Bir Turizmcinin Seyahat Anıları - Hatay

Hatay turumuzun ilk günü öğle yemeği ve yerel lezzetlerle tanışmak için yürüyerek otelimize 150 metre mesafedeki Antikhan Restoran’a gidiyoruz. Yolda ayinlerin Türkçe ve Arapça yapıldığı Antakya Ortodoks Kilisesi'ni de görüyoruz. Yahudi Havrası kapalı olduğu için onu gezemedik. Yemek yiyeceğimiz her yerde ana yemeklerin farklı olması için menüleri çok dikkatli ayarladık. Bunun haricinde abugannuş, zeytin kekik, cevizli salata, soslu patlıcan biber salatası, humus, acılı ezme, fındık lahmacun ve peynirli pide gibi temel mezeler her restoranda servis ediliyor.  

Burada  Oruk, Antakya Döneri, İrmik Helvası tadacağız. Oruk, Hatay usulü içli köfte. Dış malzemesi bulgur, içinde ise  ana malzeme olarak dövülmüş et ve ceviz var. Parmak biçiminde şekillendirilip yağda kızartılıyor.

Antakya dönerini sebzeli döner olarak tarif edebiliriz. Etlerin arasında patates, domates ve yeşil biber var. Çok ince bir pidenin içine konup kıyılmış kıvırcık salata ile dürüm şeklinde yeniyor. Tavuktan veya etten yapılabiliyor. Biz etli olanı tercih ettik.

Tatlı olarak yemek yediğimiz masaların hemen önündeki ateşte, tatlı ustasının  müzik eşliğindeki gösterisi ile birlikte peynirli irmik helvası pişirildi ve ikram edildi.

 Antakya Müzesi

Yemek sonrası dünyanın en büyük mozaik müzelerinden biri olan Antakya Arkeoloji Müzesine gittik. Büyük bir çoğunlukla Roma döneminden kalma mozaiklerin yanında diğer arkeolojik buluntular, steller, heykeller ve lahitlerin sergilendiği bu müzenin gezilmesi için mutlaka 2 saat ayrılmalı.

Dünyanın ilk mağara kilisesinde Hz. İsa’nın havarilerinden biri  olan St. Pierre M.S 29-40 yılları arasında ayinler düzenlemiş ve ilk defa burada toplanan cemaate hristiyan  adı verilmiş.

Yol üzerinde bulunan Museum Otel’de kısa bir duraklama yapıyoruz. Lüks bir otel yapımı için başlatılan temel kazıları esnasında bölgenin çok değerli arkeolojik değerlere ve mozaiklere ev sahipliği yapması nedeniyle inşaat bir anda bir arkeolojik kazı alanına dönüşüyor. Mülk sahibi olan grubun büyük özverisiyle arkeolojik çalışmalardan sonra çelik konstrüksiyon üzerinde metal direkler ve platformlarca taşınıp sabitlenen kabinler bir araya getiriliyor ve sonrasında dünyanın ilk müze oteli ortaya çıkıyor. Tabanda bulunan 1050 metrekarelik mozaik, Eros heykeli ve Roma Hamamı kalıntılarının mutlaka görülmesi gerek.

Daha sonra MS. 7. Yüzyılda yapılan  Anadolu’daki ilk cami olan Habibi Neccar Camisi’nin geziyoruz.

Museum Hotel

Akşam yemeğimiz otele yürüyerek 250 metre uzaklıkta şehrin en bilinen restoranlarından biri olan Konak Restoran’da. Burada çiğ köfte ve  Kazbaşı  (terbiye edilip ızgarada pişirilen iri bonfile  parçaları) yemeğin esasını oluşturuyor. Getirilen mezelerin görünüşü çok iştah açıcı olmasına rağmen ana yemeğe yer kalsın diye sadece tatmakla yetiniyoruz, yoksa kazbaşına yer kalmayacak. Otele dönerken  Köprübaşı’nda künefe yemeği planlamıştık ama ısrarlara dayanamayıp burada da künefe yiyince Köprübaşı molasını erteliyoruz.

