KURAP Nisan Ayında Go Global ile Birlikte Toplandı

Kurumsal Acenteler Platformu KURAP’ın Nisan ayı olağan toplantısı, Go Global ev sahipliğinde Polat Renaissance Bosphorus Oteli'nde düzenlendi.

Çözüm ortaklarımızdan olan Go Global, satış arttırıcı yeni yöntemlerinin de yer aldığı bir sunum yaptı.

 

Toplantının ikinci bölümünde üyemiz Vista Turizm'in yapay zeka iş ortağı AME EXCELLENCE IN AI şirketi ile geliştirdiği "Yapay Zeka ile Kurumsal Seyahat Operasyonunu Yeniden Düşünmek" konulu sunumu, konunun uzmanları tarafından anlatıldı.

Önümüzdeki dönemde yol almamız gereken konuları ortaya koyan ilham verici sunumları için AME'ye ve toplantımıza ev sahipliği yapan Go Global'e içten teşekkürlerimizi sunarız.


Turizmde Gıda İsrafını Önlemek İçin “Değişiklik Reçetesi”

Değişiklik Reçetesi Birleşmiş Milletler Çevre Programı ve Turizm Bölümü tarafından başlatılan çığır açıcı bir program.

Amacı dünyayı bekleyen en büyük tehlikelerden biri sayılan açlığın gıda israfını azaltarak önlenmesi.

Acil olan bu program turizm sektöründeki büyük oyuncuların benimsemesi ile hız kazanmış durumda.

Sektörün başta gelen turizm şirketleri kanalıyla geçen yıl seyahat eden 600 milyon gezginin yarattığı ciro yaklaşık 60 milyar Amerikan Doları.

Bu cironun içindeki gıda harcaması düşünülürse gıda artıklarının ne kadar büyük bir hacme ulaştığı rahatlıkla tahmin edilebilir.

Tüketicinin davranış biçimi değiştirildiği durumda israf azalacak, sürdürülebilir gıda sistemine geçiş sağlanabilecektir.

Değişiklik Reçetesi’nin uygulanabilmesi için turizm sektörünün katılımcıları, operasyonları sırasında gıda israfının miktarını ve çeşitliliğini ölçecekler ve Sürdürülebilir Gelişim Hedefinde yer alan 2030 yılına kadar gıda israfının yarıya indirilebilmesi için davranış biçimlerinin nasıl şekillendirilebileceğini gözlemleyecekler.

Birleşmiş Milletler Turizm Bölümü genel sekreteri Shaikha Al Nuwais, dünyada her gün 2.3 milyar kişinin küresel ısınma nedeniyle yeterli gıdayı alamadığını, bunun önleminin acil olarak alınması gerektiğini söyledi.

Turizm sektörünün önde gelenlerinden harekete geçme sözü 

Sektörün önde gelen kuruluşları Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) ve Turizm Bölümü, önde gelen turizm şirketlerinin programa katılarak destek vereceklerini söylediler. Bu kuruluşlar şöyle:

Accor, Constance Hotels & Resorts, Club Med, easyJet holidays, Grupo Posadas, Hilton, Iberostar Hotels & Resorts, Minor Hotels, Meliá Hotels International, Radisson Hotel Group, Six Senses, TUI Group, Lightblue Consulting and Winnow.


Osmanlı Minyatür Sanatı

Minyatür sanatı Osmanlı saray kültürünü yansıtarak, el yazmaları gibi lüks öğeleri süsleyen genelde padişah ve diğer yüksek mertebelilere sunulmuş bir sanat şeklidir.

Minyatür sanatının Osmanlı himayesinde gelişip özgün Osmanlı minyatürü haline gelmesi Fatih Sultan Mehmet'ten Kanuni Sultan Süleyman'a kadar olan dönemde gerçekleşmiş, 18. yüzyıla kadar da minyatür sanatı Osmanlı sarayında önemli bir yer teşkil etmiştir.

Nakkaşhaneler

Osmanlı devletinde süslü el yazma üretiminin ana kaynağı Osmanlı İmparatorluk Nakkaşhanesi olmuştur.

Nakkaşhane İstanbul'un fethinden kısa bir süre sonra Fatih Sultan Mehmed tarafından Topkapı Sarayı'nın hemen dışında inşa edilmiştir.

Nakkaşların eserleri tahta oymacılığından, seramik ve minyatür sanatına kadar geniş bir çeşitlilik içermiştir.

Nakkaşhane

16. yüzyıl boyunca Osmanlı Nakkaşhanesinde özellikle Herat, Semerkant, Şiraz, Bağdat ve Tebriz saraylarından nakkaşların getirilmesiyle büyük değişimler yaşanmıştır.

Sonrasında da Balkanlar, Avrupa ve Orta Asya'dan resim ustalarının gelişiyle resimde batı ve doğu usulleri Osmanlı nakkaşhanesinde harmanlanmıştır.

Osmanlı Minyatür Sanatının Gelişimi ve Tarihçesi

Minyatür sanatının Osmanlılara geçişi Osmanlıların etkileşim içerisinde bulunduğu, kendinden önce ve aynı dönem var olmuş İlhanlılar, Batı İran, Irak ve Kafkasya yöresinde bulunan Karakoyunlular, Kuzey Batı İran ve Doğu Anadolu'da bulunan Akkoyunlular, İran ve Orta Asya'da bulunan Timurlular ve Memlûkler vasıtasıyla olmuştur.

Özellikle Fars kültürü Osmanlı Saray kültürüne model olmuş ve Osmanlı sanatı ve edebiyatı Fars kültüründen güçlü bir şekilde etkilenmiştir.

