KURAP Ekim Ayında Toplandı

Kurumsal Acenteler Platformu (KURAP)’ın Ekim ayı olağan toplantısı, Hotel Komana Binbirdirek ev sahipliğinde gerçekleştirildi.

Toplantıda, kurumsal seyahat alanında havayolları ve diğer tedarikçilerle yaşanan güncel sorunlar, çözüm önerileri ile gelişen yeni dünya düzeninde acentelerin teknolojik açıdan benimsemesi gereken yeni nesil yöntemler ele alındı.

Hotel Komana Binbirdirek

Verimli geçen toplantının ardından katılımcılar, Hotel Komana Binbirdirek’in muhteşem manzaralı restoranında keyifli bir akşam yemeğinde bir araya geldiler.

Gece, üyemiz Active Turizm ortağı Orhon Atameriç’in doğum günü kutlaması ile devam etti.

Tüm misafirperverlikleri ve sıcak ev sahiplikleri için Hotel Komana Binbirdirek ailesine içten teşekkürlerimizi sunarız.


BM den Amerika Kıtası için Yapay Zeka Semineri

Birleşmiş Milletler (BM) Turizm Bölümü, Peru Turizm Bakanlığı ile ortaklaşa olarak Amerika kıtası ülkeleri için 70. Bölgesel Semineri’ni düzenledi.

Açılış konuşmasında mevcut ve gelecekteki bölgesel turizm fırsatlarının değerlendirilmesi üzerinde duruldu. Konuşmalarda öne çıkan başlıklar arasında yeni buluşlar, çevresel sürdürülebilirlik ve ekonomik iyileşme yer aldı.

Toplantı, ülkelerin temsilcilerini, turizm uzmanlarını ve bölgelerinde sektörün önde gelen şirket sahiplerini bir araya getirdi.

BM Turizm Bölümü Genel Sekreteri Zurab Pololikashvili, “Amerika kıtasındaki üye ülkeler, yapay zekâyı kullanarak mevcut geniş turizm fırsatlarını harekete geçirmek, turizmin yapısını dönüştürmek ve yeni projelerle turizm gelirlerini artırmak için ileriye dönük çalışmaların bir an önce başlamasına önem verdiklerini toplantının hemen her bölümünde dile getirdiler.” şeklinde konuştu.

Yapay zekanın tartışıldığı forum

Amerika kıtasındaki ülkeler için düzenlenen Yapay Zekâ ve Turizm semineri 31 Temmuz’da başladı. Seminerde yapay zekânın turizmi dönüştürme potansiyeli, yaratabileceği avantajlar ve olası riskler detaylı biçimde tartışıldı.

Yapay zekânın personel ihtiyacını azaltarak işsizlik oranlarını artırma olasılığı, forumda en çok üzerinde durulan konulardan biri oldu.

Bahama Adaları turizmi için yeni buluşların başlangıcı

Bölgesel Komisyon toplantısı çerçevesinde Bahama Adaları, sürdürülebilir turizm hareketlerinin resmen başlaması amacıyla bir anlaşma imzaladı. Bu adım, ada ülkesi destinasyonları için yenilikçi turizm uygulamalarının gelişmesi açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirildi.

Toplantıda ayrıca girişimci firmalar ve yerel turizmciler; kıyıların ve denizlerin korunması, yerel halkla ilişkilerin güçlendirilmesi ve yeşil teknolojilerin geliştirilmesi konularında çeşitli sunumlar yaptılar.

Yeni buluşlar için işbirliği

BM Turizm Bölümü, 70. Bölgesel Seminer kapsamında Panama Turizm Otoritesi Başkanlığı ve La Central Yatırım Şirketi ile ortaklaşa yeni girişimlerin hayata geçirilmesi amacıyla stratejik bir iş birliği anlaşması imzaladı.

Bu birliktelik, özel eğitim programlarıyla dijital dönüşüm ve hızlı başlangıç kültürünü desteklemeyi, yenilikçiliği teşvik etmeyi ve finansal fırsatlardan daha etkin biçimde yararlanmayı hedefliyor.

Bölgesel Komisyon toplantısının gelecek yıl Paraguay’da yapılmasına karar verildi.


Anadolu Efsaneleri

Anadolu, tarih boyunca sayısız medeniyete ev sahipliği yapmış, mitoloji ve efsanelerle dolu bir coğrafyadır. Bu kadim topraklar, birbirinden farklı kültürlerin buluştuğu; tanrılar, kahramanlar ve doğaüstü varlıklarla ilgili sayısız hikâyenin doğduğu bir yer olmuştur.