Ertesi gün türlü türlü börekler, çörekler, yerel peynir ve zeytinlerden oluşan mükemmel bir kahvaltı sonrası  otobüsle yola çıkıyoruz. Hz. Hızır ve Hz. Musa’nın Musa Dağına giderken mola verdikleri Hıdırbey köyü ve Ermeni kökenli Türk vatandaşlarının yaşadığı tek köy olan Vakıflı köyündeki mola sonrasında  Akdeniz kıyısındaki Samandağ’a gideceğiz.

Vakıflı Köyü

Hıdırbey köyündeki pazarda her türlü kuruyemişin satıldığı küçük dükkanlar var. Vakıflı Köyünde ise kadınlar kooperatifleşmişler. Organik reçel ve zeytinyağı satıyorlar. Özellikle incir ve turunç reçelleri çok lezzetli. 

MÖ 1.yy’da sel sularının drenajı için yapılan Titus Tüneli ve kaya mezarları ile bilinen Beşikli Mağara’yı geziyoruz. İskorpit Restoran'da verdiğimiz öğle yemeği molasında deniz mahsulleri ve balık yiyeceğiz. Mekan sahibinin balık avına çıkan  4 tane balıkçı teknesi var ve kendisi aynı zamanda deniz mahsulleri ve balık ticareti yapıyor. Burada bizi ev yapımı turşular, bahçeden sabah toplanmış domates, salatalık  ile  ızgara jumbo karides ve deniz levreği bekliyor. Yine bahçeden taze toplanmış meyvelerle yemeği sonlandırıyoruz. 

Uzunçarşı

Hz. Musa ile Hz. Hızır’ın buluştukları kayanın üzerinde bulunan türbesinin  ziyareti sonrasında Antakya’ya dönüyor ve  Uzunçarşı’da alışveriş molası veriyoruz. Defne sabunu, nar ekşisi, biber salçası, kırma zeytin, yerel peynirler, ceviz, badem alışverişi sonrasında Çınaraltı’nda Yusuf Usta dillere destan künefesini tadıyor, çay içiyoruz. Burada künefe odun ateşinde ağır ağır pişiriliyor. Künefenin içinde bulunan peynirin uzaması ( sünmesi ) çok önemliymiş. Peynirin kalitesini gösteriyormuş.

Odun ateşinde künefe

Akşam yemeği için şelaleleriyle ünlü Harbiye’ye hareket ediyoruz.  Eski dönemlerde buranın ismi Dafne. Dafne Tanrı Apollon’dan kaçmak için Defne Ağacına dönüşen bir su perisidir.  Şelale gezintisi yapıyor sonrasında çay molası veriyoruz. Hanımlar için ipekli kumaş molasından sonra Kule Restaurant’ta akşam yemeği yiyoruz.  Saç Oruğu, organik beslenmiş tavuktan hazırlanan terbiyeli şiş, katıklı ekmek, kuzu pirzolası ana lezzetleri oluşturuyor.

Hiçbirimiz bu kadar tok iken yatmak istemeyip Asi nehri kenarında bulunan Atatürk Parkında sıkı bir yürüyüş sonrası otele dönüyoruz.

Harbiye

 Turumuzun üçüncü gününde gruptaki katılımcılardan birinin kuzeninin yaşadığı yer olan Üzümdalı köyünde köy sofrasına davetliyiz. Çiftliğin avlusuna tüm katılımcılar ve aile fertlerinin oturabileceği upuzun bir masa hazırlanmış. Masa üzerinde bahçeden yeni toplanmış domates, salatalık, sivri biber, maydanoz, dereotu, ev yapımı reçeller, kendi mandıralarından peynir, yoğurt ve ayran var. Evin hanımı ve yardımcıları tandırda biberli ekmek yapıyorlar. Meyve yemek isteyenler ise bahçedeki dut ve erik ağaçlarında kendin topla kendin ye uygulamasına geçtiler. Karınlar doydu ama gözler hala aç. Bu kadar taze ve lezzetlisini bulamayız düşüncesindeler.

