
Afrodisias Octavian tarafından “Tüm Asya’dan kendime bu kenti seçtim.” sözleriyle koruma altına alınmış ve Roma Senatosu tarafından M.Ö. 39 yılında vergi muafiyeti ve özerklik gibi ayrıcalıklar tanındıktan sonra hızla gelişmeye başlamıştır.
Afrodisyas tanrıça Afrodit’e adanmıştır. Aydın’ın Karacasu ilçesine bağlı Geyre mahallesinin bulunduğu yerde bulunan Antik Yunan kentidir.
2009’da UNESCO tarafından Dünya Mirası Geçici Listesi‘ne dâhil edilen Afrodisias, 2017’de ise Dünya Mirası olarak tescil edildi.

Tarihçe
M.Ö. 5. yüzyılda kurulan kent, Roma İmparatorluğu döneminde gelişmiş, M.Ö. 1. yüzyıl ile M.S. 5. yüzyıllar arasında, başta heykelcilik olmak üzere önemli bir sanat merkezi haline gelmiştir.
Afrodisias Afrodit tapınağıyla ve Afrodit adına yapılan törenlerle ün salmıştır.
M.S. 1. yüzyılın başlarında tamamlanan mermer tapınağın yapımını finanse eden seçkin yerel ailelerin isimleri sütunlar üzerine yazılmış, tapınağın kurucusu olarak kabul edilen Gaius Julius Zoilos, yaşamı boyunca Aphrodite rahibi unvanı ile onurlandırılmıştır.
Ören Yeri
Kent 7. yüzyıldan itibaren paganizm çağrışımlı Afrodisias ismini terkederek Hristiyanlık etkisiyle Stavropolis (Haç kenti) şeklinde adlandırılmıştır.

Bizans İmparatorluğu döneminde bölge, antik çağ Karya’sına nazaran daha iç bölgede yer almasına rağmen, Karya olarak anılmaya başlamıştır. 1260 yılından itibaren Türklerin bölgede egemenlik kurması ile Karia ismi Geyre olarak Türkçeye yansımıştır.
Kazılar ve diğer çalışmalar
Afrodisias’ın medyada sıklıkla ünlü fotoğrafçı Ara Güler tarafından tesadüfi biçimde keşfedildiği söylense de, antik kent, 18. yüzyıldan bu yana bilinmektedir.
İlk keşfedildiği bu dönemde şehir duvarlarına işlenmiş zengin yazıt koleksiyonunu kayıt altına almak üzere antik kente birçok keşif gezisi düzenlenmiştir.
Ara Güler’in katkısı yıllar sonra uluslararası camiada bu antik kentin ihtişamının tekrar öne çıkarılmasına katkıda bulunması olmuştur.
Ara Güler köydeki insanların Aphrodisias’a ait sütun ve taşları, evlerinin ve işyerlerinin belli kısımlarında kullandıklarını görmüştür. Geri döndüğünde çektiği fotoğrafları dönemin sanatçı-aydınlarına göstermiş ancak ilgilenen olmamıştır.

Daha sonra bir Amerikan dergisine fotoğraflarla birlikte yazıları göndermiş ve büyük ilgiyle karşılanmıştır.
Kendisinden daha detaylı yazılar istenince Ara Güler Kenan Erim ile görüşür. Kenan Erim de hafriyatlar için gerekli izinleri alıp detaylı çalışmalara başlar.
Afrodisias kazılarının kapsamlı başlangıcı, 1961 yılından ölümüne kadar tüm kariyerini buraya adayan Kenan Erim’e dayanmaktadır.
Kalıntıların zenginliği nedeniyle kazıların başlangıcında inşa edilen Geyre Müzesi’nin yetersiz kalması nedeniyle daha sona yeni bir Afrodisias Müzesi’nin kurulması için çalışmalar başlatılmıştır.
1 Haziran 2008’de Afrodisias antik kentinde müzeye ek olarak Sebasteion-Sevgi Gönül Salonu açılmıştır.
Mimari yapılar, konservasyon ve restorasyon
Tetrapylon (Anıtsal Kapı)

Tetrapylon (Anıtsal Kapı)
Bu yapı, Afrodit Aphrodisias Kutsal Alanı’nın önündeki büyük ön avluya giden yolun başlangıcında bulunmaktadır. Tetrapylon’un inşa tarihi yaklaşık olarak M.S. 200 yılına dayanmaktadır.
Tetrapylon, Korinth düzeninde inşa edilmiş anıtsal bir yapıdır. İsmi Hellence’den gelir: tetra dört, pylon ise kapı anlamını taşır. Bu yapı, dört yönünde dörder sütun bulunması nedeniyle bu adla anılmaktadır.
Tetrapylon’un hemen doğusunda, Afrodisias’ın ünlü mermer ocaklarından çıkarılan beyaz mermerden yapılmış sade bir mezar bulunmaktadır. Bu mezar, 1961’den 1990’a kadar hayatının büyük bir bölümünü Afrodisias’ın kazılmasına ve dünyaya tanıtılmasına adayan Prof. Dr. Kenan T. Erim’e aittir.
Aphrodite Tapınağı
Tapınağın ilk yapımı Arkaik devirde gerçekleştirilmiştir. Afrodit Tapınağı şehrin odak noktasıdır. Afrodisias’ın heykeltıraşları, yöredeki zengin mermer kaynaklarını ustaca kullanarak büyük bir üne kavuşmuşlardı.