J.R.R. Tolkien’in kaleminden çıkan Yüzüklerin Efendisi üçlemesi ya da bir zamanlar gişe rekorları kıran 300 Spartalı filmi, içerdiği epik ve fantastik unsurlarla milyonlarca insanı etkilemiştir.

Peki, ülkemiz topraklarının da Tolkien’in Orta Dünya’sını aratmayacak şekilde ilginç ve gizemli efsanelere ev sahipliği yaptığını söylesek?

Şahmeran Efsanesi (Tarsus)

Halk arasında “Şahmeran” ismiyle bilinen ve Doğu kültürünün en gizemli efsanelerinden biri olan Şah-ı Maran (Yılanların Kraliçesi), vücudunun üst kısmı güzeller güzeli bir kadın, alt kısmı ise yılan olan fantastik bir varlıktır.

Çoğu araştırmacıya göre efsane Mersin’in Tarsus ilçesine aittir; ancak Mardinliler de bu hikâyeyi sahiplenir.

Rivayete göre Tarsus’un yeraltı tünellerinde, binlerce akıllı, şefkatli ve bilge yılan, kraliçeleri Şahmeran’ın yönetiminde huzur içinde yaşar. Bir gün Tarsuslu genç Cemşab, bal ararken bu dehlizlerde kaybolur. Zamanla yılanların ve Şahmeran’ın güvenini kazanır, onların yemyeşil bahçelerinde yaşamaya başlar.

Yıllar sonra ailesini özlediği için geri dönmek isteyen Cemşab, Şahmeran’a yerlerini kimseye söylemeyeceğine dair söz verirse evine dönebilecektir. Ancak dışarı çıktığında kralın hastalığını ve yalnızca Şahmeran’ın etinin onu iyileştireceğini duyar. Vaat edilen ödülün cazibesine kapılan Cemşab, Şahmeran’ın yerini vezire söyler.

Böylece güvenini verdiği insandan en büyük ihaneti gören Şahmeran öldürülür; Cemşab ise kralın sağ kolu olur. Efsaneye göre Şahmeran’ın yılanları, kraliçelerinin öldüğünü henüz bilmemektedir; ancak öğrendiklerinde intikam için Tarsus’u istila edeceklerine inanılır.

Daphne’nin (Defne’nin) Gözyaşları (Antakya)

Anadolu’nun en kadim kentlerinden Antakya’da, şehrin göbeğinde bir vaha gibi duran Harbiye Şelaleleri’nin ardında mitolojik bir hikâye saklıdır.

Zeus’un oğlu, ışık tanrısı Apollon, bir gün ırmak boyunda gezerken güzeller güzeli su perisi Daphne’ye rastlar ve ona âşık olur. Ancak Daphne, gönlünü bir tanrıya kaptırmamak için kendine söz vermiştir ve Apollon’dan kaçmaya başlar.

Peşini bırakmayan Apollon’a karşı Daphne, “Ey toprak ana, beni ört, beni sakla, beni koru” diye yalvarır. Bu içten çağrı üzerine organları ağırlaşır, göğsü gri bir kabukla kaplanır, saçları yapraklara dönüşür, kolları dallara, ayakları köklere dönüşerek bir defne ağacına evrilir.

Apollon, Daphne’nin dönüşümünü hayret ve üzüntüyle izler. Sert kabukların altında hâlâ çarpan kalbinin sesini duyarak şöyle seslenir:
“Defne, bundan sonra Apollon’un kutsal ağacı olacaksın. Yaprakların kahramanların, zafer kazananların alınlarını süsleyecek. Şarkılarda ve şiirlerde adımız yan yana anılacak.”

O günden bu yana defne ağacı, barışın, zaferin ve saygınlığın simgesi olmuş; Hatay’ın sembollerinden biri haline gelmiştir.

Sarı Kız Efsanesi (Kaz Dağları)

Efsanelerle dolu İda Dağı yani Kaz Dağları, hüzünlü bir hikâyeye de ev sahipliği yapar.

Edremit’in Güre Köyü’nde yaşayan güzeller güzeli ve merhametli Sarı Kız, tüm gençlerin ilgisini çeker. Ancak babası, kızını kimseye vermez. Bunun üzerine gençler iftira atarak babaya “Kızın kötü yola düştü. Ya onu öldür ya da buradan git” derler.

Kızını öldürmeye kıyamayan baba, onu gözlerden uzaklaştırmak için dağın zirvesine, birkaç kazla birlikte bırakır. Sarı Kız burada hayatta kalır, kazlarını güder ve yolda kalanlara yardımcı olur.

