Chatbot Kullanımı Turizmde Popüler

Turizmin gelişimiyle seyahat acenteleri müşteri hizmetlerinde yeni teknolojilerle karşılaşıyor. Çok fazla destinasyonun ortaya çıkmasıyla gezginlerin beklentileri artmakta. Turizm endüstrisi bunun çözümünü teknolojide buldu. Yaratıcı chatbotlar bunlardan bir tanesi.

Turizm sektörü chatbotları en çok kullanan beş sektörden biri. Uzmanlar seyahat dünyasının doğru planlamasını yapabilmek için yolcuların deneyimlerinden yararlanmanın şart olduğunu belirtiyor.

Chatbotlar seyahat süresince 7/24 kullanılabiliyor. Yapılan araştırmalara göre yapay zekanın seyahat endüstrisindeki hacmi 632 milyar dolara ulaştı. Bu rakamın 2032 yılına kadar 3.582 milyar dolara çıkması bekleniyor.

Yaratıcı chatbotlar turizmin bazı alanlarında devrim yarattılar. İşte bunlardan bazıları:

Rezervasyon işleminin kolaylaşması
Gezginlerin uçak ve otel odası rezervasyonu yapması için bir web sitesinden diğerine gitmesine gerek kalmıyor. Chatbotlar, sohbet ara yüzünün kullanılmasıyla, müşterilerin tek bir platformdan rezervasyon yapmasını sağlıyor.

Deneylenen kolaylıklar; seçeneklerin incelenmesi, fiyat karşılaştırılması ve hatta güvenli şekilde ödeme yapılabilmesi şeklinde sıralanabilir.

Yolcuya özel tercihlerde çeşitlilik ve güvenlik

Seyahat chatbotları gidilecek yere en uygun olan rotayı gösterebilir, orada görülmesi gereken yerleri önerebilir ve çeşitli kaynakları kullanarak en uygun rezervasyonu yapabilir.

Lisan engelinin ortadan kalkması

Çeşitli dillerde tercüme yapan chatbotlar, gittiğiniz yerin dilini konuşabilmeniz için tercihinize göre oradaki insanlarla rahatça iletişim kurmanızı sağlar.

 Müşteri desteği

Yapay zeka donanımlı chatbotlar isteklerinizi sadece anlamakla kalmayıp anında ve müstesna mükemmellikte size sunar.

7/24 elinizin altındaki chatbotlar uzun beklemelere son vererek güncellemeleri size anında bildirir.

Sanal konsiyaj hizmeti

Chatbotların bir özelliği de otel odanızda elinizin altındaki tüm kolaylıkları otel idaresinden yardım almadan size sunmasıdır.

Oracle firmasının tespitine göre bu buluşlar oda servisi almak isteyen müşterilerin %73'ünün görevliyle olan temasını en az seviyeye indirmesine katkıda bulunmaktadır.

İlaveten bu dijital asistanlar misafirlerin oda servisinden yapacakları isteklerinin yerine gelme sürecini kısaltırlar. Günümüzde otel misafirlerinin %20'si odalarına istedikleri yiyecek ve içecekleri chatbot vasıtasıyla ısmarlamaktadırlar.

Sonuç olarak chatbotlar dönüşüm içinde olan ağırlama sektörünün işlerini kolaylaştırarak geçişlerin hızlı ve sorunsuz olmasını sağlamaktadır.


B.M. Turizm Komitesi'nin G20 Ülkeleriyle Ortak Toplantısı

Geçtiğimiz Eylül ayında Birleşmiş Milletler Turizm Komitesi G20 ülkelerinin turizm bakanlarıyla bir araya gelerek turizm politikalarının devamı ve yönetim şeklinin değiştirilmesi konularını tartıştı.

Toplantı öncesinde yapılan etkinliğin konusu gezegenimizin ve çevremizin sürdürülebilirliğinin sağlanması için uygulanması gereken yeni yöntemlerin ne olacağı ile ilgiliydi.

Brezilya’nın başkanlık ettiği etkinlikte Türkiye, Azerbaycan, Kanada, Şili, Endonezya, Jamaika, Suudi Arabistan, İspanya ve A.B.D. gibi ülkelerden üst düzey temsilciler yer aldı.