Fatih Sultan Mehmed dönemi

Fatih'in minyatür sanatına olan ilgisi bu sanatın gelişiminde önemli rol oynamıştır. Fatih Sultan Mehmed İstanbul fethedilmeden evvel Edirne'de bir saray Nakkaşhanesi, fetihten sonra da İstanbul'da Topkapı Sarayı'nın yakınlarına İmparatorluk Nakkaşhanesi yaptırmıştır.

Fatih Sultan Mehmed'in imparatorluk vizyonunun bir parçası olarak sanata büyük önem vermiş olmasından dolayı, bu dönemde imparatorluğun tüm bölgelerinden ve ötesinden sanatkârlar İstanbul'a getirilmiştir.

Yine bu dönemde önemli İtalyan ressamlar İstanbul'a çağrılmış ve bu ressamlar tekniklerini Osmanlı sanatkârlarıyla paylaşmışlardır.

Venedikli sanatçı Costanzo da Ferrara 1477-1478 yılları arasında İstanbul'a gelmiş ve Fatih'in büst portresini yapmıştır.

Fatih Sultan Mehmed portre Costanzo da Ferrara

1479 yılında da diğer bir Venedikli ressam Gentile Bellini İstanbul'a gelip 1481 yılına kadar Osmanlı sarayında ikamet etmiştir. Bu ressam da Costanzo da Ferrara gibi Fatih Sultan Mehmed'in portresini yapan ressamdır.

15. yüzyıl sonları, 16. yüzyıl başlarında Osmanlı Minyatür Sanatı

II. Beyazıt, I. Selim ve Kanuni Sultan Süleyman dönemlerinde Osmanlı minyatür sanatı büyük gelişim ve dönüşüm göstermiştir. Osmanlı hanedanlığının sanat vasıtasıyla yüceltilmesi bu dönemde de yer bulmuş, dolayısıyla Osmanlı minyatür sanatı da önemini artırmıştır.

I. Selim döneminde, Osmanlı İmparatorluk Nakkaşhanesinde büyük değişikliklere yol açacak olan İran'dan imparatorluğa gelen sanatkârlar göçü yaşanmıştır.

1514 yılında Çaldıran Muharebesi'nde I. Selim Safevî devletini yenilgiye uğratmış ve Batı İran'da bulunan Safevî başkenti Tebriz'i ele geçirmiştir.

Tebriz'in kısa sürede terk edilmesine rağmen I. Selim Tebriz'den önemli sayıda sanatçı ve ressamı İstanbul'a getirtmiştir.

Osmanlı minyatür sanatı ilk gelişmeye başladığı dönemden beri Fars minyatüründen ve sanatçılarından etkilenmiştir.

Öyle ki İmparatorluk Nakkaşhanesi ilk kuruluşundan itibaren sürekli Fars minyatür ustaları bulundurmuştur.

Herat'tan, Semerkant'tan, Diyarbakır'dan, Şiraz ve Bağdat'tan zaman zaman minyatür ustaları ve ressamların İstanbul İmparatorluk Nakkaşhanesine katılmaları olağan olmuştur. Bu ressamlar sayesinde Osmanlı minyatürü, Tebriz minyatürünün detaylandırılmış süsleme ve dokusunu benimsemiştir.

Batılı sanatçıların ve batı sanatının, Fatih döneminde Osmanlı minyatürüne yaptığı etkiden sonra Osmanlı minyatür tarihindeki ikinci büyük etki gerçekleştirilmiştir.

Matrakçı Nasuh – 1530’lar Galata Surları minyatürü

Osmanlı minyatür tarihindeki üçüncü büyük değişim ise Osmanlıların Akdeniz'de bir deniz kuvveti olmasıyla başlamıştır.

Osmanlıların denizcilikle ilgilenmeleri Akdeniz medeniyetleriyle etkileşimini artırmıştır. Sonrasında da Akdeniz topluluklarının ustalaştığı Kartografya, Portolan harita ve denizcilik Atlası gibi çizim teknikleriyle yakın temas halinde olmuşlardır.

Kartografya'nın Osmanlı minyatürüyle etkileşiminden doğan iki büyük eser Kitab-ı Bahriye ve Beyan-ı Menazil-i Sefer-i Irakeyn, Kanuni Sultan Süleyman döneminde tamamlanmıştır.

Haseki Sultan odası

Piri Reis'in Kitab-ı Bahriye'si Osmanlı tarihinde en fazla yeniden üretilen lüks kitaplardan birisi olmuştur.

Harita çizimiyle minyatür sanatının birlikte arz edilmesinde Matrakçı Nasuh önemli rol oynamıştır. Nasuh Kanuni Sultan Süleyman tarafından Beyan-ı Menazil'i yapmakla görevlendirilmiş, Süleyman'ın 1534-1535 yıllarındaki doğu seferini konu edinen bu eseri 1537 yılında tamamlamıştır.

Osmanlı Minyatürünün Zirve Dönemi

Kanuni Sultan Süleyman, II. Selim ve III. Murad dönemlerinde Osmanlı minyatür sanatı doruk noktasına ulaşmıştır.

15. yüzyıl sonları ve 16. yüzyıl başlarında gerçekleşen batı resmiyle ve Akdeniz haritacılığıyla gerçekleşen etkileşimin ve İran'dan İstanbul'a olan ünlü İranlı minyatür ustalarının göçünün minyatür sanatına getirdiği değişimler bu dönemde yerine oturmuş ve tümüyle farklı bir minyatür sanatının Osmanlı himayesinde oluşumunu sağlamıştır.

Diğer taraftan bu dönemde fetihlerin sağladığı zenginlik ve refah bu sanata verilen önemi daha da artırmıştır.

Osmanlı minyatür sanatında 16. yüzyıl sonlarında yaşanan en büyük gelişme şehnâmeciliğin öneminin artması ve Osmanlı sarayında yer bulmasıdır.

