
İster inanın ister inanmayın, Ayasofya’yı ziyaret etmek kesinlikle ruhunuza iyi gelecek bir deneyimdir. Bir mimari deha eseri olan bu yapı, İstanbul’un fethinden önce 537 yılında kilise olarak inşa edilmiş olup içine adım attığınızda bulunduğunuz yerin genişlemeye başladığını hissedersiniz.
Binanın akustiği, ziyaretçilerin mırıltılarını ağırlığı olmadan havada asılı duran titrek seslere, eski zaman dilleriyle okunan bir duanın yankısına dönüştürür.
Bina içindeki sanat, birlikte yaşamanın vasiyeti gibidir. Dünyanın hiçbir yerinde Bizans imparatorlarını ve azizlerini tasvir eden Hristiyan mozaikleriyle İslam kaligrafisinin yan yana konulduğu başka bir eser yoktur.

Parıldayan mozaikler Bizans sanatının en güzel örneklerinden
Daha Büyük ve Daha İyi
Ayasofya 6. yüzyılda, İstanbul’un Konstantinapol diye anıldığı dönemde I. Jüstinyen tarafından inşa edildi. Yapıt o zaman Ortodoks Hristiyan Bizans İmparatorluğu’nun kalbiydi. İhtiraslı bir imparator olan Jüstinyen, inşaatın yapılma emrini 23 Şubat 523’te verdi.
Jüstinyen kilisesinin, Kudüs’teki Ahit Sandığı’nın bulunduğu, milattan önce 10. yüzyılda inşa edilen Süleyman Mabedi’nden daha geniş ve daha bezenmiş olmasını istedi.
Beş yıl süren inşaat esnasında Jüstinyen, Konstantinapol civarındaki eski kalıntılar arasından en mükemmel parçaların bulunup getirilerek inşaatta kullanılmasını valilerine emretti.

Bizans İmparatoru I. Jüstinyen
Yapının tamamlanması sonrasında kiliseden içeriye giren Jüstinyen, mekânın görkemi karşısında büyülenip hızla altara koştu. Allah’a olan şükranını göstermek için yukarıya baktı, sonra haykırdı: “Süleyman, seni geçtim.”
En Pahalıya Mal Olan Yapı
Roma İmparatorluğu’nun Çöküşü kitabının yazarı tarihçi Peter Heather, kitabında Ayasofya’nın inşaat maliyetinin astronomik olduğundan bahseder. Ona göre harcanan para, 8 ila 10 bin kilo ağırlığında külçe altın bedeline eşittir.
Reşat Ekrem Koçu, İstanbul Ansiklopedisi’nde bu rakamı biraz daha mütevazı hale getirse de maliyetin yine de bugünkü parayla 1,3 milyar dolar gibi nefes kesici bir rakam olduğu gerçektir.
Bu bedel, 1 milyar dolara mal olan Notre Dame Kilisesi’nin inşaatı için harcanan paradan fazladır.
Hristiyan Tasvirleriyle Dolu Bir Cami
İstanbul’un 1453’te fethine kadar Ayasofya, Bizans hakimiyetinde Ortodoks Hristiyanlığının merkezi ve imparatorluğun sembolü olarak kalmaya devam etti. Sultan II. Mehmet, yirmi bir yaşında İstanbul’u fethettiğinde ilk Cuma namazını burada kıldı. Daha sonra bu gelenek tüm Osmanlı padişahları tarafından devam ettirildi.

Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’a girişinin tasviri
İstanbul Ansiklopedisi’nde Reşat Ekrem Koçu, II. Mehmet zamanında camiye dönüştürülen yapıda, İslamiyet’in dini figürler içeren betimleyici sanatı yasaklamasına rağmen, Fatih Sultan Mehmet’in duvarlardaki Hristiyanlık tasviri yapan mozaiklerin kapatılmasını istemediğini yazar.
Ancak ondan sonra tahta geçen Kanuni Sultan Süleyman, resimlerin üstünü kapattırır. Ta ki Atatürk’ün cumhuriyeti kurmasına kadar.
Ayasofya, Atatürk’ün emriyle 1930’da restorasyona girer ve beş yıl süren çalışmalardan sonra müzeye dönüştürülür. Üstü kapatılmayan Bizans mozaikleri de yine Atatürk’ün emriyle iyileştirilir.
Camiden Müzeye, Sonra Tekrar Camiye
Ayasofya, tartışmalı bir şekilde 2020 yılında müzeden camiye dönüştürüldü. UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan, şehrin en önemli tarihi yapıtıyla ilgili olarak alınan bu karar, uluslararası dini ve politik çevrelerce ciddi bir şekilde kınandı.

Buna rağmen Ayasofya’nın ikinci katı müze olarak hizmet vermeye devam ediyor. Namaz zamanı özel bir ışıkla karartılan mozaik ve resimler, ziyaret esnasında ziyaretçiler tarafından görülebiliyor.
Ayasofya’nın cami olarak kalması mı yoksa yeniden müzeye dönüştürülmesi mi konusu hâlâ tartışılmakta. Bazıları yeniden müze olmasını, ancak Cuma namazlarında, dini bayramlarda ve Ramazan ayında kılınan teravih namazlarında ibadete açılması fikrini benimsemekte.

Günümüzde Ayasofya Camii, Süleymaniye Camii, Sultanahmet Camii ve Fatih Camii gibi yerli ve yabancı turistlerin ziyaretine açıktır.
İçinde bulunduğumuz yıl Ayasofya, 3 yıllık bir restorasyon dönemine girdi. Merkez kubbenin güçlendirilmesi, Ayasofya’nın 1.500 yıllık tarihinde göreceği en kapsamlı restorasyon olacak.