Brezilya'nın Turizm Bakanı Celso Sabino " Birleşmiş Milletler'in Belem'de yapmış olduğu toplantı sadece turizm için değil aynı zamanda tüm dünya ülkeleri için önem taşımaktadır. Sürdürülebilirlik Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva için birinci önceliktir.

Turizmin çevreyi, kültürü ve tarihi koruyucu biçimde yönetilmesi milletlerin gelişmesinde katkı sahibi olacaktır " şeklinde konuştu.

G20 Bakanlarının plan taslağı

Gezegenimizin karşılaştığı bir çok sorunun farkında olan katılımcılar sektörün büyümesiyle artan dış etkenlerin planlamasının ve yönetiminin yapılabilmesi için tekrar masaya yatırılmasını gerektiği konusunda hem fikir oldular.

Alınması gereken acil önlemler

Cinsel eşitlik, sosyal katılım, doğru iş bulma, iklim değişikliği, döngüsellik, çevre korunması ve turizmin tüm alanlarında ilerlemeye yardımcı olacak hareket planı öne çıktı.

G20 üyesi ülkeler turizmde başı çekmekte

G20 ülkelerinin ekonomileri dünyadaki tüm turist trafiğinin %70'ini temsil etmekte. Ayrıca turizm sektörünün gayrisafi yurt içi hasılasının %82'si bu ülkelere ait.

Geçtiğimiz yıl G20 ülkelerini 900 milyon turist ziyaret etti. Bu yılın ilk yedi ayında ise G20 ülkelerini ziyaret edenlerin sayısı pandemi öncesinin %97'sine erişti.

Pandemi öncesi gelen turist sayısını Türkiye %15, İspanya %11, Japonya %7 ve Brezilya %1 oranında geçtiler.


İklim Değişikliğinden Etkilenecek 7 Destinasyon

İklim değişikliği bir zamandan beri Dünya'nın bir çok bölgesinde etkili olmakta. Bu gidiş devam ederse 2034 yılına kadar bu yerler artık ziyaret edilemeyecek. Deniz suyu ısısının artışı, su seviyesinin yükselmesi, şiddetli hava şartları buralarda yaşayan nüfusu, turistik alt yapıyı ve doğal güzelliği tehdit etmekte. İşte size en çok etki görecek destinasyonlar:

7-  Florida Keys

Florida Keys yükselen deniz seviyesi ile sık sık tekrarlanan kasırgaların tehdidi altındadır. Bir çok düz alanlı adalar 2034 yılına kadar topraklarının bir kısmını kaybederek turistik açıdan zor durumda kalacaktır.

Dalış yapanların gözdesi olan mercan resifleri de ısınan Okyanus'lar ve su asiditesinin artışından zarar göreceklerdir.

Florida Keys set ve dalgakıran inşası yaparak adaların kıyılarını korumaya ciddi anlamda yatırım yapmaktadır.

6 -  Galapagos Adaları

 Galapagos Adaları izole bir konumda olduğundan benzersiz ekosistemi sayesinde UNESCO Dünya Koruma Alanı listesine dahil edilmiştir. İklim değişikliğine son derece hassas olan bu bölge, günümüzde ısınan denizlerin etkisiyle deniz ekosisteminin kaybolması ve mercan resiflerinin beyazlaşması tehditi altındadır

Galapagos Adalarının %97'sinin milli park olması, adaları dünyada cazibe merkezi haline getirmiştir. Ancak eşi az görülen hayvan cinslerinin yok olması halinde doğal denge geri döndürülemez şekilde bozulacaktır.

5 -  Kuzey Kutbu

Yılın büyük bölümünde buzlarla kaplı Kuzey Kutbu bölgesi iklim değişikliği sebebiyle hızla değişmektedir. Atmosferin ısınmasının etkileri dünyanın hiç bir yerinde Kuzey Kutbunda olduğu ölçüde olmamıştır.

Buzların erimesi kutup ayıları, deniz aygırları ve diğer kutup hayvanlarının yaşam bölgelerinin kaybolmasına yol açmaktadır. Doğal Hayatı Koruma Fonu'nun araştırmalarına göre son 100 yıl içinde Kuzey Kutbu'ndaki ısı ortalaması 5 santigrat derece yükselmiştir.

4 -  Venedik

Kanallar şehri Venedik'in geleceği son yıllarda sık sık görmeğe alıştığımız seller ve artan deniz seviyesi tehlikesinden dolayı belirsizdir. Yapılan tahminler uyarınca önümüzdeki on yıl içinde Venedik çok kısıtlı sayıda turist kabul edebilecek, ya da hiç edemeyecektir.