Orijinal Şehnâme, ünlü İranlı şair Firdevsî (940-1020) tarafından efsanevi Fars krallarının ve kahramanlarının hayatları üzerine yazılmıştır.

Firdevsi Şehname minyatürlerinden

Firdevsî'nin Şehnâme'si sonraki yüzyıllarda Orta Asya ve İran'da sıklıkla yeniden üretilmiştir. Bu tür ise Osmanlı'da şekil değiştirmiş efsanevi karakterlerin destansı öykülerinden ziyade Osmanlı hanedanını konu etmiştir.

Osmanlı minyatür sanatı tarihinde en önemli üç şehnâmeci Fetullah Arif Çelebi, Seyyid Lokman ve Talikizade olmuştur.

Seyyid Lokman, Sultan Süleyman, II. Selim ve III. Murad dönemlerinde de eserler üretmiştir. Eserlerinde esas olarak Osmanlı İmparatorluk Nakkaşhanesinden Nakkaş Osman'la beraber çalışmıştır.

Nakkaş Osman minyatür sanatının en önemli ustaları arasında gösterilmektedir. Osman eserlerinde Fars geleneğinde olduğu gibi aşırı süslemelere yer vermiş öte yandan tarihsel gerçekliğe odaklanmıştır. Şehir çizimlerinde de Matrakçı Nasuh'tan etkilenmiştir.

Sultan Süleyman'ın son yıllarıyla ilgili Zafername, II. Selim'in hükümdarlığı ile ilgili Şehnâme-i Selim Han ve III. Murad'ın ilk dönemlerine ait Şehinşehnâme, Nakkaş Osman'la Seyyid Lokman'ın ilk ortak çalışmaları arasında yer almıştır.

17. ve 18. Yüzyıllar

17. yüzyılda fetihlerin durmasıyla, genel olarak fetihlere ve zaferlere dayanan Şehnâme sanatı da durgunluk dönemine girmiştir.

İlerleyen dönemde Şehnâme, Silsilename'ye doğru bir evrilme yaşamış, eserlerin konuları da daha çok Osmanlı hanedanlığı soy ağacı betimlemesine doğru bir kayış içerisine girmiştir.

Osmanlı minyatür sanatının son önemli eserleri erken 18. yüzyılda Levnî (Abdülcelil Çelebi)'nin eserleriyle olmuştur. Levnî'nin Surname-i Vehbi kitabındaki minyatürleri kendisinin en parlak eserleri arasında gösterilmiştir.

18. yüzyıl ortalarından itibaren batı resim usullerinin Osmanlı'da daha fazla önem kazanmasıyla Osmanlı'nın fetihlerini ve zaferlerini konu edinen Osmanlı minyatür sanatı eski önemini yitirip yok olmuştur.


Birleşmiş Millet’lerin 2027 Yol Haritası

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kendi bünyesindeki Turizm Bölümünü 2027 yılının uluslararası çapta sürdürülebilirlik ve zorluklara dayanabilme gücünü gösterebilme yılı olarak kabul edilmesi için görevlendirdi.

Yeni yol haritasının lanse edilmesiyle bu organizasyon üstüne düşen sorumluluğu kabul etme konusunda yeni bir adım attı.

Yol Haritası Genel Kurula katılan tüm milletlerin iş birliğinin bir ürünü olup Birleşmiş Milletler Turizm Bölümü'nün Turizm ve Sürdürülebilirlik (CTS) konusunda görev alan uzmanlar tarafından memnuniyetle karşılandı.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Shaikha Al Nuwais "Sürdürülebilirlik ve engellere direnç gösterebilme gücü son hedefimiz değildir. Bunlar devam eden bir uğraşın parçasıdır. 2027 yılı Sürdürülebilir ve Dirençli Turizm hareketine uluslararası katında en önemli turizm projesi olarak bakılmalı ve 2030 yılının büyük hedefine erişebilmek için atılacak en büyük adım olarak anlaşılmalıdır" şeklinde konuştu.

Madrid'te yapılan toplantıda, katılımcı tüm üyelere yapılacak işlemler detaylı şekilde aktarıldı ve projenin önemi vurgulandı.

Öte yandan toplantıya başkanlık eden Kosta Rika Turizm Bakanı William Rodríguez López "Turizm alanının başta gelenleri olarak turizm sektörünün ülkelerin gelişim politikasını ve iklim değişikliğinin zararlı etkilerini olumlu şekle dönüştürecek gücü olduğunu biliyor ve her durumda bunu vurguluyoruz" şeklinde görüş bildirdi.


KURAP Mart Ayında Sapanca Elite World Hotel’de toplandı

Kurumsal Acenteler Platformu KURAP Mart ayı olağan toplantısı 10 Mart 2026 Salı günü Sapanca Elite World Hotel ev sahipliğinde gerçekleşmiştir.

Görüşülen konulardan birincisi ve en önemlisi Ortadoğu'da devam eden savaşın bölgesel ve küresel düzeyde doğurabileceği siyasi ve ekonomik sonuçların turizme etkileri oldu.

Yapay zekâ teknolojilerinin geleceği ve kurumsal seyahat acentelerine vereceği olumlu katkı ve zararlarının neler olabileceği konusunda fikir paylaşımı yapıldı.

Fransa Büyükelçisi'nin verdiği bir röportajda belirttiği vizeler ile ilgili beyanının değerlendirilmesi de gündem maddelerinden biriydi.

Elite World Hotels üst düzey yönetiminin otel tanıtımı sonrası verdiği akşam yemeği davetiyle etkinlik sonlandı.

Elite World Sapanca Ailesine mükemmel ev sahiplikleri için teşekkür ediyoruz.


Turizmde Yeni İş Kolları Sektörü Şekillendiriyor

Turizm sektörü hızla değişiyor. Seyahat edenler daha özgün, kişisel ve anlamlı deneyimler yaşama peşindeler.