Titus Tüneli

Akşamüzeri dönüş uçuşlarımız var ama hala tepsi kebabı yiyemedik. Bu nedenle servis bitmeden Uzunçarşı Pöç Kasabı ve Kebapçısına gidip lahmacun ve tepsi kebabını da tatmalıyız. Tepsi kebabı ile Kağıt kebabının malzemeleri ve yapılış şekli aynı. Tepsi kebabında ilaveten salça var ve bu da kebabı biraz daha sulu hale getirirken kağıt kebabı kendi yağında piştiğinden biraz daha kuru oluyor.

Üç günde kültür ve  kadar çok şey gördük ve yedik ki, inanılmaz.  Ertesi sabah yazışma grubumuzda kim kaç kilo almış diye bir araştırma yaptık. En az yiyenler bile iki günde bir kilo almışken, boğazına düşkün arkadaşlarımızdan bazıları üç kilo almışlar. Ne yapalım gülü seven dikenine katlanır…

Arkadaşımız Orhon Atameriç'e teşekkürlerimizle


En İyi 10 Restoran

10-  Le Calandre - Rubano, İtalya

Detaylara azami özen gösterme : Burada yemek pişirme sanatı tüm hislere hitap edecek şekilde yıllar boyudur süre gelmektedir. Le Calandre Restoranda aromalar, baharat, kıvam ve belli başlı yağlar eski hatıraları canlandırmak için tercih edilen malzemeler.

Tekniğin duygu ile buluşması. İki tadım menüsü mevsim geçişlerine adapte olmak için dönüşümlü olarak servis ediliyor. Her iki menü de mutfaktan gelen felsefeyi ve araştırmayı yansıtmakta. Bu noktadan hareketle kapari tozu içeren filtre kahveli rizotto, beyaz trüflü havyar ançuezi gibi aromatik ve iştah kabartıcı tadların birlikte mükemmel bir eşitlik sağlaması amaçlanıyor. Bir başka tabak ise kivi ve yosun soslu, yaban mersinli ve erikli ekmek parçalarının içinde bulunduğu tekir balığı tostu. Bu tabak karada ve denizde yetişen sebzelerin mükemmel yakınlığını sağlamak için yaratılmış.

9-  Quintonil - Mexico City

Değişmeyen yaratıcılık : Quintonil 2022 de 10.yılını kutladı. Restoran şefi Jorge Vallejo Meksika mutfağının sınırlarını zorlarken eşi sıra dışı içkilerle ziyaretçilere mükemmel bir ev sahibeliği gösteriyor. Taze ve geleneksel Mexica tadlarına odaklanan Quintonil hızla klasik olma peşinde. 

Rainbow’u mutlaka tadın : Rainbow yeşil çeşni otlarının bazı yemek ve içeceklerde ön plana çıkmasıyla ismini aldı. Quintonil Restoran benzersiz bir yaratıcılık örneği vererek bunu yemek masasına taşıdı. Tadım menüsü mevsimsel örnekler içermekte. Yeşil mole ve mavi mısır tostadası içinde deniz örümceği veya kaktüs sorbesi gibi. Veya à la carte menüde geleneksel recadososlu ağır ateşte pişmiş öküz kuyruğu veya karınca havyarı ve Meksika baharat otu cipsleriyle servis edilen alazlanmış avokado gibi. Yemeklerde kullanılan bir çok içerik restoranın kendi bahçesinden getirilmekte.

8- Lido 84 - Gardone Riviera, İtalya

Özelliği ne? Kuzey İtalya’nın harikulade manzaralı Garda Gölü kenarında kurulu Lido 84 Riccardo ve Giancarlo Camanini kardeşlerin yönetiminde müşterilerine tat ve misafirseverlik ziyafeti sunmakta.

Menüde neler var? Biri klasik diğeri yaratıcı olmak üzere Lido 84’ün 2 ayrı menüsü var. Her iki menüde de Garda Gölü civarının kırlarından toplanan yeşillikler önde geliyor. En sevilen tabaklardan biri Garda limonuyla yapılan adeta hava kadar hafif Torta di Rosa. Bir diğeri permasanlı patılacan. Restoranın yıldızı ise pecorino peyniri ile birlikte domuz mesanesi içinde pişirilen ve teatral biçimde masada servis edilen cacio e pepe en vessie- düdük makarna.