Yoğun çalışmalar sonrası hayata geçirilen MOSE (Deneysel Elektromekanik Modül) sisteminin hızlı bir şekilde, yaşanan kötüye gidişi yavaşlatacağı uzmanlar tarafından düşünülmektedir.

3 -  Alpler

Fransa'dan başlayarak İsviçre, Almanya, İtalya, Avusturya ve Slovenya'ya kadar uzanan Alpler kış sporları için dünyadaki en gözde bölgelerden biridir. Ne yazık ki burası da küresel ısınma tehlikesiyle yüz yüzedir.

Isı artışı buzulları hızla eritmeye ve karlı başlangıç çizgisinin yukarı seviyeye çıkmasına neden olmaktadır.

Önümüzdeki on yılda ancak 2.000 metrenin üstünde olan kayak otellerinin pistlerinde doğal karla kayak yapabilmek mümkün olabilecektir. Bu seviyenin altında olan kış otelleri ancak kar makinaları sayesinde mevcudiyetlerini sürdürebilecektirler.

2 -  Büyük Mercan Resifi

Avustralya'nın doğu kıyısındaki Büyük Mercan Resifi yeryüzünün en büyük mercan resifi olup dalış tutkunları için en popüler destinasyondur. Ancak global ısınmanın doğurduğu mercan beyazlaşması son yıllarda hızla artmaktadır.

Okyanus sularının ısınması ve karbon dioksit oranının artışı hassas bir yapıya sahip olan mercanlara hasar vermektedir.

Geçtiğimiz Mart ayında Avustralya, Queensland Büyük Mercan Resifi Parkı Yönetimi son sekiz yıl içinde su ısısının artışı yüzünden beşinci defa toplu mercan beyazlaşmasının olduğunu teyit etmiştir.

Bilim insanları su ısınmasına dayanıklı mercan türü yetiştirme konusunda başarılı faaliyetlerde bulunmaktadırlar.

1 -  Maldivler

Beyaz kumlu plajları, berrak Okyanus suları ile tropik bir cennet olan Maldivler 1.192 mercan adası ve 26 atolden oluşmaktadır.

Yayılmış olduğu alanın 90.000 kilometrekare olmasına rağmen bunun sadece 298 kilometrekaresi kara parçasıdır.

Hiç bir yüksekliğin olmadığı adalar neredeyse su seviyesindedir. Su seviyesinin buzulların erimesi nedeniyle yükselmesi 2034 yılına kadar bir çok adayı su altında bırakacaktır.

Uzmanlar bundan kurtulmanın tek yolunun iklim değişikliğini önleyebilecek katı önlemlere uyulması olduğunun altını çizmektedirler.

Maldivler su seviyesinin yükselmesini engelleyebilecek projelere yatırım yapmaktadır.


KURAP’tan Antakya Turizmine Destek

 6 Şubat 2023 günü sabaha karşı yaşanan şiddetli bir deprem diğer illerle birlikte Hatay’ı da vurdu. En ağır hasarı alan Hatay’da deyim yerindeyse taş üstünde taş kalmadı. Evlerin bir bir çökmesinin yanı sıra çarşılar, dükkanlar, restoranlar yıkıldı. Oteller, tarihi yerler koyu bir karanlığa gömüldüler. Merkez ilçe Antakya’da ekonomi durdu. Şehir ekonomisine en fazla katkıyı veren turizm sektörü sustu. 

The Museum Hotel hem otel hem de arkeoloji müzesiydi. Değil ülkemizde, Dünyada da en fazla öne çıkan otellerden biriydi. Otelin inşası sırasında bulunan ve hiç bozulmadan sergilenen mozaik, bilinen en büyük tek parça taban mozaiği olma özelliğini taşımaktaydı ve uzmanlar tarafından MS 4. yüzyılda yapıldığı tespit edilmişti.

The Museum Hotel

The Museum Hotel deprem sonrasında kapandı. Depremi çok az bir hasarla atlatmıştı. Bir yılı aşkın bir süre kapalı kalan otel geçenlerde yeniden açıldı.