Dijital araçlar, sosyal medya ve sürdürülebilirlik kaygısı turizm alanında yeni iş kolları yaratmakta. Wellbeing’e olan ilginin artışının da bu değişimde elbette payı bulunuyor.

Küçük oteller ve doğa dostu lodgelar bu değişimden yararlanma fırsatını elde ederek konusunda uzman danışmanların yardımıyla müşteri memnuniyetini daha yukarı çekme fırsatına sahip oldular.

Lüks konaklamalarda ultra kişisellik

Lüks segmentte her türlü servis her müşteri için kişisel olmak zorundadır. Otellerdeki müşteri ilişkileri yöneticisinin görevi konaklamanın tüm safhalarında standartları aşmak, adeta ezber bozmaktır. Bu kişilere özel müşteri direktörü de denilmektedir.

Özel müşteri direktörleri karşılama ritüellerini, oda düzenini, yeme içme detaylarını ve sağlık için yapılması gerekenleri tasarlarlar.

Wellness küratörü ise spa yöneticisinden daha fazlasını yapar. Onlar yeme içme, spor ve ruhsal terapiler için kişisel programlar düzenlerler. Böylelikle konaklama bir değişim yolculuğu haline dönüşür.

Global Wellness Enstitüsü wellness ekonomisinin 2025 yılında 6.8 trilyon dolara ulaştığını ve içinde bulunduğumuz yıl için yüzde 7.6 büyüme öngördüklerini açıkladı.

Bu rakamın 2029 yılında 9.8 trilyon dolara çıkmasının mümkün olacağı, bunun da wellness turizminin büyük bir potansiyele sahip olduğunu gösterdiği ifade edildi.

Özel mahzen yöneticiliği uzmanlık isteyen bir iştir. Bu kişi yatlarda ve resortlarda şarap koleksiyonlarını müşterileri için seçer, şarap tadımı etkinliğini yerine getirir.

Deneyimsel roller

Misafirler sadece konaklamakla, etrafı görmek ve yemek yemekle yetinmek istemezler. Ayrıca döndüklerinde çevresine anlatacakları hikayelerinin olmasını da arzularlar.

Eğlenceden sorumlu olan yöneticiler gösterileri, workshopları ve cruise yolculuklarında etkinlikleri düzenleyen kişilerdir.

Karanlık gökyüzü seyrinden sorumlu olan yönetici dolunayın olmadığı zamanlarda yıldız gözlemine ve fotoğraf çekimine öncülük eder.

Profesyonel gastronom malzeme araştırma ve tedarik etme görevine sahiptir. Yörenin endemik otlarını, sebzelerini, meyvelerini, su mahsullerini toplayarak menüde bunlara öncelik tanır.

Doğa, sorumluluk ve sosyal etki

Macera yaşamak için yetenekli ve deneyimli rehberlere ihtiyaç vardır. Yaban hayatı eğitmeni turistlerle hayvanların ilişkilerini her iki tarafa da zarar vermeyecek şekilde organize eder. Bunun için görevlilerin zooloji ve güvenlik tedbirleri üzerine eğitim almış olmaları gerekir.

Onlar doğayı korurlar ve misafirlerin deneyimlerini artırmayı amaçlarlar.

Yerel halkla bütünleşme görevlileri civar köylere turlar düzenleyerek turistlerin yerel halkla iletişim kurmasına ve yörenin kültürünü, örf ve adetlerini tanımasına, yöre halkının üretmiş olduğu ürünlerin pazarlanmasına yardımcı olurlar.

Fotoğrafçılar ve video çekenler Instagram'da yayımlanmak üzere mekandaki aktivitelerin fotoğraf ve videolarını çekerler.

Böylelikle misafirlerin yaşadıkları anlar takipçilerin paylaşacağı hikayelere dönüşür. Bu paylaşım ayrıca diğerlerini seyahat için motive eder.

Turizm bilgi analistleri arka planda rezervasyonların yapılış şekillerini, misafir tercihlerini, yoğun zaman aralıklarını ve müşteri geri dönüşlerini izler ve bunu bir rapor haline getirerek yöneticilere sunar.

Bu analizler hizmet kalitesinin daha fazla artmasını sağlar.

Yukarıda sıralanan yeni turizm iş alanları bizlere turizmin değiştiğini gösteriyor.
Turizm şimdiki zamanda derinliğe, gerçeğe, şeffaflığa, özgünlüğe ve en önemlisi kişisel dokunuşa odaklanmış durumda.
Bu değişim ve gelişim, çekiciliği artırmakta ve müşteri sadakatini pekiştirmekte. Aynı zamanda bu söylediklerimiz ağırlama sektöründeki şirketlerin rekabete dayanıklılığına da fayda sağlayacaktır.


Bir Karya Kenti Afrodisias

Afrodisias Octavian tarafından “Tüm Asya’dan kendime bu kenti seçtim.” sözleriyle koruma altına alınmış ve Roma Senatosu tarafından M.Ö. 39 yılında vergi muafiyeti ve özerklik gibi ayrıcalıklar tanındıktan sonra hızla gelişmeye başlamıştır.

Afrodisyas tanrıça Afrodit'e adanmıştır. Aydın’ın Karacasu ilçesine bağlı Geyre mahallesinin bulunduğu yerde bulunan Antik Yunan kentidir.

2009'da UNESCO tarafından Dünya Mirası Geçici Listesi'ne dâhil edilen Afrodisias, 2017'de ise Dünya Mirası olarak tescil edildi.

Tarihçe

M.Ö. 5. yüzyılda kurulan kent, Roma İmparatorluğu döneminde gelişmiş, M.Ö. 1. yüzyıl ile M.S. 5. yüzyıllar arasında, başta heykelcilik olmak üzere önemli bir sanat merkezi haline gelmiştir.

