
Frigya Vadisi
Gordion, Frigya’nın tarihî başkenti olan antik kentin ismidir.
Gordion 2023 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edilmiştir. Bu isim ise kökenini, Frigce’de “şehir” anlamına gelen “Gordum” kelimesinden almıştır.
Sakarya Nehri ile Porsuk Çayı’nın birleştiği noktanın yukarısında kurulu bulunan kent, günümüzde Ankara’ya 94 kilometre uzaklıkta, Polatlı’nın 29 kilometre kuzeybatısında yer alan Yassıhüyük’te bulunmaktadır.

Gordion’un konumu, Anadolu’yu kat eden ana yolların kavşağında bulunması, ırmak ve diğer kaynaklar sayesinde suyun bolluğu ve çevresinin kuru tarım ve hayvancılığa uygun açık araziyle çevrili olması gibi çeşitli sebeplerden dolayı Friglere çekici gelmiş olmalıdır.
Arkeolojik bulgulara göre Frigler Gordion’a Hitit medeniyetinin kaybolması sonucunda, MÖ 12. yüzyılın sonları gibi erken bir tarihte gelmiştir.
Kazılarda gün ışığına çıktığı kadarıyla, en erken Frig yerleşim yerleri gündelik hayata ilişkin malzemeler içeren, hafif konstrüksiyonlu küçük evlerden oluşan köy karakterine sahipti.

Polatlı yakınlarında bulunan fildişi levha
MÖ 9. yüzyılda ise büyük bir dönüşüm gerçekleşir ve yerleşim, içinde büyük yapıların yer aldığı muazzam surlarla çevrili bir kale hâlini alır. Yerleşimdeki bu önemli değişim muhtemelen bu şekilde büyük inşaat projelerinin yapımını yürütebilecek merkezî bir Frig devlet yönetiminin oluşmasıyla açıklanabilir.
Gordion, Frig uygarlığının tipik bir örneği olup, yaklaşık MÖ 800 yılına ait nispeten iyi korunmuş durumda olan, bölgenin kronolojisinde önemli bir dayanak noktasıdır.
Sit alanındaki uzun tümülüs geleneği, Demir Çağı boyunca kraliyet mensuplarının anıtsal ve gömü uygulamalarının önemli bir kaydını sunmaktadır.

Frigyalı savaşçılar
MÖ 9. yüzyılın sonuna gelindiğinde, Frig kalesi birkaç inşaat evresinin ardından kazılarla açığa çıkartılmış olan yerleşim planına sahiptir. Güneydoğudaki ana kale kapısının hemen içerisinde üstü açık, büyük avlunun çevresinde dizili dikdörtgen binalar, saray alanını oluşturmaktadır.
Teras üzerindeki sıra yapılar, tahıl işlenen ve dokumacılık yapılan hareketli yerlerdi. Saray alanındaki yapıların sadece birinde karşılaşılan çakıl taşlı mozaik taban döşemesi ise Antik Çağ’da bilinen bu tip zemin döşemesinin en eski örneği olup, bu bezemeci döşeme tarzının ilk kez Friglerce icat edildiğini göstermektedir.
Bu kale, MÖ 800 yılı civarında kent sakinlerinin tüm mallarını bırakarak yalnızca canlarını kurtarabildikleri büyük bir yangında tahrip olmuştur.
Gordios ve oğlu Midas, MÖ 800 felaketinin ardından Frig kalesinin yeniden inşasında önemli rol oynamış olabilirler.

Eşek kulaklı Midas
Tahrip olmuş kalede bulunan büyük miktarda seramik kap ve demir obje, Friglerin bu malzemelere dair büyük bir endüstriye sahip olduğunu kanıtlamaktadır.
Yeniden inşa edilen kale, Gordion’a üç asırdan fazla, MÖ 4. yüzyılın ikinci yarısı ortalarına kadar hizmet vermiştir. Bu uzun zaman diliminde Frigya’yı etkileyen bir dizi önemli olay gerçekleşmiştir.
Yedinci yüzyılda, muhtemelen Kafkaslardan gelen akıncı göçmen Kimmerler Anadolu’yu alt üst etmiş, Frigya da bu felaketten nasibini almıştır.

Frig süvarisi
Gordion’da kazılan tümülüslerden birkaçı büyük yangının hemen öncesi ve sonrasında yaşamış nesillere aittir. Özellikle yangından hemen sonraya ait iki tanesi önemlidir.
Bunlardan P Tümülüsü adlı ilki, MÖ 775 yılına tarihlenmekte olup Frig kraliyet ailesinden bir prens veya prensese ait bir çocuk mezarıdır.
Ahşap mezar odasında ele geçen ve çocuğun ikinci yaşamı için sunulmuş etkileyici lüks eşyaları arasında geometrik motifli çok ince kakma işçiliğe sahip ahşap mobilyalar ve belki de oyuncak olarak yapılan ahşap ve seramik hayvanlar dikkati çeker.

Kral Midas Tümülüsü, MÖ 8. yüzyıla (yaklaşık MÖ 740) tarihlenen devasa bir anıtsal mezardır. Dünyanın en büyük ikinci tümülüsü olan bu yapı, 53-55 metre yüksekliğinde ve 300 metre çapındadır. Aslen Midas’ın babası Gordios’a ait olduğu düşünülmektedir.
Tıpkı çocuk mezarında olduğu gibi bu mezarda da ele geçen geometrik motifli zarif kakma bezemeli mobilyalar, Frig sanatçılarına özgün büyük bir ustalığa işaret etmektedir.

Ahşap kakmalı masa-Anadolu Medeniyetleri Müzesi
Burada ayrıca belki de krallar arası hediye değiş tokuşuyla Suriye’den Gordion’a kadar gelmiş hayvan başlı kovalar ve kazanlar gibi çok sayıda tunç obje bulunmuştur. Bu kaplardan bir kısmı mezarın yanı başında verilen baharatlı et yemeği, mercimek ve bira ile şarap ve ballı bir içecekten oluşan ziyafette kullanılmıştır.
Yakın zamanda mezarın ahşapları üzerinde yapılan radyokarbon analizleri, kralın MÖ 740 civarında defnedildiğini göstermektedir. Dolayısıyla bu kralın aynı tarihlerde öldüğü düşünülen Gordios olduğu öne sürülmektedir.