7- A Casa do Porco - São Paulo

Domuz yemeklerinin evi : A Casa de Porco'nun hem tadım hem à la carte menüsünde domuzun her yerinin yer aldığı tabakları bulmak mümkün. Restoran son zamanlarda mantar suşisi ve peynir cipsi gibi orjinal menüdeki yemekler kadar lezzetli vejeteryan seçenekleri misafirlerin siparişine sundu. São Paulo'nun merkezinde bulunan restoran Jefferson ve Janaina Ruedas çifti tarafından işletilmekte.

Çiftlikten şehire: Ruendas'ların imza yemeği Jefferson'un şehrin kırsal kesimindeki São José do Rio Pardo bölgesindeki çiftliğinden gelen malzemelerle yapılan domuz etinin sebze ile birlikte yer aldığı Da Roça para o Centro. Bir ısırımlık tadımların arasında domuz gıdısından yapılan suşi ile domuz sosisiyle getirilen pancarlı pancetta var. Ana menüde ise sekiz saat odun fırınında pişen sebze garnitürlü domuz eti bulmanız mümkün.

6- Asador Etxebarri - Atxondo - Bask Bölgesi - İspanya

Konum ve dekor: İspanya'nın Bask bölgesinde, yeşil bir dağın eteğinde inşa edilen, 1990 yılından beri bu rüstik taş binada yer alan Asador Etxebarri müşterilerine yemeklerinin yanı sıra nefis bir doğa manzarası sunmakta.

Odun ateşiyle ilgili her şey: Basklı şef Victor Arguinzoniz basit malzemelerden inanılmaz tatlar yaratıyor. Mutfakta yükseklikleri ayarlanabilen altı tane ızgara var. Restoranın odun ateşiyle 750 dereceye kadar ısı veren fırını var. Balık yemeklerinde meşe odunu, et yemeklerinde asma gövdesi kullanılıyor.

Menüde ne var? Restoran yakın çevresinde yetişen ürünleri kullanmayı hedeflemiş. Ev yapımı domuz sucuğu, ançüez, manda sütünden peynir, Palamos'tan getirilen taze ve iri karides ve dana külbastı menülerinde yer alanlardan bazıları. Tatlı olarak az yağlı sütten yapılan, frambuazla takdim edilen dondurma mutlaka tadılmalı.

5- Pujol - Mexico City

Günün tabağı: Pujol Restoran 7 kap tadım menüsü sunuyor. Seçmeler mevsimsel olarak değişirken geleneksel Mexica mutfağının iç içe iki tarzına göre yapılıyor. Tarzlardan biri olan Mole Madre (Ana Sos) 2,500 gün yaşladırılıyor. Bu sosta haşlanmış körpe mısır taneleri ve chicatana karıncası mayonezi kullanılmakta.

Taco zamanı: Pujol'un taco barının çeşitleri zengin. Tarakla beraber içinde avacado, zencefil ve biftek eti otu olan taco, haşlanmış Japon pirinci, sarıkuyruk balığı olan kabak çiçekli taco gibi.

4- Diverxo - Madrid

Çılgınlık gösterisi: Restoran adım başı karşılaşılan sürprizlerle dolu Diverxo'da yemek yemek şef Munzo'nun sınırsız hayal dünyasına girmek gibi bir şey. Oniki kap tadım menüsünün içinde haşlanmış yılan balıklı noodle, tereyağlı çörekle birlikte yaban tavşanlı katsusando veya içinde suşi pirinci bulunan Goa sahilinden çıkarılmış ıstakoz tandırı gibi tabak üstünde bir sanat eseri sunulmakta.

Tatlıya karşı tuzlu: Şef Munzo tuzlunun bittiği yerde tatlı başlar düşüncesine katılan şeflerden değil. Bu nedenle tatlı çeşitleri sürprizlerle dolu. Yemek sonrası ikram edilen pirinç pastasının içinde süzme peynir, parmesan ve hatta fesleğenli tom khai çorbası var.