Kızının ölmediğini öğrenen baba, dağa çıkar. Sarı Kız onu sevinçle karşılar ve yemek ikram eder. Yemek sırasında babası su ister. Sarı Kız, elini uzatır ve kilometrelerce aşağıdaki Güre Çayı’ndan su getirir. Bu mucizeyi gören baba, kızının ermiş olduğunu anlar.

Sırrı açığa çıkan Sarı Kız orada hayata gözlerini kapar; babası ise Kaz Dağları’nda bugün “Babatepesi” olarak bilinen yerde vefat eder.

Ayn-I Zeliha Efsanesi

“Zeliha’nın gözü” anlamına gelen bu efsane, aşk ve cesaretle örülmüştür.

Şanlıurfa’da geçtiğine inanılır. Rivayete göre putperest Kral Nemrut, bir kâbus görür. Kâhinler bu rüyayı yorumlayarak o yıl doğacak bir erkek çocuğun putperestliği yok edip kralı tahtından indireceğini söyler. Bunun üzerine Nemrut, o yıl doğacak tüm erkek çocukların öldürülmesini emreder.

Nemrut’un askerlerinden Azer, doğum yapmak üzere olan eşi Nuna Hatun’u bir mağaraya saklar. Nuna Hatun, oğlunu burada doğurur ama korkusundan onu bırakıp eve döner. Geri geldiğinde, çocuğun bir ceylan tarafından beslendiğini görür. Bu çocuk, büyüdüğünde Hz. İbrahim olacaktır.

Hz. İbrahim, halkı putlara tapmaya zorlayan Nemrut’a karşı çıkar. Bir gün saraydaki tüm putları kırar, baltayı ise en büyük putun yanına bırakır. Öfkeden deliye dönen Nemrut, onu ateşe atılmakla cezalandırır.

Urfa Kalesi’nin burçlarından mancınıkla ateşe atılan Hz. İbrahim için mucize gerçekleşir: ateş suya, odunlar balığa dönüşür. Hz. İbrahim ise bir gül bahçesine düşer.

Onu seven Nemrut’un kızı Zeliha, İbrahim’in ardından kendini ateşe bırakır. Rivayete göre Zeliha’nın gözyaşlarının düştüğü yerde bugün Balıklıgöl veya Ayn-ı Zeliha Gölü oluşmuştur.


Bu Yılın en Güvenli 5 Ülkesi

Dünyamızda huzursuzlukların, çatışmaların ve insan zulmünün görülmedik şekilde arttığı bir yılı geride bırakırken, hâlâ 5 ülke güvenli, barışçıl ve huzurlu olmayı sürdürüyor.

İçinde bulunduğumuz 2025 yılında huzur, adeta nadir bulunan bir meta haline geldi. Ülkeler arasındaki savaşlar artmakta, sınır güvenlikleri sıkılaştırılmakta, ticaret savaşları tırmanmaya devam etmekte. Uluslararası Barış Endeksi, II. Dünya Savaşı’ndan bu yana en düşük seviyesine yerleşti.

Bunlara rağmen bazı milletler, huzuru en önemli öncelik olarak kabul ederek onu korumakta kararlı. Bu ülkelerde yaşayan halkla yapılan röportajlarda onlara uygulanan politikaların günlük hayatlarını nasıl şekillendirdiği ve huzuru nasıl sağladıkları soruldu.

İzlanda

İzlanda, 2008 yılından beri endeks sıralamasında 1 numarada. Bu kadar uzun süre zirvede kalması üç faktöre dayanıyor: güven, barış ve askeri gücün azlığı.

Doğma büyüme İzlandalı olan Inga Rós Antoníusdóttir, ülkenin durumunu şöyle ifade ediyor:
“Özellikle kış mevsiminin ağır geçmesi nedeniyle toplumda güvenlik duygusunu korumak kolay olmuyor. Gece endişe duymadan sokağa çıkabilir, bebek arabasındaki bebeğinizi alışveriş merkezlerinin dışında bırakabilir ve içerde huzur içinde yemeğinizi yiyebilirsiniz. İzlanda’da mahalli polisler silah dahi taşımaz.”

İrlanda

İrlanda, 1900’lü yılların sonuna kadar çeşitli çatışmalara sahne olmasına rağmen bugün dünyanın en güvenilir ülkelerinden biri olmayı başarmıştır.

Ülke, özellikle silahlanmayı azaltarak hem içerde hem de dışarda çıkabilecek çatışmaları bertaraf etmeyi sağlamıştır.

Yerel halktan Jack Fitzsimons, “Burada insanlar birbirlerini kollar. Yabancı birinin bir ihtiyacı olduğunda kendi işlerini bırakıp yardıma koşarlar” diyor.