Afrodisias Afrodit tapınağıyla ve Afrodit adına yapılan törenlerle ün salmıştır.

M.S. 1. yüzyılın başlarında tamamlanan mermer tapınağın yapımını finanse eden seçkin yerel ailelerin isimleri sütunlar üzerine yazılmış, tapınağın kurucusu olarak kabul edilen Gaius Julius Zoilos, yaşamı boyunca Aphrodite rahibi unvanı ile onurlandırılmıştır.

Ören Yeri

Kent 7. yüzyıldan itibaren paganizm çağrışımlı Afrodisias ismini terkederek Hristiyanlık etkisiyle Stavropolis (Haç kenti) şeklinde adlandırılmıştır.

Bizans İmparatorluğu döneminde bölge, antik çağ Karya'sına nazaran daha iç bölgede yer almasına rağmen, Karya olarak anılmaya başlamıştır. 1260 yılından itibaren Türklerin bölgede egemenlik kurması ile Karia ismi Geyre olarak Türkçeye yansımıştır.

Kazılar ve diğer çalışmalar

Afrodisias'ın medyada sıklıkla ünlü fotoğrafçı Ara Güler tarafından tesadüfi biçimde keşfedildiği söylense de, antik kent, 18. yüzyıldan bu yana bilinmektedir.

İlk keşfedildiği bu dönemde şehir duvarlarına işlenmiş zengin yazıt koleksiyonunu kayıt altına almak üzere antik kente birçok keşif gezisi düzenlenmiştir.

Ara Güler'in katkısı yıllar sonra uluslararası camiada bu antik kentin ihtişamının tekrar öne çıkarılmasına katkıda bulunması olmuştur.

Ara Güler köydeki insanların Aphrodisias'a ait sütun ve taşları, evlerinin ve işyerlerinin belli kısımlarında kullandıklarını görmüştür. Geri döndüğünde çektiği fotoğrafları dönemin sanatçı-aydınlarına göstermiş ancak ilgilenen olmamıştır.

Daha sonra bir Amerikan dergisine fotoğraflarla birlikte yazıları göndermiş ve büyük ilgiyle karşılanmıştır.

Kendisinden daha detaylı yazılar istenince Ara Güler Kenan Erim ile görüşür. Kenan Erim de hafriyatlar için gerekli izinleri alıp detaylı çalışmalara başlar.

Afrodisias kazılarının kapsamlı başlangıcı, 1961 yılından ölümüne kadar tüm kariyerini buraya adayan Kenan Erim'e dayanmaktadır.

Kalıntıların zenginliği nedeniyle kazıların başlangıcında inşa edilen Geyre Müzesi'nin yetersiz kalması nedeniyle daha sona yeni bir Afrodisias Müzesi'nin kurulması için çalışmalar başlatılmıştır.

1 Haziran 2008'de Afrodisias antik kentinde müzeye ek olarak Sebasteion-Sevgi Gönül Salonu açılmıştır.

Mimari yapılar, konservasyon ve restorasyon

Tetrapylon (Anıtsal Kapı)

Tetrapylon (Anıtsal Kapı)

Bu yapı, Afrodit Aphrodisias Kutsal Alanı'nın önündeki büyük ön avluya giden yolun başlangıcında bulunmaktadır. Tetrapylon'un inşa tarihi yaklaşık olarak M.S. 200 yılına dayanmaktadır.

Tetrapylon, Korinth düzeninde inşa edilmiş anıtsal bir yapıdır. İsmi Hellence'den gelir: tetra dört, pylon ise kapı anlamını taşır. Bu yapı, dört yönünde dörder sütun bulunması nedeniyle bu adla anılmaktadır.

Tetrapylon'un hemen doğusunda, Afrodisias'ın ünlü mermer ocaklarından çıkarılan beyaz mermerden yapılmış sade bir mezar bulunmaktadır. Bu mezar, 1961'den 1990'a kadar hayatının büyük bir bölümünü Afrodisias'ın kazılmasına ve dünyaya tanıtılmasına adayan Prof. Dr. Kenan T. Erim'e aittir.

Aphrodite Tapınağı

Tapınağın ilk yapımı Arkaik devirde gerçekleştirilmiştir. Afrodit Tapınağı şehrin odak noktasıdır. Afrodisias'ın heykeltıraşları, yöredeki zengin mermer kaynaklarını ustaca kullanarak büyük bir üne kavuşmuşlardı.

Agora bölgesinde çok sayıda tam boy heykel keşfedilmiş olup, gerçek bir ekolü işaret eden deneme ve tamamlanmamış parçalar kanıt olarak bulunmaktadır.

Genellikle girland ve sütunlardan oluşan desenlerle süslenmiş lahitler çevrede yapılan kazılarda ortaya çıkarılmıştır.

Tapınak binasının karakteri, 5.yüzyılda bir Hristiyan bazilikası haline dönüşünce değişmiştir. Bu yapının, İmparator Zeno'nun emriyle yaklaşık 481-484 yılları arasında yıkıldığı düşünülmektedir.

Hadrianus Hamamı

Roma İmparatoru Hadrian, Anadolu gezilerinden birinde Afrodisias'ı ziyaret etmiştir.

Kent meclisi, bu önemli ziyaretin anısına bu hamamları inşa ettirmiştir. Hamam kompleksi, kadınlar ve erkekler için ayrı ayrı tasarlanmış iki büyük bölümden oluşmaktadır.

Hadrianus Hamamı

Yapının kuzey tarafındaki ana girişin hemen önünde, köşelerinde büyük sütunların yer aldığı mermer bir havuz bulunmaktadır. Girişin sağ tarafında, birbiriyle paralel odalar sıralanmıştır. Bu odalar, hamamın farklı işlevlere sahip bölümlerini oluşturmaktadır.