3- Disfrutar - Barcelona

Neden gitmeli? Disfrutar kelimesinin karşılığı keyif almak. Disfrutar Restoran dünyada sınırları zorlayan, sürprizler sunan, en lezzetli deneyimleri yaşatan restoranlardan biri. Sıralamaya 2018 yılında dünyanın en iyi 50 restoranı arasında 18. olarak girmiş. Ve günümüzde insanın aklını başından alan gastronomik sunumlarıyla 3. sıraya yükselmiş. Tadım eksperleri menüde yer alan çeşitlerin yaşattığı deneyimi lunapark hız trenine binmeye benzetiyorlar.

El Bulli'nin mirası: Restoran şefleri Castro, Casañas ve Xatruch daha önce El Bulli Restoranda kullandıkları çağdaş teknikleri ve hayret uyandıran birleşimleri Disfrutar'da da kullanmışlar. İçine havyar ve ekşi krema doldurulmuş panchino (kabarık çörek) veya yılan balıklı ve antep fıstıklı pesto yiyenleri mutlu etmek ve heyecanlandırmak için yaratılan tadımlıklar.

2- Central - Lima

Peru mutfağı : Yıllar süren araştırmaların birikimiyle Virgilio Martínez Véliz ve kız kardeşi Central Restoran'ın tabaklarına inanılmaz bir renklilik getirdiler. Tadım menüsünde tarak, mürekkep balığı, Amazon nehrinden getirilen midyenin yanı sıra domuz göbeği ve keçi ensesi gibi deniz ve kara ürünlerinden iştah açıcı örnekler var.

Sürdürülebilirlik: Central Restoran'ın menüsü Peru ekosistemini en iyi şekilde temsil ederken aynı zamanda ciddi biçimde sürdürülebilirliğe odaklanıyor. Geri dönüştürme, kompostlama ve artık yemekleri doğaya kazandırma şef Virgilio Martínez Véliz'in önde gelen mottosu. Misafirler ön kapıdan restorana girdikleri andan itibaren mutfak sanatının çeşitliliğini gördükten sonra içinde 100 den fazla bitki çeşidinin olduğu restoranın bahçesini geziyorlar.

1 - Geranium

Bir Kopenhag ikonu: Geranium Restoran muhteşem Fælledparken Bahçesine yukardan bakan 8. katta yerleşik. Mevsim değişikliklerine göre Kainat ismini verdikleri 20 kaplık tadım menüsü en az 3 saat sürmekte. Tadım menüsü iştah açıcılar, tuzlu ve acılı çeşitler ve tatlılardan oluşuyor. Restoran 2016 yılında 3 Michelin yıldızı almış. Mükemmelliklerinin doruğuna 2022 yılında dünyanın en iyi 50 restoranı arasında 1. seçilerek ulaşmışlar.

Etsiz menü: Beş yıl önce et yemeği bırakan şef Kofoed 2022 yılında Geranium Restoran'dan et yemeklerini tamamen kaldırdı. Bunun yerine deniz mahsullerine ve Danimarka ile İskandinavya'da ki organik ve biodinamik çiftliklerde yetişen sebzelere yöneldi.

Bir sanat eseri olan İlkbahar Kainatı menüsünde sütle birlikte hafif tütsülenmiş deniz tavşanı havyarı, lahana ve elma, bira ile pişirilmiş orman mantarı, tütsülenmiş yumurta akı, çavdar ekmeği ile birlikte şerbetçiotu turşusu bulunuyor.

Şarap menüsünde ise piyasada bilinen markalar değil, özel bağlarda üretilen şaraplar yer alıyor. Alkolsüz olarak içebileceğiniz mükemmel bir içki sardunya çiçeği, havuç ve raventin karışımından yapılıyor.


THY KURAP Toplantısı

Kurumsal Acenteler Platformu KURAP 14 Eylül 2022 tarihinde Türk Havayolları Yönetim Kurulu Başkanı  Ahmet Bolat ile bir toplantı gerçekleştirmiştir.