İrlanda askerî alanda yansızlığını koruyor. Avrupa’da NATO üyesi olmayan dört ülkeden biri. Anlaşmazlıkların askeri yoldan değil, diplomasiyle çözülmesini benimsiyor.

 

Ülkenin doğası da huzurun sağlanmasına katkıda bulunuyor. Tarihi bir kale, sessizlik içinde yürüyüş yapılabilecek ormanlar veya publarda toplulukların yaptığı müzik, her zaman yakınınızda.

Yeni Zelanda

Yeni Zelanda bu yıl endekste iki basamak yükselerek 3. sıraya yerleşti.

Pasifik’te bir ada olması, ülkeyi coğrafi açıdan çatışmalardan uzak tutuyor. Ayrıca ülkenin iç politikaları halkın huzur içinde yaşamasına katkı sağlıyor.

Yeni Zelanda kanunları, dünyada en sıkı uygulanan kanunlardan biri. Bunun en önemli sebebi, insanlar arasındaki barışın devamını sağlamak.

Greener Pastures adlı yerleştirme şirketinin direktörü Mischa Mannix-Opie şöyle diyor:
“Öğrenciler okula yürüyerek gidiyor, ev kapıları kilitlenmiyor, yolda bir araba bozulursa geçen bir motosikletli durup yardım ediyor. Genel anlamda insanlar birbirlerine güven duyuyorlar.”

Ülkedeki güçlü sosyal güvenlik ağı ve sağlık sisteminin dışında Yeni Zelandalılar doğaya olan bağlılıklarına önem veriyorlar.

 Avusturya

Cafeé Central Viyana

Avusturya, bu yıl Uluslararası Barış Endeksi’nde bir basamak gerilemesine rağmen, yine de iç ve dış barış için gerekli tüm öğeleri barındırıyor.

Aynı İrlanda gibi, Avusturya da NATO’ya katılmayarak askerî yansızlığını korumaya önem veriyor. Böylece ülke, iç huzurunu sağlamaya daha fazla odaklanabiliyor.

SPA-Hotel Jagdhof’un sahibi Armin Pfurtscheller, yıllardır korunan bu yansızlık politikası sayesinde Avusturya’nın dış ülkelerle yaşanabilecek anlaşmazlıklar yerine halkına yatırım yaptığını vurguluyor.

Pfurtscheller ayrıca, sağlık hizmetleri ve yüksek kaliteli eğitim seferberliğinin istikrar ve güveni pekiştirdiğini belirtiyor. Kendisi Stubai Vadisi’nde, Neustift’te yaşıyor. Burada insanların Ruetz Nehri kenarında gece yarısı tedirginlik duymadan dolaştıklarını, evlerin kapılarının kilitlenmediğini, bisikletlerin zincire vurulmadığını söylüyor.

Singapur

Singapur, Asya ülkeleri arasında Uluslararası Barış Endeksi’nde ilk 10’a giren tek ülke olmasının yanı sıra, Kuzey Kore ve Katar’dan sonra dünyada kişi başına en fazla askeri harcama yapan ülke.

Ülke sakinlerinden Xinrun Han şunları söylüyor:
“İşim gereği sabaha karşı eve dönmeme rağmen hiç endişe duymadan yürüyerek evime gidebiliyorum. İnsanlar arasında yüzde yüz saygı, güven ve duyarlılık var. Singapur’un huzurlu ve barışçı bir ülke olmasını sağlayan şey işte budur.”


KURAP İzmir’de Toplandı

KURAP’ın Eylül ayı toplantısı, Çeşme–Urla–İzmir ekseninde bir “İzmir buluşması” niteliğinde gerçekleşti.

İtaltur tarafından gerçekleştirilen toplantıda, gündem konularının yanı sıra destinasyonun öne çıkan noktaları da farklı bir bakış açısıyla deneyimlendi.

Olağan toplantı, akşam yemeği ve ilk gece konaklaması, Alaçatı’nın en seçkin otellerinden biri olan Bernadet Otel’in ev sahipliğinde yapıldı.

İkinci gün programında; Alaçatı sokaklarının keşfi, Köstem Zeytinyağı Müzesi ziyareti ve zeytinyağı tadımı ile Urla Bağ Yolu’ndaki Urla Şarapçılık’ta şarap tadımı yer aldı.

Köstem Zeytinyağı Müzesi

Uzbaş Arboretumu’nda Can Ortabaş’ın anlatımıyla Urla’nın hikâyesi aktarıldı. 

Uzbaş Arboretumu

Ardından Arkas Sanat Merkezi gezildi ve gün, Urla’ya yeni bir vizyon kazandıran Key Urla’nın ev sahipliğinde devam etti.