Bunlar: Soyunma-giyinme odası Apoditerium, Soğukluk bölümü Frigidarium, Ilıklık bölümü Tepidarium, Sıcaklık bölümü Caldarium şeklinde sıralanmaktadır.

Stadyum

Aphrodisias Stadyumu, kentin en iyi korunmuş ve en görkemli yapıtı olmanın yanı sıra Ege bölgesindeki eski stadyumlardan en iyi korunanıdır.

Stadyum, uzun süre boyunca atletik etkinliklere ev sahipliği yapmıştır. Ancak 7. yüzyılda meydana gelen şiddetli bir deprem, kentin tiyatrosuna ağır hasar vermiştir.

Stadyum

Bu felaketin ardından, tiyatroda daha önce gerçekleştirilen bazı etkinlikler için stadyumun bir bölümü yeniden düzenlenmiştir.

Stadyum, Delfi Stadyumu'ndan bile çok daha büyük ve yapısal olarak daha kapsamlı olduğundan, muhtemelen Akdeniz'de türünün en iyi korunmuş yapılarından birini oluşturmaktadır.

Sebasteion Tapınağı

Sebasteion, ya da Augusteum propilonu üzerindeki 1. yüzyıldan kalma bir yazıta göre tapınak, Afrodit'e, yüce Augustus'a ve insanlara ortaklaşa adanmıştır.

Güney portikoda bulunan bir kabartma ilginç bir sahneyi tasvir etmektedir. Bu kabartmada, Afrodisias kentinin kişileştirilmiş hali, promētōr (ana anne veya atadan kalma anne) olarak saygı gören Afrodisias Afrodit'inin kült heykeline adak sunarken gösterilmektedir.

Sebasteion Propylonu

Sebasteion Propylon'unun batı tarafının anastylosis'i 2012‘de başlamış, 2013'te de devam etmiştir. Bütün yapının temeli onarılmış, çalışma İon düzenindeki kata yoğunlaşmıştır.

Sebasteion Propylonu

İon düzenindeki mevcut bloklar elden geçirilmiş, bulunamayan kaideler, sütun tamburları ve başlıkların kalıpları alınarak kopyaları hazırlanmıştır. Çalışma birinci katın sütunlarının dikilmesiyle başlamış, özellikle kapının güney yarısına yoğunlaşmıştır.

Güney Agora ve Havuz

Güney Agora havuzunun doğu ve batısındaki kısımlar Kenan Erim tarafından 1980'lerde kazılmıştır. 2011'de havuzun su sisteminin detaylı bir incelemesi yapıldıktan ve 2012'de test açmaları açıldıktan sonra, Mica ve Ahmet Ertegün tarafından finanse edilen, havuzu ve etrafını kazmak amaçlı beş yıllık bir projeye başlanmıştır.

Güney Agora ve Havuz Projesi

Mavi at heykeli

Koyu mavi-gri mermerden yapılmış dört nala koşan bu at 1970 yılında Bazilika’nın içinde, kaidesinin kalıntıları yanında bulunmuştur.

Atın üzerinde, küçük demir iğnelerle atın sırtına tutturulmuş, kedi derisi şeklinde altın kaplama bronz bir eğerin izleri görülür.

Mavi at heykeli

At, kahraman gibi betimlenmiş çıplak bir genç tarafından sürülmektedir. Beyaz mermerden yapılmış bu genç erkek figürünün sadece tek bir baldırı günümüze ulaşmıştır. Kalçasındaki kenet yerinden anlaşıldığı üzere bu kahraman genç, attan düşerken betimlenmiştir.

Tetrapylon Caddesi

Tetrapylon'dan Sebasteion Propylon'a uzanan kuzey-güney caddesindeki kazılar Afrodisias'ın geç antik, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı tarihini aydınlatmak ve bu caddeyi ziyaretçilere açmak amacıyla yapılmıştır.

Sikke ve Seramikler

Son yıllardaki kazılardan çıkmış bütün sikkeleri bir katalog hâlinde derleme çalışması Ahmet Tolga Tek ve ona yardımcı olan Hüseyin Köker tarafından yapılmıştır.

Roma ve Geç Roma seramiği çalışmaları ise Ulrike Outschar yönetiminde ve Hüseyin Erpehlivan yardımlarıyla sürdürülmüştür.


Bu Yılın En Gözde 5 Seyahat Destinasyonu

Bu yılın en çok seyahat edilmesi önerilen yer seçiminde, turizm vasıtasıyla yerel halk topluluklarına destek veren, çevreye saygılı ve kültürel miraslarını korumaya özen gösteren destinasyonlar yer aldı.

Seçimi yapanlar arasında BBC’nin tecrübeli gazetecileri ve dünyanın önde gelen sürdürülebilir seyahat uzmanları bulundu.

Bunlardan sadece beşini aşağıda sunuyoruz.

Colchagua Vadisi – Şili

Santiago’nun güneyinde bulunan Colchagua Vadisi, karla kaplı And Dağları’ndan Pasifik kıyısındaki Tinguiririca Nehri tarafından oyulan vadi boyunca Arjantin sınırına kadar uzanır.

Bu vadide yetişen üzümlerden yapılan şaraplar, özellikle günümüzde uluslararası bir üne sahiptir.

Üzüm bağlarından Viu Manent, Los Vascos, Casa Silva ve MontGras; Santiago’dan Atacama’ya giden turistlerin birkaç günlerini burada geçirip şarap tadımı yaptıkları uğrak yerler haline gelmiş durumda.