Hatay'ın ilk ve tek Cumhurbaşkanı Tayfur Sökmen'in torunu KURAP üyesi turizmci arkadaşımız Tarık Sökmenoğlu öncülüğünde KURAP;  Antakya'yı ve The Museum Hotel'i bir nebze olsun desteklemek için Kasım ayı olağan aylık toplantısını The Museum Hotel'de gerçekleştirdi.

The Museum Hotel’de yapılan toplantı gündeminde ana konu GDS'ler ve henüz ihtiyaçlara  tam cevap veremeyen  TK Connect rezervasyon sistemiyle yaşanan sorunlardı.

Toplantıda ayrıca Hatay Akademi Senfoni Orkestrası ile HASAT projesi hakkında bilgi verildi.

Hatay Akademi Senfoni Orkestrası’nın KURAP ile ortak proje oluşturması yönünde karar alındı.

Toplantı sonrası önce Türkiye Spastik Çocuklar Vakfı Hatay Birimi, daha sonra HASAT projesini oluşturan Elif ve Gazi Osman Ovalı ziyaret edildi.

Antakya’nın yeniden bir Turizm destinasyonu olarak ayağa kalkması için tüm acenteler tarafından desteklenmesi , kurumların toplantılarını Antakya’da düzenlemesine ivme verilmesi ziyaretin başlıca konularından biriydi.

Oteli yeniden açarak Antakya turizmine umut olan Asfuroğlu Ailesi ve Sabiha Asfuroğlu’nu gönülden tebrik ederiz.

Bu anlamlı ve duygulu ziyareti tüm detayları ve organizasyonu ile mükemmel kılan üyemiz  Türk Ekspres Ailesine de çok teşekkür ediyoruz . 


KURAP Ekim Ayında Toplandı

Kurumsal Acenteler Platformu’nun (KURAP) Ekim ayı olağan toplantısı Skyteam ev sahipliğinde Polat Bosphorus Hotel’de gerçekleşti.

Skyteam içinde yer alan havayolları ile sektördeki güncel gelişmeler konuşuldu. Ayrıca karşılıklı  fikir alışverişi yapılarak bazı yeni düşünceler oluşturuldu.

Ardından  gündemde yer alan web sitesi  altyapısının yenilenmesi ve Yunanistan Başkonsolosu ile gerçekleştirilen toplantının notları görüşüldü.

Gündemin son maddesi Türk Hava Yolları’nın 1 Ekim itibarı ile yeni uygulamaları ve bunun kurumsal acentelere yansımalarıydı.

Ev sahiplikleri ve ağırlamaları için Skyteam üyelerine çok teşekkür ediyoruz . 


Avrupanın En Kötü 5 Hava Limanı

Avrupa’nın bazı hava limanları modern tasarımı, iyi servisi ve yolcu tecrübesiyle beğeni kazanırken; bazı hava limanları ise yolcuların adeta sabırlarını denemektedir.

Yapılan kalite ölçümleri bazı hava limanlarında yolcuların kabus yaşayabileceklerini göstermiştir.

Sık sık karşılaşılan rötarlı uçuşlar, yetersiz tesisler ve hava limanı personelinin ilgisiz davranışları yolcuların mutsuz olmalarının birkaç sebeplerinden bazılarıdır.

Yolcu trafiğinin yoğun olduğu zamanlarda Avrupa’daki hava limanlarının kapasiteleri limitlerini doldururlar. Bu durum gidiş ve dönüş uçuşlarının programlarını bozar.

Son yapılan araştırmalar Avrupa’daki hangi hava limanlarının dar boğaz içinde olduklarını ve iyileştirme çalışmalarına ihtiyaçları olduklarını göstermektedir.

Analizler Google Haritaları aplikasyonunu kullanan yolcuların değerlendirme puanlarına göre yapılmıştır.

1/ Girit Hava Limanı, Yunanistan

Google Haritalarını kullanan yolcuların verdikleri puana göre Girit Hava Limanı Avrupa’nın en kötü hava limanı olarak belirlendi.

Yolculardan gelen 21,000 civarındaki değerlendirmeye göre hava limanı ancak 10 üzerinden 2.6 puan alabildi.

Bu puan yolculuk yapanların hava limanında ne kadar sıkıntı çektiklerinin göstergesi.

Akdeniz’in en büyük adalarından biri olan Girit Adası’nın en önemli kapısı olan bu hava limanı beklentileri karşılayamadı.

