocak ve Eylül ayları arasındaki uluslararası turist girişleri, tüm dünyada bir önceki 2024 yılına göre %5 artış gösterdi.
Bu artış pandemi öncesindeki 2019 yılına göre %3 daha fazla. Turist sayısı itibariyle bakıldığında ilk dokuz ayda uluslararası bazda dünyada 1,1 milyar kişi kendi ülkeleri dışına seyahat etti.

Bu rakam 2024 yılının aynı dönemine göre 50 milyon daha fazla turiste tekabül etmektedir. Kuzey Afrika ve Sahra Altı ülkeler %11 turist sayısı artışıyla dünyada en yüksek performansı gösteren bölge oldu. Dünyanın en büyük turizm hareketine sahne olan Avrupa kıtası ülkelerini 2025 yılının Ocak-Eylül ayları arasında 625 milyon turist ziyaret etti. Oran olarak bakıldığında 2024 yılının aynı dönemine göre %4 artış gözleniyor.

Amerika kıtası ülkelerinde artış oranı, tüm ülkeler ortalaması açısından ilk 2 çeyrekte %3 artış gösterirken son çeyrekte %1 oranında düştü.
Amerika kıtasındaki istatistikler bölgelere göre farklılık gösterdi. Güney Amerika ülkelerinde kıtanın en güçlü artış oranı (%9) gözlenirken; ABD ve Kanada ancak %1 artış oranıyla yetindiler.
Orta Amerika'daki artış %2,5, Karayipler’deki artış ise %0,5 oldu.
Orta Doğu bölgesine tüm ülkelerden gelen ziyaretçi sayısı Ocak-Eylül ayları arasında 2024 yılına göre %2 artış gösterdi.

Ancak bir olgunun altını çizmek lazım: Orta Doğu ülkelerindeki 2025 yılı artışı pandemi öncesi, yani 2019 yılı ziyaretçi sayısıyla orantılandığında, artış oranının %33 gibi yüksek bir seviyeye erişmiş olduğu ortaya çıkmaktadır.
Asya ve Pasifik ülkelerinde artış oranı ilk dokuz ayda %8 olarak gerçekleşti. Bölgenin pandemi öncesinin %90’ına eriştiği dikkate alınırsa, görmüş olduğu rağbetin sürekli arttığı ortaya çıkmaktadır.

Artış oranlarına ülke bazında baktığımızda, 2024 yılının ilk 9 ayına göre Brezilya’nın %45, Vietnam ve Mısır’ın %21, Etiyopya ve Japonya’nın %18, Güney Afrika’nın %17, Sri Lanka ve Moğolistan’ın %16, Fas’ın %14 artış sağladığı gözlenmektedir.
Ülkemizde ise ilk 9 ay turist girişleri 2024 yılının aynı dönemine göre %0,69 oranında düştü.
KURAP ve SkyTeam Birlikte Toplandılar

Kurumsal Acenteler Platformu (KURAP), 2026 yılının ilk toplantısını SkyTeam ev sahipliğinde Hilton İstanbul Bosphorus Hotel’de gerçekleştirdi.
SkyTeam üye hava yollarının yetkilileri ile 2023, 2024 ve 2025 satış rakamları karşılaştırmalı olarak analiz edildi. Bu verilere dayanarak sektör içindeki satış paylarının artırılması yönünde gerçekleştirilebilecek yöntemler birlikte irdelendi ve değerlendirildi.

Ortak aksiyon alanlarının belirlenmesinin ardından KURAP’ın kendi gündemine geçildi. Gündemde yer alan Türk Hava Yolları satışlarının ve teşviklerinin değerlendirilmesi ile satışların nasıl artırılacağı konusu üyeler arasında tartışıldı.

İçinde bulunduğumuz 2026 yılına dair kurumsal acenteleri bekleyen sorunların ve çözüm önerilerinin görüşülmesinin ardından toplantı sona erdi.
Son derece verimli ve yapıcı gerçekleşen toplantımıza yapmış oldukları ev sahiplikleri için SkyTeam üye hava yollarına çok teşekkür ediyoruz.