Şarap bağlarında ayrıca konaklama imkânı da mevcuttur. Lapostolle ailesinin mükemmel mimariye sahip Clos Apalta’daki modern tarzda inşa edilmiş 10 villası, Cabernet ve Syrah üzümlerinin yetiştiği dağ manzaralı büyüleyici bir panoramada konaklama imkânı sunmaktadır.

Cerro Chaman Gözlemevi

Üzüm bağlarının dışında, Şili’nin bir kovboy diyarı olduğunu ve Cerro Chaman Gözlemevi ile dünyanın en iyi gökyüzü gözlemi yapılabilecek yerlerinden biri olduğunu da belirtmek gerekir.

Kosta Rika

Kosta Rika, gezegenimizin biyolojik çeşitlilik açısından en önemli noktalarından biridir.

Burayı ziyaret eden gezginler, yaban hayatı ile wellness’in nadir olarak bir arada var olduğunu keşfedeceklerdir.

Yağmur ormanlarının boş plajlara kadar dayandığı, Güney Amerika papağanlarının turkuaz renkli koyların üzerinde dolaştığı ve dünyadaki karasal türlerin %3’ünün bu küçük yarımadada yaşadığı düşünüldüğünde abartmış olmayız.

Sabahları uluyan maymunların sesiyle uyanıp meditasyon veya yogadan sonra mangrov bataklıklarında kano yapabilir, daha sonra Corcovado Millî Parkı’ndaki yürüyüşe katılabilirsiniz.

Osa Yarımadası, ziyaretçilerini okyanusun ritmiyle yavaş yaşamaya davet ediyor. Bu vahşi kıyı, lüksün ve sürdürülebilirliğin kol kola girdiği bir yer.

Ishikawa – Japonya

Isahikawa’da sakura ağaçları

İkibinyirmidört yılının 1 Ocak günü, Ishikawa ilinin bulunduğu Japonya’nın uzak yarımadası Noto’yu 7,6 büyüklüğündeki deprem neredeyse yerle bir etti.

İki yıl sonra resmî ve özel kurum yöneticileri, şehrin yeniden ayağa kalkabilmesi için bölgenin ziyaret edilerek desteklenmesini istediler.

Ishikawa’nın güneyinde, Kanazawa şehrindeki Kenrokuen bölgesine Tokyo’dan hızlı trenle rahatlıkla ulaşılabiliyor. Burası Japonya’nın en seçkin bahçelerinin bulunduğu ve el sanatlarının sergilendiği önemli bir merkezdir.

Altın varak işçiliği yapılan atölyelere katılıp, size verilecek kısa bir kursun ardından kendi Kaga Yuzen’inizi (ipek boyama kimono) tasarlayabilirsiniz.

Yarımadanın kuzeyindeki pirinç tarlalarında köylülerin hasadına yardım edebilirsiniz.

Ayrıca Noto Yarımadası, deniz mahsulleri, lake yapılmış yüz yıllık ahşap eşyalar ve ödül kazanmış efsanevi Noto toji el yapımı sake içeceği ile de meşhurdur.

Komodo Adası – Endonezya

Komodo Ejderi

Komodo Adası, adeta bir yaban hayatı tiyatrosu gibidir. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan millî park; savan örtülü tepeleri, manta balıklarının yüzdüğü mercan resifleri ve dünyada son kalan Komodo canavarlarının serbestçe dolaştığı eşsiz bir destinasyondur.

Bu yıl Endonezya hükümeti millî parkın 45. yıl dönümünü kutlarken, ziyaretçilerin hem Komodo canavarlarıyla hem de mercan resifleriyle aralarında olması gereken mesafeye ilişkin yeni kurallar getirdi.

Singapur ve Kuala Lumpur’dan, millî parkın giriş kapısı sayılan Labuan Bajo’ya yapılan doğrudan uçuşlar erişimi daha da kolaylaştırdı.

Park görevlilerinin rehberliğinde yapılan yürüyüş turları hem yerel halkı hem de doğal hayatı korumaktadır.

Ziyaretçiler civar adalardaki evlerde günübirlik konaklayabilir ve tarih öncesi yaban hayatını gözlemleyebilirler.

Phnom Penh – Kamboçya

Kamboçya’nın başkenti Phnom Penh, yıllarca Siem Reap şehrinin gölgesinde kalmış ve istenilen seviyeye bir türlü erişememişti.

Şehir, Kamboçya’nın şimdiye kadar yapılmış en büyük altyapı yatırımı olan Techo Uluslararası Havalimanı’nın açılışıyla yükselişe geçti.

Phnom Penh yeni havalimanı

Fütüristik bir mimariye sahip olan ve içinde altından dev bir Buda heykeli barındıran havalimanının, 2026 yılında Birleşik Arap Emirlikleri’nden, Türkiye’den, Çin’den ve Japonya’dan yapılacak doğrudan uçuşlarla Phnom Penh’in cazibesini artırması bekleniyor.

Yayalara açık nehir kıyısındaki Chaktomuk Yürüyüş Caddesi, hafta sonları seyyar yemek tezgâhlarının kurulduğu, yerel hediyelik eşyaların satıldığı ve tuk-tukların dolaştığı canlı bir atmosfere bürünüyor.

Şehrin mimarisi adeta insanları buraya davet edecek şekilde tasarlanmış. Bu mimariye imza atan Vann Molyvann, şehirdeki hiçbir yapının Kraliyet Sarayı’ndan yüksek olamayacağı kuralını getiren ve şehir sakinlerinin adını her zaman minnetle andığı bir mimardır.

Z kuşağının benimsediği sürdürülebilir butikler, eğlence mekânları ve kafeler genç Kamboçyalıların tercih ettiği yerler arasında.

Ziyaretçiler yerel bitkilerden yapılan serinletici içecekleri yudumlayarak, savaş döneminde yasaklanan Khmer mutfağından tatlar deneyerek ve eski dükkânlardan alışveriş yaparak keyifli vakit geçirebilirler.