THY Pazarlama Başkanı Arif Ali Gezmişoğlu, Moris Kohen Kasar, Ahmet Kozikoğlu, Muammer Güner, Hande Arslanalp ve Tarık Sökmenoğlu’nun katılım gösterdiği toplantıda pandemi sonrası global olarak Havayolları ve Acenteler açısından oluşan yeni gelişmeler ile birlikte gerçekleştirilebilecek projeler için karşılıklı fikir alışverişinde bulunulmuştur .

Gösterdiği misafirperverlik ve ufuk açıcı görüşleri için Sayın Ahmet Bolat ‘a teşekkür ediyoruz.


Korona Virüs ile Birlikte Gelen 10 Seyahat Trendi

Pandemi herkesi etkiledi. Bazıları bundan maalesef kurtulamadı. İşte bu nedenle turizim sektöründe sağlıklı seyahat diye bir takım trendler oluştu. Uzmanlar bunlardan en fazla rağbet görenlerini aşağıdaki gibi sıraladı.

Doğaya Kaçış

Pandemi sırasında doğa, maskeli ve mesafeli yaşamın getirdiği dertlerin tesellisi oldu. Birleşik Devletler'de milli parklar daha önce hiç görülmemiş biçimde rağbet gördü. Aynı şeyi İtalya ve diğer ülkeler için de söylemek mümkün. Yeşil, bunalan insanların olmazsa olmazıydı.

Şehir Dışında İkamet

Pandemi öncesi dönemde şehir merkezinde ikame etmek bir çeşit olmazsa olmazdı. Şimdilerde ise daha önce çalışma saatlerinde boşalan şehir dışı mahaller akıllı çalışma yerlerine döndü. Buraları tercih nedeni günlük mahalli yaşamı kavramak, marka olmayan dükkanlardan alışveriş etmek, sanat galerilerini gezmek ve otantik gastronomiyi keşfetmek olarak belirdi.

Açık Havada Sanat

Covid sırasında müzeler kapalı kaldığından sanat sokak kaldırımlarında veya sosyal mesafenin sağlanabildiği yerlerde sergilenmeğe başladı. Mesela A.B.D. de, Minneapolis'teki Heykel Bahçesindeki Walker Sanat Merkezi geleneksel, dört duvarla çevrili müze görünümünden çıkıp tüm eserlerini açık havada sergilemeğe başladı.

Çatı Çılgınlığı
Açık yerlere ilgiden dolayı otellerin çatı katlarındaki lounge lar her yerde ilgi uyandırmaya başladı.Roma'da heyecan uyandıran terasla, Paris'te 16. bölgedeki çatı lonunge ları İskandinav tarzı jakuzisi ve muhteşem Eyfel Kulesi manzarasıyla son derece popülerlik kazandı. Buralarda mevsim meyveleriyle ve aromatik otlarla yapılmış kokteylleri yudumlamak mümkün.

Beş Yıldızlı Piknikler

Kapalı alanlarda öğle yemekleri yasaklandığında bir çok restoran açık havada lüks atıştırmalık servis edebilmek için teçhizatlandılar. Böylelikle eski piknik geleneği geri geldi. Mesela Rhode Island, Newport'taki the Chanler Restoranının çimlerinde misafirler konforlu minderler üstünde, okyanus manzarası seyrederek hafif yemeklerini yiyebilyorlar.

Dijital Göçmenlerin Uzun Süreli Konaklamaları 

Akıllı çalışma akımına olan aşırı talep uzun süreli konaklamaları adeta patlattı. Böyle yerlerde gereken en önemli şey dijital göçmenlerin çalışması için gereken yüksek hızlı internet bağlantısı. Airbnb gibi platformlar özel ve konforlu çalışma ortamı için gelen taleplere adapte oldular.

Premium Sınıf Uçma Arzusu

Pandemi sırasında uçakla seyahat edenler sosyal mesafe açısından premium sınıfta uçmayı tercih ettiler. Sadece sosyal mesafeden değil aynı zamanda konforlu oturma yeri, kaliteli yemekler ve hediye çantası alışkanlığını kaybetmemek için kısıtlamalar sona erdiğinde de aynı eğilimi sürdürmeye devam ettiler. Bugün seyahat eden bir çok kişi upgrade yapıp premium sınıfta koltuk rezervasyonu yaptırmayı yeğliyor. Premium sınıfında wi-fi, şampanya ve gurme yemekler gibi ayrıcalıklar için ödenen bilet tutarı business sınıftan %50 daha ucuz.