2/ Bordo Mérignac Hava Limanı, Fransa

Bordo Mérignac Hava Limanı Google’dan 10 üzerinden 2.8 puan alarak en kötü ikinci hava limanı oldu.

En fazla şikayet edilen konular görevlilerin yavaş hareket etmeleri, oturma yerlerinin sınırlı oluşu, çeşit ve kaliteden yoksun yeme içme bölümleri.

3/ Manchester Hava Limanı, İngiltere

Manchester Hava Limanı Google’da 27,202 görüş paylaşan yolcuların katılımıyla 10 üzerinden 3.1 puan alarak en kötü üçüncü hava limanı olarak listede yerini aldı.

Burada değerlendirme yapan yolcuların izlenimlerinin öznel olduğunu hatırlatmakta fayda var.

Bu sıralamaya karşın Manchester Hava Limanı'nda her gün binlerce insan ülke içine ve diğer ülkelere uçtuğuna göre hava limanının hala önemini korumakta olduğu anlaşılmaktadır.

4/ Berlin Brandenburg Hava Limanı, Almanya

Uzun bir inşaat süresi geçirmesine rağmen Berlin Hava Limanı’nın hala tam olarak çalıştığını söylemek zor.

Seyahat edenler hava limanı içindeki organizasyonun yetersiz olduğundan ve yönlendirme tabelalarının eksikliği nedeniyle oryantasyonun zor olduğundan yakınmaktalar.

5/ Charleroi Hava Limanı, Belçika

Charleroi Hava Limanı daha çok düşük ücretli taşıma sağlayan hava yollarının kullandığı bir hava limanıdır.

Google paylaşımlarına göre bu hava limanı hemen her zaman aşırı kalabalıktır. Yolcular ortamın konforlu olmadığından ve servis imkanlarının çok kısıtlı olduğundan şikayet etmektedirler.

Yolcu görüşlerine göre verilen 3.2 puanla Charleroi Hava Limanı Avrupa’nın en kötü beşinci hava limanı olmuştur.


KURAP Yunanistan'ın İstanbul Başkonsolosu ile Buluştu

Kurumsal Acenteler Platformu üyelerinden bir heyet Yunanistan'ın İstanbul Başkonsolosu Büyükelçi Konstantinos Koutras ile Başkonsolosluk binasında bir öğle yemeğinde bir araya gelerek, toplantı gerçekleştirdiler.

Toplantının gündem maddelerinde  sektörümüzde Yunanistan ve Türkiye arasında gerçekleştirilebilecek ortak projeler, festivaller, zirveler, kültürel ve sanatsal aktiviteler irdelenmiştir.

Başta Büyükelçi olmak üzere tüm Konsolosluk yetkililerine nazik misafirperverlikleri için teşekkür ederiz .


Dünya Turizm Gününde Dünya Turizm Etiği Komitesinin Bildirimi

Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Organizasyonu'na bağlı Dünya Turizm Etiği Komitesi yeni bir gündem için toplanıp aşağıdaki mesajı iletti:

"Dünya Turizm Etiği Komitesi (WCTE) Birleşmiş Milletler Turizm Organizasyonu'nun Dünya Turizm Günü'nde kararlaştırdığı Turizm ve Barış temasının 2024 yılının mottosu olma teklifini kabul eder.

Tema, özellikle yaşamakta olduğumuz iklim değişikliğinin ve ülkeler arasındaki anlaşmazlıkların arttığı Dünyamız’da zamanında ortaya konulmuş bir hedef olarak öne çıkmaktadır.

Turizmin önde gelen amacının tüm dünya ülkeleri arasındaki kültür birliğini teşvik etmek olduğu düşünüldüğünde, turizmin aynı zamanda barış ve sürdürülebilir gelişimin katalizörü olduğu görülmektedir.

Turizmin aynı zamanda insanlar arasındaki dostluk bağını sağlayarak yeryüzünde barışın devamı konusunda hayati rolü olduğu unutulmamalıdır."

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Manuel de Oliveira Guterres yaşadığımız dünyada barışı sağlamanın vicdani, cesur ve köklü bir eylem olduğunu vurgularken barışın turizm ahlakı bildiriminin birinci maddesi olduğuna işaret etti.

Dünya Turizm Etiği Komitesi, BM Turizm Küresel Turizm Etiği Kuralları'nın hükümlerini yorumlamakta, uygulamakta ve değerlendirmektedir.