Arkas Sanat Evi

İzmir’de ise, rehber Tilda Koenka eşliğinde Havralar; Prof. Dr. Akın Ersoy’un anlatımıyla Agora ve dünyanın en zengin Yunan grafiti koleksiyonlarından biri gezildi.

Tilda Koenka ve Prof. Dr. Akın Ersoy

Organizasyon, Kemeraltı’nda sokak lezzetleri tadımlarıyla son buldu.

Misafirperverlikleri ve her detayı titizlikle düşünülmüş bu özel İzmir toplantısı ve buluşması için üyemiz İtaltur’a teşekkür ederiz.


Barış için Rumba Yolu

Birleşmiş Milletler (BM) Turizm Bölümü ile Demokratik Kongo Cumhuriyeti hükümeti, diplomasinin daha dinamik işlemesi, gençliğin güç kazanması ve ülkenin gelişimi için müzik ve turizme ışık yaktı.

Tüm dünyadan ülke temsilcilerinin katıldığı “Barış için Rumba Yolu Festivali”, 16-18 Temmuz tarihleri arasında Kinshasa’da düzenlendi.

Festivalin amacı; insanlar arası iletişimin sağlanması, yaraların sarılması, yaratıcılık ruhunun ülke sınırlarının dışına taşması ve kültür yoluyla milletler arasında köprüler kurulması için müziğin gücünden yararlanılmasıydı.

Ritmin Evrensel Liderlikle Buluştuğu Yer

Hükümet yetkililerinin yanı sıra, özel sektörden Sony Music Entertainment ve Spotify gibi dev şirketlerin; ayrıca African Regional Intellectual Property Organization (ARIPO), UNESCO, Sound Diplomacy, ConcertsSA ve Arjantin’den La Plata Üniversitesi gibi kurumların katılımıyla iddialı, cesur fikirler ve pratik çözüm yolları keşfedildi.

BM Turizm Bölümü Genel Sekreteri Zurab Pololikashvili, şu açıklamayı yaptı: “Turizm, barış ve karşılıklı anlayış için güçlü bir kanal olabilir. Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin başkenti Kinshasa’da yapılan festivalde, müziğin insanları bir araya getirmedeki gücünün yanı sıra turizmin de fırsatlar yaratarak ülkelerin kültürünü koruma ve yaratıcılığı teşvik etme noktasında önemli bir rol oynadığını gördük ve yaşadık.”

Paneller ve Tartışmalar

İlk panellerde “Barış için Transatlantik Ritimler” ve “Taş Plaktan Dijital Müziğe” başlıkları altında, gençliğin, yaratıcılığın ve adil ekosistemlerin gelecekte yaratıcı endüstriyi nasıl şekillendireceği tartışıldı.

Dikkat çeken bir diğer panel, ARIPO tarafından yönetilen “Kurallara Riayet Etme” oturumuydu. Burada telif haklarının korunması konusu ele alındı. Yaklaşık 100 sanatkâr ve yaratıcı girişimci, Afrika’da ve ötesinde müzik sektöründeki sürdürülebilirliği irdeledi.

Festival, Angola, Kenya, Güney Afrika ve Zimbabwe’den gelen sanatçıların gösterilerine sahne oldu. Etkinliklerde başta rumba dansı olmak üzere, her ülkenin kendi kültürüne özgü dansları katılımcılara öğretildi.

BM Turizmi ve Eğitim Desteği

Kinshasa’da yapılan etkinlik kapsamında BM Turizm Bölümü, her zaman olduğu gibi yaratıcı ve gençliğin öncülük ettiği sürdürülebilir geleceğe katkıda bulunmak amacıyla, BM Turizm Akademisi tarafından sağlanan Destinasyon Pazarlaması programında çalışacak 100 kişiye burs verdi.

Demokratik Kongo Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Félix Tshisekedi ile birlikte katılımcılar, turizmin ülke kültürünü ve millî kalkınmayı tetikleyen en büyük güçlerden biri olduğunu bir kez daha vurguladılar.

 


Dünyaca Ünlü Bodrum Kalesi

Bodrum Kalesi, 1406-1522 yılları arasında Saint Jean Şövalyeleri tarafından üç tarafı denizlerle çevrili kayalık bir yarımada üzerinde, iki liman arasında inşa edilmiştir. Kalenin yapımında, depremde yıkılmış olan,  dünyanın yedi harikasından biri sayılan Halikarnas Mozolesi’nin taşları kullanılmıştır..

Antik çağda önce ada olan bu alan sonraları kente bağlanarak yarımada durumuna gelmiştir. Kalenin yaptırılma nedeni, güçlenmekte olan Osmanlı Devleti tehdidine karşı şövalyelerin anakarada güvenli bir bölgeye olan ihtiyacından kaynaklanmaktadır.