Agora bölgesinde çok sayıda tam boy heykel keşfedilmiş olup, gerçek bir ekolü işaret eden deneme ve tamamlanmamış parçalar kanıt olarak bulunmaktadır.
Genellikle girland ve sütunlardan oluşan desenlerle süslenmiş lahitler çevrede yapılan kazılarda ortaya çıkarılmıştır.
Tapınak binasının karakteri, 5.yüzyılda bir Hristiyan bazilikası haline dönüşünce değişmiştir. Bu yapının, İmparator Zeno’nun emriyle yaklaşık 481-484 yılları arasında yıkıldığı düşünülmektedir.
Hadrianus Hamamı
Roma İmparatoru Hadrian, Anadolu gezilerinden birinde Afrodisias’ı ziyaret etmiştir.
Kent meclisi, bu önemli ziyaretin anısına bu hamamları inşa ettirmiştir. Hamam kompleksi, kadınlar ve erkekler için ayrı ayrı tasarlanmış iki büyük bölümden oluşmaktadır.

Hadrianus Hamamı
Yapının kuzey tarafındaki ana girişin hemen önünde, köşelerinde büyük sütunların yer aldığı mermer bir havuz bulunmaktadır. Girişin sağ tarafında, birbiriyle paralel odalar sıralanmıştır. Bu odalar, hamamın farklı işlevlere sahip bölümlerini oluşturmaktadır.
Bunlar: Soyunma-giyinme odası Apoditerium, Soğukluk bölümü Frigidarium, Ilıklık bölümü Tepidarium, Sıcaklık bölümü Caldarium şeklinde sıralanmaktadır.
Stadyum
Aphrodisias Stadyumu, kentin en iyi korunmuş ve en görkemli yapıtı olmanın yanı sıra Ege bölgesindeki eski stadyumlardan en iyi korunanıdır.
Stadyum, uzun süre boyunca atletik etkinliklere ev sahipliği yapmıştır. Ancak 7. yüzyılda meydana gelen şiddetli bir deprem, kentin tiyatrosuna ağır hasar vermiştir.

Stadyum
Bu felaketin ardından, tiyatroda daha önce gerçekleştirilen bazı etkinlikler için stadyumun bir bölümü yeniden düzenlenmiştir.
Stadyum, Delfi Stadyumu’ndan bile çok daha büyük ve yapısal olarak daha kapsamlı olduğundan, muhtemelen Akdeniz’de türünün en iyi korunmuş yapılarından birini oluşturmaktadır.
Sebasteion Tapınağı
Sebasteion, ya da Augusteum propilonu üzerindeki 1. yüzyıldan kalma bir yazıta göre tapınak, Afrodit’e, yüce Augustus’a ve insanlara ortaklaşa adanmıştır.
Güney portikoda bulunan bir kabartma ilginç bir sahneyi tasvir etmektedir. Bu kabartmada, Afrodisias kentinin kişileştirilmiş hali, promētōr (ana anne veya atadan kalma anne) olarak saygı gören Afrodisias Afrodit’inin kült heykeline adak sunarken gösterilmektedir.
Sebasteion Propylonu
Sebasteion Propylon’unun batı tarafının anastylosis’i 2012‘de başlamış, 2013’te de devam etmiştir. Bütün yapının temeli onarılmış, çalışma İon düzenindeki kata yoğunlaşmıştır.

Sebasteion Propylonu
İon düzenindeki mevcut bloklar elden geçirilmiş, bulunamayan kaideler, sütun tamburları ve başlıkların kalıpları alınarak kopyaları hazırlanmıştır. Çalışma birinci katın sütunlarının dikilmesiyle başlamış, özellikle kapının güney yarısına yoğunlaşmıştır.
Güney Agora ve Havuz
Güney Agora havuzunun doğu ve batısındaki kısımlar Kenan Erim tarafından 1980’lerde kazılmıştır. 2011’de havuzun su sisteminin detaylı bir incelemesi yapıldıktan ve 2012’de test açmaları açıldıktan sonra, Mica ve Ahmet Ertegün tarafından finanse edilen, havuzu ve etrafını kazmak amaçlı beş yıllık bir projeye başlanmıştır.

Güney Agora ve Havuz Projesi
Mavi at heykeli
Koyu mavi-gri mermerden yapılmış dört nala koşan bu at 1970 yılında Bazilika’nın içinde, kaidesinin kalıntıları yanında bulunmuştur.
Atın üzerinde, küçük demir iğnelerle atın sırtına tutturulmuş, kedi derisi şeklinde altın kaplama bronz bir eğerin izleri görülür.
Mavi at heykeli
At, kahraman gibi betimlenmiş çıplak bir genç tarafından sürülmektedir. Beyaz mermerden yapılmış bu genç erkek figürünün sadece tek bir baldırı günümüze ulaşmıştır. Kalçasındaki kenet yerinden anlaşıldığı üzere bu kahraman genç, attan düşerken betimlenmiştir.
Tetrapylon Caddesi
Tetrapylon’dan Sebasteion Propylon’a uzanan kuzey-güney caddesindeki kazılar Afrodisias’ın geç antik, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı tarihini aydınlatmak ve bu caddeyi ziyaretçilere açmak amacıyla yapılmıştır.
Sikke ve Seramikler
Son yıllardaki kazılardan çıkmış bütün sikkeleri bir katalog hâlinde derleme çalışması Ahmet Tolga Tek ve ona yardımcı olan Hüseyin Köker tarafından yapılmıştır.

Roma ve Geç Roma seramiği çalışmaları ise Ulrike Outschar yönetiminde ve Hüseyin Erpehlivan yardımlarıyla sürdürülmüştür.