Ayrıca etik ilkelerini desteklemekte ve bunların turizm hakkı da dahil olmak üzere özel sektör tarafından pratik olarak uygulanmasını izlemektedir.

Turizm her zaman insanlar ve ülkeler arasındaki diyaloğun, barışın, hoşgörünün ve karşılıklı yarar sağlayan etkileşimlerin önemini hatırlatmalıdır. 


Olimpiyatların Anavatanı'ndan Gelen Olimpiyat Maskotu

Tamamlanan Paris 2024 Olimpiyatlarının maskotu olarak Antik Anadolu Uygarlığı Frigya’nın Frig Başlığı seçilmişti. Frig Başlığı geçen yıl UNESCO koruması altına giren Frigya’nın Başkenti Gordion’da gündeme gelmişti.

Başı öne doğru eğimli, kenarsız, kırmızı Frig başlığı bağımsızlık ve özgürlük savaşımının simgesidir. Tarih sahnesinde yerini kaybetmeyen başlığı Antik Romalılarda, 17. yüzyılda Hollandalılarda, Amerikan özgürlük mücadelesinde ve Fransız Devrimi’nde de görmekteyiz.

İçerisinde Fransız bayrağında yer alan kırmızı, beyaz ve mavi renklerde bir arma da bulunan bu maskot; Fransız Devrimi'nin Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik (Liberté, Égalité, Fraternité) sloganını anımsatarak, en sevilen olimpiyat maskotları arasına girebilir.

Antik Olimpiyatlar ilk kez Anadolu'da düzenlenmiştir

Göz ardı edilen bir gerçek ise Antik Olimpiyatların Anadolu’dan doğduğudur. Antik Olimpiyat Oyunlarının başladığı düşünülen M.Ö. 776 yılından yaklaşık 750 yıl önce Likya uygarlığı kenti Olimpos’taki Amfitiyatro, Palestra (sporcuların antrenman alanı) ve stadyumlar ilk olimpiyatlarda kullanılmıştır.

Ve o bölgedeki efsaneler Olimpiyatların vazgeçilmez bir parçası olan Olimpiyat Meşalesi'nin Anadolu’muzdan çıkmış olduğunu göstermektedir.

Olimpos dağının mitolojik tanrıların dağı olduğuna inanılır ve bu dağ kainattadır. Yeryüzünde ise bu adla anılan birçok dağ bulunmaktadır. Ancak Antalya’daki Olimpos dağının olimpiyatlarla bağlantılı bir sırrı vardır:

Yanartaş’tadır bu sır. Antalya’daki Olimpos antik kentinin 7 kilometre uzağındaki Yanartaş’ta mitolojide Kimera diye anılan ve hiç sönmeyen bir alev bulunmaktadır.

Mitoloji efsanelere dayanmaktadır. Efsanelerden yola çıkılarak yaratılan tezler zaman içinde destek bularak doğru kabul edilmiştir. Olimpiyat meşalesinin kaynağının günümüz Yunanistan’ında olduğu tezi de işte böyle yaratılmıştır.

Barışa odaklanan kültür

Antik Yunan medeniyeti topraklarının büyük bölümü Anadolu’dadır! Antalya civarındaki antik tiyatro sayısı günümüz Yunanistan’dakilerden fazladır. Bu tiyatrolarda yapılan Antik Olimpiyatların dayandırıldığı, Belerefon efsanesi, olimpiyatların bu bölgelerden doğduğu fikrini desteklemektedir.

Efsanelere göre; Kimera canavarını Pegasus adlı kanatlı atlarına atlayarak mızrağı ile yedi kat yerin dibine gömen Belerefon adlı kahramanın anısına, Olimpos'lu genç kız ve erkek atletler, her yıl Kimera alevlerinden tutuşturulan meşalelerle Olimpos kentine doğru koşarlardı. Bunun Olimpos kentine barış getirdiğine inanılırdı.

Olimpiyat meşalesi geleneği, asıl ismi Atina Oyunları olan ve sadece Yunanlıların katıldığı, Helenistik Yunan Oyunları’nda yoktu. Anadolu topraklarında ise, bugünkü gibi 4 yılda bir yapılan, olimpiyatlarda Lamyadoforis denilen meşale nakli töreni gelenekselleşmişti.