Saint Jean Şövalyeleri

Kalenin yapıldığı bölgede Dorlar zamanından kalma savunma temelleri ile 11. yüzyılda inşa edilen küçük bir Selçuklu kalesi bulunmaktaydı. 1402-1522 yılları arasında Saint Jean Şövalyeleri  tarafından kontrol edilmiş kale tek bir millet yerine İtalyan, Fransız, Alman ve İngilizlerin ortak eseridir.

Şapel 1406, İngiliz Kulesi 1413, ilk duvarlar ise 1437 yılında tamamlanmıştır.

Osmanlı Devleti kaleye 15. yüzyıl boyunca zaman zaman saldırılarda bulunmuş olmasına karşın kale bu saldırılara direnmiştir. Cem Sultan  kardeşi 2. Bayezid’e yaptığı başarısız darbe girişimi sonrasında bu kaleye sığınmıştır.

Kale, 1523 yılında Rodos Kuşatması sonucunda Kos ve Rodos ile birlikte Osmanlı egemenliği altına girmiştir. Bunun sonucunda kaleye bir minare eklenmiş ve kale içinde yer alan şapel  Süleymaniye Camii ismi altında camiye dönüştürülmüştür.

400 yıl boyunca Osmanlı kontrolü altında bulunan kale, bu süre zarfında eski önemini yitirmiş ve zaman zaman askeri üs ve hapishane olarak kullanılmıştır. Kalede bulunan çeşitli eser ve rölyefler, 19. yüzyılda Osmanlı’nın izni ile British Museum’a götürülmüştür.

Birinci Dünya Savaşı'nda bir Fransız savaş gemisinin açtığı ateş sonucunda kalenin minaresi yıkılmış ve bazı kuleleri zarar görmüştür. Bodrum Kalesi kısa süre İtalyan hakimiyetine girmiş olmasına rağmen, İtalyan kuvvetleri 1921 yılında kaleden geri çekilmiştir.

Savaştan sonra yaklaşık 40 yıl boyunca boş kalan kale daha sonra Sualtı Arkeoloji Müzesi'ne dönüştürülmüştür.

Kale içindeki İngiliz Kulesi

İç kale içinde değişik ülke adları verilmiş kuleler bulunmaktadır. En yüksek kule deniz seviyesinden 47,50 m yükseklikte olan Fransız Kulesi'dir. Diğer kuleler İtalyan Kulesi, Alman Kulesi, Yılanlı Kule ve İngiliz Kulesidir.

İç kaleye 7 kapı geçilerek ulaşılır. Kapılar üzerinde armalar bulunmaktadır. Armalar üzerinde haçlar, düz veya yatay bantlar, ejder ve aslan figürleri yer almaktadır. İç kalede Şapelin altı dahil olmak üzere 14 sarnıç vardır.

Bodrum Kalesi, 19. yüzyıl sonunda kalenin hapishane olarak kullanıldığı dönemde bir hamam yapısı ile Osmanlı niteliği kazanmıştır.

Sualtı Arkeoloji Müzesi

Dünyanın sayılı su altı müzelerinden olan Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi, Bodrum Kalesi’nin içinde yer almaktadır. 1964 yılından beri hizmet veren müze, M.Ö.16. yüzyıldan M.S. 16. yüzyıla uzanan zengin bir sualtı eser koleksiyonuna sahiptir.

Bu eserlerin büyük bölümü, 1960 yılından itibaren ülkemiz kıyılarında gerçekleştirilen sualtı kazılarında ortaya çıkarılmıştır. Müzede, sualtı buluntularının yanı sıra Bodrum Yarımadası tarihine ışık tutan kara buluntuları da sergilenmektedir.

Batıktan çıkarılan amforalar

Müzede yer alan Geç Tunç Çağı Batıkları Salonu, Serçe Limanı Cam Batığı Salonu, Tektaş Batığı Salonu, Bozukkale Arkaik Batık Salonu ve Yassıada Batıkları Salonu, gemi batıklarından ele geçen eşsiz buluntuların yanı sıra gemi inşa teknikleri ve ait oldukları dönemlerdeki deniz ticaretine ilişkin bilgileri de ziyaretçilerle buluşturmaktadır.

Geç Tunç Çağı’na tarihlenen (M.Ö. 14. yüzyıl) Uluburun Batığı, zengin buluntu çeşitliliği ve uzun mesafeli uluslararası deniz ticaretinin yapıldığı en erken dönemin sembolü olarak sualtı arkeolojisinde 20. yüzyılın en büyük keşfi olarak kabul edilmektedir.