Türk Hava Yolları ve EasyJet Avrupa’da Bir Çok Uçuşunu İptal Etti

Yaz sezonunun en hareketli zamanında Avrupa'da ki hava limanlarında karışıklık devam etmekte olup bir çok uçuş bu nedenle iptal edildi. Seyahat Araştırma Platformu Mabrian geçtiğimiz haftalardaki belli başlı Avrupa Hava Yollarının programlarını analiz etti. Amaç bu hava yollarının krizden ne ölçüde etkilendiğini ölçmek.

Organizasyon 14 Haziran tarihinde 01 Temmuz ile 15 Temmuz arasındaki dönemde kaç uçuşun yapılacağının tesbit edildiği programla aynı dönem için 28 Haziranda yapılan programı karşılaştırdı. Araştırmalar bundan en fazla Türk Hava Yolları ile EasyJet’in etkilendiğini gösterdi. EasyJet’in etkilenme nedeni Avrupa’da ki uçuşlarının  iptalinin toplam sayısı. Buna karşın Türk Hava Yolları uçuş iptali oranının %7 gibi yüksek bir orana çıkması etkilenmenin başlıca nedeni oldu.

Uzmanlar bu kadar kısa bir süre içinde bu kadar fazla uçuş iptalinin olmasının görülen bir durum olmadığını söylüyorlar. Özellikle bunun yüksek sezonda ve uçuşlardan çok kısa bir sürede gerçekleşmesinin hayret uyandırdığını söylemeden geçemediler. En çok iptal edilen uçuşlar listesine baktığımızda Avrupa uçuşlarında 01 Haziran ile 15 Haziran arasında 2,000 den fazla uçuşun iptal olduğu görülmekte.

Araştırıcılar daha önce görülmeyen boyuttaki krizin nedenini hava limanlardaki çalışan görevli sayısındaki azalmaya bağlıyorlar. Buna bağlı olarak bir türlü 2019 kapasitesine ulaşılamamakta.

Aslında bu olumsuzluğa ortalamayı dikkate alarak bakmak daha doğru olacaktır. Uçuş iptali sayısı yüksek olan hava yollarının toplam uçuş sayısı dikkate alındığında iptal oranlarının göreceli olarak çok düşük kaldığını ifade edebiliriz.

En düşük uçuş iptali yaşayan hava yolu Air Europa. Air Europa’nın programlanan 200 uçuşunun 199’u gerçekleşti. Bu durumda iptal edilen uçuş oranı %0.5. Ancak her iptal tatilciler için kabus, hava yolu için ise gelir kaybı olmaktadır. Kazananın olmadığı bu kaybın maalesef daha da süreceği gerçeğini unutmamak lazım.


Uluslararası Turizm Büyüyen Zorluklara Rağmen Hızla Toparlanıyor

Tırmanan ekonomik ve jeopolitik zorluklara rağmen Uluslararası Turizm pandeminin etkisi geçtikten sonra kuvvetli ve kalıcı düzelme sinyalleri veriyor.

Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü'nün (UNWTO) turizm barometresine göre 2022 yılının ilk beş ayında uluslararası havalimanlarına 250 milyon uçağın inişiyle güçlü bir geri dönüş yaşandı. Geçtiğimiz yıl Ocak ayı ile Mayıs ayı arasında uluslararası anlamda sadece 77 milyon uçak inişi dikkate alındığında bunun ne kadar önemli bir sıçrama olduğu ortaya çıkmakta. Böylelikle pandemi öncesi 2019 yılı seviyesinin %46'sı karşılanmış oluyor.

Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü'nün Genel Sekreteri General Zurab Pololikashvili turizmin karşısındaki engellere rağmen emin adımlarla güç kazanma yolunda gittiğini ifade etti. Aynı kişi aynı zamanda 2022 yılının önümüzdeki döneminde de ekonomik ve jeopolitik zorluklara dikkat edilmesini öğütledi.