Anadolu’muzun tarihinin, değerlerimizin, kültürümüzün farkında olmalıyız. Vatanımız olan bu topraklarda oluşan dünyanın en değerli kültürüne sahip çıkabilmek, onu koruyabilmek için, her şeyden önce, bu müthiş kültürü öğrenmeli ve onu tanımalıyız.

Korumak için tanımak lazımdır.

Dilerim Olimpiyatlar yakın bir zamanda doğduğu topraklara da döner ve olimpiyat meşalesi de Antalya Yanartaş (Olimpos) tan yakılır.

A.Refik Kutluer

Uluslararası Turizm Gazetecileri ve Yazarları
Federasyonu (FIJET) Üyesi


Dünyanın En Eski Restoranlarını Ziyaret Edin

Yaşadığımız dünyayı restoransız hayal bile edemeyiz. Ev yemeklerini hepimiz severiz ama bazen yemeği başkalarının pişirmesi, aynı masayı paylaştığımız dostlarımızla ettiğimiz sohbet vazgeçemediğimiz alışkanlıklarımızdan biridir.

Alıştığımız bir restoranın birden kapanması bizi üzer. Sanki eski bir arkadaşımızın bize haber vermeden gidişi gibi mahsunlaşırız.

Ancak bazı öyle eski restoranlar vardır ki yüzyıllar geçse bile varlıklarını sürdürürler. İşte bunlardan bazılarını sunuyoruz.

Stiftskeller St. Peter Restoran, Salzburg, Avusturya (Kuruluş 803)

Dünyanın var olan en eski restoranı Salzburg'da St. Peter’s Abbey'de orijinal mimarisini koruyarak 1221 yıldır müşterilerine hizmet etmekte.

Tam olarak hangi yıl hizmete açıldığını kimse bilmese de Charlemagne'in sadık müridi olan alim ve keşiş Albuin'in 803 yılında kaleme aldığı bir yazıda Stiftskeller St. Peter Restoran'ın adı geçtiğinden açılış tarihi 803 yılı olarak kabul edilmektedir.

Mozart ve Christopher Columbus'un bu restoranda yemek yediği söylenir.

Bianyifang Restoran, Pekin, Çin (Kuruluş 1416)

Bianyifang Restoran Pekin'in en eski ördek restoranıdır. Ming Hanedanı zamanında gelenek haline gelen kanatlı hayvan mutfağının günümüzde dahi en gözde mekanı olma özelliğine sahiptir.

Başlangıçta şimdikinden daha değişik bir mekanda ve daha küçük olarak açılan restoran 1827 yılında genişletilmiş ve şimdiki halini almıştır.

Honke Owariya Restoran, Kyoto, Japonya (Kuruluş 1465)

İlk olarak şekerleme dükkanı olarak açılan bu mekan günümüzde Japonya'nın bilinen en eski restoranıdır.

Honke Owariya Restoran Budist rahiplerden Şogunlara kadar herkese hizmet etmiş bir yerdir. Yüzyıllardır Japonya'nın en iyi karabuğday noodle'ı burada pişer. Japon İmparatorluk ailelerinin gözde yeri olmuştur.

La Tour d’Argent Restoran, Paris, Fransa (Kuruluş 1582)

Michelin yıldızlı La Tour d’Argent Restoranı Fransa kralı IV. Henri'nin müdavimi olduğu yerdi. 2007 yılında çevrilen Ratatouille filmine ilham kaynağı olmuştur.

İkinci Dünya Savaşından kurtulan şarap kavı dünyanın en iyilerinden biridir.

Mahzenindeki 450,000 şişe şarabın yaklaşık 25 milyon euro değeri bulunmaktadır.

Zur letzten Instanz Restoran, Berlin, Almanya  (Kuruluş 1621)

Doğu Berlin'de ki Zur letzten Instanz Restoran Napolyon'dan Beethoven'a; Maxim Gorki'den Angela Merkel'e kadar sayılamayacak kadar ünlünün uğrak yeri olan bir restoran olmuştur

Yazılı bazı notlardan varlığının 1561 tarihine kadar gittiği söylense de taverna halinde hizmet vermeğe başladığı tarih 1621 yılıdır.

Bina İkinci Dünya Savaşı sırasında onarılması mümkün olmayacak şekilde zarar görmüş ve 1963 yılında bulunduğu yerde yeniden inşa edilmiştir.

Soğuk Savaş dönemindeki Berlin Duvarından sadece bir sokak uzaklıktadır.