Uluburun Batığı

Serçe Limanı Cam Batığı Sergisi’nde ise Orta Çağ'ın en önemli İslami cam üretim merkezi Suriye’den gelen en büyük cam grubu ve günümüzden bin yıl önce geri dönüşüm için toplanmış hurda camlar görülebilmektedir.

Dünyanın en büyük amphora koleksiyonlarından birine sahip müzenin Amphora Sergisi bölümünde, M.Ö. 16. yüzyıldan M.S. 12. yüzyıla uzanan süreçte, Akdeniz dünyasının çeşitli bölgelerinde kullanılmış olan belli başlı amphoralar sergilenmektedir.      

Yassıada Batığı

Erken Tunç Çağı Nekropolleri Salonu, Müsgebi Nekropolü Salonu, Halikarnassos Doğu Nekropolü Salonu, Karialı Prenses Salonu ve Pedasa Salonu, Bodrum Yarımadası tarihine ışık tutan kara buluntularının sergilendiği salonlardır.


B.M. Toplantısında Denize Kıyısı Olmayan Ülkelerde Turizmin Desteklenmesi Görüşüldü

Birleşmiş Milletler (BM) Turizm Bölümü, hükümet temsilcilerini, BM ajanslarını ve iki taraflı gelişimin öncülerini bir araya getirerek Denize Kıyısı Olmayan Gelişmekte Olan Ülkelerde turizmin geliştirilmesi amacıyla bir etkinlik düzenledi.

BM Turizm Bölümü’nün istatistiklerine göre, bu ülkeler 2023 yılında 50 milyon gezgini ağırladı. Ancak bu sayıya rağmen, küresel turizm hareketleriyle kıyaslandığında ziyaretçi oranı %1,4’ü geçemedi.

Awaza Hareket Planı (APoA), 2024-2034 yılları arasında öncelikli bölgelerde Denize Kıyısı Olmayan Gelişmekte Olan Ülkeler için önemli bir rol üstlenmektedir. Yapı değişiklikleri, özel sektör gelişimi, yabancı sermaye yatırımları, nakliye ve iş birliği bu sürecin temel unsurları olarak öne çıkmaktadır.

Laos 2025 yılının en trendy ülkelerinden biri

Bunu gerçekleştirecek olan unsurların yapı değişikliği, özel sektör gelişimi, yabancı sermaye yatırımları, nakliye ve birlikte çalışma olacağı konusunda fikir birliğine varıldı.

Turizmin geliştirilmesi

BM Turizm Bölümü Başkanlığı’nda yapılan etkinliğe Türkmenistan, Özbekistan, Tacikistan, BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ve Japon Uluslararası İşbirliği Ajansı (JICA) temsilcileri katıldı. Görüşmelerde, Denize Kıyısı Olmayan Gelişmekte Olan Ülkelerde iş becerisini geliştirme politikaları ve sürdürülebilir turizm yatırımlarının hızlandırılması ele alındı.

Andora

BM Turizm Bölümü Başkanı Zoritsa Urosevic, bu ülkelerdeki kültür birikimi ve doğal kaynak potansiyelinin yüksek olduğunu, dünya çapındaki gezginlerin de bunları keşfetmeye hazır olduklarını belirtti. Etkinlik, BM Turizm Başkanlığı’nın Kırsal Kesim İlerleme Programı tanıtımıyla sona erdi.

Botsvana

Önemli Tavsiyeler

Etkinlikte Denize Kıyısı Olmayan Gelişmekte Olan Ülkeler (LLDCs) için şu stratejik tavsiyelerde bulunuldu:

  • Turizmin; tarım, yaratıcı endüstri, kültürel miras ve doğayı koruma ile güçlü bir bağ kurarak yeni gelir fırsatları yaratması,
  • Altyapı, ulaşım ve sınır geçişlerinin geliştirilerek özellikle hava taşımacılığının artırılmasıyla kusursuz seyahat imkânı sunulması,

Özbekistan

  • KOBİ’lerin desteklenmesiyle küçük toplulukların sürdürülebilir turizm için ürün geliştirmesi ve satışının teşvik edilmesi,
  • Kamu-özel sektör ortaklıklarıyla finansman mekanizmalarının kurulması ve genişletilmesi.

T.H.Y. ile KURAP Birlikte Toplandılar

Türk Hava Yolları, Harbiye Satış Müdürlüğü’nün yeni ofisine taşınması nedeniyle Kurumsal Acenteler Platformu (KURAP) Başkanı Moris Kohen Kasar ve üyelerini bir öğle yemeğinde ağırladı.