Kurumsal Acenteler Platformu KURAP 8 Yaşında

 

2018 yılında Moris Turizm’in sahibi Moris Kohen Kasar liderliğinde, kurumsal müşterilere hizmet veren 22 acente tarafından kurulan KURAP bugün 8. yılını doldurdu.

Kuruluş amacı, kurumsal acentelerin gündemini oluşturan sorunlara çözüm aramak, proaktif olup yarınları bugünden görmeye çalışmak ve gerekli adımları buna göre atmak olan KURAP, mesleki etik değerlerin en üst düzeyde savunulmasını görev edinmiştir.

Bu kez olağan Şubat ayı toplantısı ve 8. Kuruluş Yıldönümü yemeği, Vista Turizm ev sahipliğinde Ataköy Marina Nossa Costa’da düzenlendi.

Gündemde yer alan konuların irdelenmesini, BVS Group Yönetim Kurulu Üyesi Sinan Yıldız’ın grubun faaliyetleri ile ilgili sunumu takip etti ve ardından program akşam yemeği ve güzel bir kutlama ile sona erdi.

Organizasyon için Vista ailesine çok teşekkür ediyoruz.


İş Seyahatlerinde 2026 Trendleri

İş seyahatleri artık sadece bir yerden bir yere gitme olmaktan uzaklaştı. İçinde bulunduğumuz yıl, özellikle orta ölçekli şirketler için en önemli stratejilerden biri haline geldi.

Maliyetleri düşürmenin yanı sıra geliri artırmak, deneyimli personeli elde tutmak ve şirket kültürünü kuvvetlendirmek daha fazla hedeflenen bir durum haline geldi.

İş seyahatleri 2026 yılında araştırma ve buna bağlı gelişim kapsamında dikkate alınmaya başlandı. Dikkatli bir şekilde plan yaparak, yakından inceleyerek ve yatırımın geri dönüşünü optimize ederek ele alınması gerektiği düşünülüyor.

Başarılı organizatörler, plansız ve spontan seyahatlerin yerine bilgi toplayıp bu bilgilere dayanarak ilerlemeyi tercih ediyorlar.

Mesela tek bir toplantı için belli bir bölgeye seyahat etmek yerine, Müşteri İlişkileri Yönetimi programı kullanarak birkaç toplantıyı bir araya getirerek seyahati planlamayı ve yapılan raporlar doğrultusunda hareket etmeyi hedefliyorlar.

Hibrit: Sanal ve kişisel davranışın mükemmel karması

Tamamen dijital olarak veya tam tersi bütünüyle insan ilişkilerine dayanarak ilerlemek kurumlar için verimli bir yol olmayacaktır. En başarılı takımlar hibrit davranışı benimseyenlerden oluşmaktadır.

Bir yandan dijital verilere dayanarak güncel kalınırken, diğer yandan insan ilişkilerine önem vererek güven kazanmak daha doğru bir strateji olacaktır.

Seyahat Yönetim Şirketleri (TMC), iş seyahati yapan firmalara sanal ve insan odaklı çalışan programlar sunmaya başladılar. Bu programlar, kullanıcılarına gidecekleri yerle ilgili randevu isteklerini düzenleme, karbon emisyonlarını işaretleme ve geleneksel seyahat programı yerine hibrit versiyon sunma imkânı sağlamaktadır.

Değişim kaçınılmaz

Projeler irdelendiğinde, bütçe güncellemeleri yapıldığında ve acil fırsatlar ortaya çıktığında değişim ister istemez tek yol olarak ortaya çıkmaktadır.

Esnek olmayan kurumsal fiyatlar ve zorlayıcı hizmet bedelleri 2026 yılı için modasını yitirmiş bulunuyor.

Bunun yerine kurumların, yıllık hizmet bedellerini anlık piyasa fiyatlarıyla birleştiren rezervasyon platformlarının peşinde olmaları onlara avantaj sağlayacaktır.

Orta ölçekli şirketler, gerçek zamanlı olarak yeniden tahsis edilen bütçeleri en az onay mekanizmasından geçirerek tasarlanan uygulamaları zaman kazanmak amacıyla benimsiyorlar.

Çalışanlar için bu yöntem daha az stresli olup finans bölümünün işini kolaylaştırmakta ve şirketin ani değişiklikler karşısındaki adaptasyonunu sağlamaktadır.

Yapay zekâ rutini yönetiyor

Bu yılın sonuna kadar yapay zekâ, rutin seyahat işlemlerinin ve kişisel konaklama tercihlerinin yaklaşık yüzde seksenini önceki tercihlere dayanarak yerine getirecek.

Fakat kaybolan iletişim bilgileri, sorunlu vize işlemleri veya VIP müşterinin doğrudan gerçek bir kişiyle konuşmak istemesi gibi beklenmedik durumlarda iş yine seyahat danışmanlarına düşecek.

Sürdürülebilir iş seyahatleri

Avrupa Birliği’nin Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Yönetmeliği (CSRD) artık tamamen devreye girmiş bulunuyor.

Şirketler için karbon emisyonu artık bir reklam aracı değil, bir zorunluluk. Bu durum, içinde bulunduğumuz 2026 yılının en önemli iş seyahati trendi haline geldi.

İleriyi düşünen şirketler, kısa uçuşlar yerine tren seyahatlerini tercih ederek ve sürdürülebilirlik şartlarına uyan otellerde kalarak bilimsel temelli hedefler gözetmektedirler.

Yeşil Puanlama

Bunlara ek olarak çevrim içi seyahat siteleri, bundan böyle fiyatın yanında tüm seyahat tercihlerinizle ilgili yeşil puanlama rakamını gösterme zorunluluğuna tabi tutulacaktır.