Türkiye’de Çay Tarihi ve Kültürü

Ülkemizde çay olmadan kahvaltıyı, sosyal toplantıları, iş görüşmelerini veya Boğaz’da yapılan vapur gezilerini hayal etmek zor.

Sokaklarda, alışveriş merkezlerinde, parklarda çay servisi yapanların “çay” diye seslendiğini her zaman duyabilirsiniz. Verilere göre, kişi başına ortalama yıllık 3,16 kg çay tüketimi ile Türkiye, dünyada en çok çay içilen ülkedir. Bu nedenle çay, günümüzde Türk sosyal hayatının temel kültürlerinden biri hâline gelmiştir.

Çay Kültürü

Dünyadaki çay içimi ve kültürü tarihinin aksine, çay ülkemizde çok eski bir geçmişe sahip değildir. Türkiye’de çay tüketiminin 400 yıl öncesine kadar dayandığı söylense de, Türkiye’nin çayla gerçek anlamda tanışması 19. yüzyılın başlarında olmuştur.

1500’lü yıllarda İpek Yolu ticaretinin bir parçası olarak Türkiye’den çay geçmiş olsa da, yaklaşık üç yüzyıl boyunca çay, günlük hayatın bir parçası değildi.

1878’de, o dönemin Adana Valisi Mehmet İzzet, çay içmenin sağlığa faydalarını anlatan Çay Risalesi’ni (Çay Broşürü) yayımladı. Bu dönemde kahve hâlâ tercih edilen sıcak içecek olsa da, İstanbul’un Sultanahmet semtinde çay evlerinin açılmasıyla çay tüketimi yaygınlaşmaya başladı.

Çayın, kahveye nazaran hazırlanmasının daha kolay olması nedeniyle çay içimi kısa sürede yaygınlaşmış ve toplumun en çok sevdiği içecek hâline gelmiştir.

Hasankale’de 1290 yıllık çay evi

Bir diğer sosyal çay içme mekanı olan çay bahçeleri, 1950’li yıllarda özellikle İstanbul’da popülerlik kazanmış ve ailelerin sosyal geziler için gittikleri yerler olmuştur.

Türk çay bahçeleri; öğrencilerden iş insanlarına, emeklilere ve yabancılara kadar çeşitli grupların bulunduğu, koşuşturan çocukların, müzik seslerinin ve canlı sohbetlerin olduğu sosyal aktivite merkezleridir.

Çay, Türkiye’deki birçok sosyal olayın merkezinde yer almaktadır. Kırsal kesimlerde gelin hamamlarında (Türk hamamında yapılan gelin kutlaması) gelin ve arkadaşları için semaver çayı ve hamur işleri hazırlanır. Çay saati o kadar önemlidir ki, bu saat için hazırlanan tatlı ve tuzlu hamur işleriyle ilgili birçok yemek kitabı mevcuttur.

Türk usulü yani Doğu Karadeniz siyah çayı, sıcak su ile demlenerek ince belli cam bardaklarda servis edilir. Demleme sırasında demlik veya semaver kullanılır.

Çayın ikramında; bardaktaki yoğunluğu belirten “açık çay” ve “koyu çay” ifadeleri kullanılır.

Az çay demi ile servis edilen çaya “açık çay”, yoğun demle servis edilen çaya ise “koyu çay” denir. İdeal çay, ateş kırmızısı renginde görünen ve “tavşan kanı” olarak tabir edilen çaydır.

Genellikle çocukların içebilmesi için hazırlanan “paşa çayı” ise sıcak çayın üzerine soğuk su eklenmesiyle elde edilir.

Ülkemizde nereye gidilirse gidilsin çay ikram edilmesi bir gelenek hâline gelmiştir. Misafirliğe gidileceği zaman “çayı koy, geliyorum” ifadeleri sıkça kullanılır.

Çay ikramında bazı yöresel farklılıklar bulunmaktadır. Bazı bölgelerde çay bardağında mutlaka “dudak payı” denilen bir miktar boşluk bırakılır. Bazı bölgelerde ise çay, yanında verilen şekerle “kıtlama” biçiminde içilir.

Çay ve Simit günlük hayatın ayrılmaz parçalarıdır

Türkiye’de genellikle evlerde veya restoranlarda yemekten sonra, istenmese bile çay ikram edilir. Bu durum daha çok geleneksel restoranlarda görülmektedir. İkram edilen çaydan sonra, istemeseniz dahi çayınız genellikle tazelenir. Daha fazla çay içmek istemediğinizde ise çay kaşığını bardağın üzerine koymak yeterlidir.

Çay kültürü, paylaşımın ve misafirperverliğin sembolik bir aracı hâline gelerek günlük yaşantımızın ayrılmaz bir parçası olmuştur.