Yemek sonrası yapılan toplantıda, son zamanlarda acentelerde yaşanan sorunlar ve gelişen şartlara uygun çözüm önerileri konuşuldu. Yeni ürünler konusunda karşılıklı fikir alışverişinde bulunuldu.
Türk Hava Yolları’nın Taksim’deki tarihi binası ve Harbiye ofisinin gezilmesiyle toplantı sona erdi.

Türk Hava Yolları Yurt İçi Satış Başkanı Aşkın Cantimur’a, Acenteler Müdürü Okan Öksüz’e ve Harbiye Satış Müdürü Fatih İnan’a misafirperverliklerinden dolayı teşekkür ederiz.


Geleceğin Tarifini Yeniden Yapan Evrensel Sesler

Politika tayin edicilerden kültür öncülerine, bu kişiler dünyada seyahatinin neden ve nasıl yapıldığı hakkında fikir üretenler.
Bir turizm bakanı yükselen deniz seviyesine yeni bir strateji tasarlıyor.
Bir kültür aktivisti Venedik’in merkezine protesto levhası asıyor.
Paris’te bir teorisyen şehrin sadece yayalara ait olan yerlerinin sınırlarını geliştirmek için hükümete öneri sunuyor.
Yapılanlara sadece trend olarak bakmak doğru değil. Bunlar dünyada seyahat tarzının değişmekte olduğunun işaretleri. Ve bu sesler bu değişimi başlatan kişilerin sesleri.
İster seyahat sektörü profesyoneli olun, veya danışmanı, ya da turizm endüstrisinin evrimi için tutkulu birisi, aşağıdaki kişilere turizmin kitabını yeniden yazanlar olarak bakabilirsiniz.

Rafat Ali (A.B.D.)
Skift’in Kurucusu

Turizm endüstrisine öncülük eden Rafat Ali haberciliği, bilgi ve analizleri bir araya getirerek dünyanın önde gelen dijital platformunu kurdu.

Gloria Guevara (Meksika)
Turizm danışmanı, WTTC' nin eski CEO' su

Bu hanım Latin Amerika ve Orta Doğu boyunca global iyileştirmeye öncülük etmesinin yanı sıra hükümetlere çevre ve turizm konusunda yararlı tavsiyelerde bulundu.

Onun liderliğinde turizm politikaları ekonomik iyileşme ve uluslararası iş birliği ile birleşti.

Simon Anhold (İngiltere)

Mr. Anhold uluslararası katkı sağlayarak milletlerin global çaptaki değerlerinin yeniden tarifini yaptı.
Çalışması hükümetlere, diplomatlara ve dünya çapında pazarlama uzmanlarına referans niteliğinde oldu.

Jeremy Jauncey (İngiltere)
Güzel Yerler Platformunun kurucusu
Jeremy Jauncey turizmde sanal hikaye anlatımı tarzını değiştirerek global bir marka yarattı.

Bugün kendisi sürdürülebilir, uzun soluklu değerler içeren güzellikleri hedefleyen kriterler üzerinden hükümetlere ve marka sahiplerine danışmanlık yapıyor.

Doug Lansky (A.B.D./İsveç)
Seyahat gelecek bilimcisi

Doug Lansky modası geçmiş turizm standartlarının bir kenara atılıp, onların yerine daha akıllı, daha sürdürülebilir sistemlerin gelmesi için mücadele etti ve etmekte.
Verdiği konferanslar turizm destinasyonlarının amaç ve onun etkilerinin tekrar düşünülmesine neden oldu.

Caroline Bremner (İngiltere)
Euromonitor Enternasyonel’in başkanı

Caroline Bremmer bilgi ve öngörülere dayanarak stratejik tahminler yapıyor.

Bu çalışmaları ile destinasyonların ve turizm endüstrisinin gelecekte karşılaşacakları sürprizlere hazırlıklı olmalarını sağlıyor.

Ruben Santopietro (İtalya)
İ
talya’ya Gidin platformunun kurucusu

 Ruben Santopietro İtalya’nın bağımsız kültür platformunu yönetmekte. Checklist Çağı diye bir slogan üretti.
İtalya’nın %99’u ismini verdiği kampanyası aşırı turizme meydan okuyarak ve milli kimliği vurgulayarak dünya çapında övgü kazandı.

Carlos Moreno (Fransa)
Şehir teorisyeni ve 15-Dakikada Şehir platformunun yaratıcısı

Mr. Moreno insan eliyle yaratılmış ekosistemler, seyahat etkileyicisi ve yaşam kalitesi için yarattığı model ile şehir hayatını yeniden şekillendirdi.

Paris’ten Bogota’ya kadar onun düşünceleri insanların hareketlerini, birbirleri ile olan bağlantılarını ve keşiflerini değiştirdi.