Toparlanmada Avrupa ve Amerika Kıtası Başta

Avrupa ülkelerinin hava limanları iç talep artışı ve her geçen gün kaldırılan seyahat kısıtlamalarının avantajını arkasına alarak 2022 yılının ilk beş ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre dört misli daha fazla uçak inişine ev sahipliği yaptı. Bu artış Paskalya tatiline rastlayan Nisan ayında en tepe noktasına ulaştı.

Amerika kıtasındaki artış geçtiğimiz yılın aynı dönemine kıyasla %112 seviyesinde oldu. Ancak yine de 2021 yılı rakamlarına göre bu oran ciddi sayılabilecek bir yükseliş sayılıyor. Bölge pandemi öncesi 2019 yılı seviyesinin %36'sını yakalamayı başardı.

Dünyanın geri kalan bölgelerinde de benzer artışlar gözlendi. Orta Doğu'da ki %157 artışı, %156 artışla Afrika kıtası ülkeleri takip etti. Bu bölgeler 2019 yılına göre sırasıyla %54 ve %50 geri kaldılar.

Asya ve Pasifik ülkeleri uçak geliş adetlerini ikiye katladılar ancak buna rağmen bazı ülke sınırlarının tatil uçuşlarına kapalı kalmasının da etkisiyle 2019 yılının %90 altında kaldılar. Nisan ve Mayıs ayında bu kısıtlamaların kalkışı önemli ölçüde gelişmeleri beraberinde getirdi.

Turizm Harcamaları da Yükselişte

Belli başlı bilinen ülkeleri hariç tutarsak turizm harcamalarının genel seyri istikrarlı bir gelişme içinde seyretti. Fransa, Almanya, İtalya ve Amerika Birleşik Devletlerindeki turizm harcamaları pandemi öncesinin %85'ine ulaşmış durumda. Suudi Arabistan ve Katar ise 2019 yılının harcama rakamını geride bıraktı.

Tırmanan Güçlüklere Meydan Okuma

Kuzey yarım kürenin yaz sezonunda özellikle kısıtlamaların bir çok yerde hafifletildiği veya kalktığı bölgelerde son derece olumlu gelişmeler gerçekleşti. Bu yılın Temmuz ayı itibariyle 39'u Avrupa'da olmak üzere 62 destinasyonda COVID-19 sebebiyle herhangi bir kısıtlama kalmadı. Asya bölgesinde de artan bir hızla sınır girişleri kolaylaştırıldı.

Uluslararası Sivil Havacılık Organizasyonuna göre 2022 de uçuşlardaki toplam koltuk azalması 2019'a göre en fazla %25 oranında kalacak. Otel doluluk oranlarında da aynı toparlanma gündemde. Karşılaştırmalı değerlendirme yapan STR firmasının araştırmaları 2022 Ocak ayında %43 olan otel doluluk oranının Haziran ayında %66'ya çıktığını belirledi.

2002 Yılı için Bölgesel Senaryolar

İçinde bulunduğumuz yıl için olası bölgesel tahminler şöyle. Avrupa ve Amerika kıtası ülkeleri 2022 yılında en başarılı sonuçlara imza attılar. Asya ve Pasifik ülkeleri ise sınırlarındaki daha fazla olan kısıtlayıcı önlemler yüzünden beklenenden geri kaldılar. Bu yılın sonunda Avrupa ülkeleri bazı şartların gerçekleşmesine bağlı olarak 2019 yılı seviyelerinin %80'ini yakalayacakmış gibi gözüküyor

Amerika kıtası ülkelerinde ise bu oranın en fazla %75 olacağı öngörülmekte. Afrika ve Orta Doğu bölgelerinin pandemi öncesinin %60'nı gerçekleştirebileceği düşünülürken; Asya ve Pasifik ülkelerindeki sıkı giriş koşulları nedeniyle 2019 yılının ancak %30'u seviyesinde kalacağı tahmin edilmekte.


Metaverse Turizm Hemen Yakınımızda

Sanal turizmin istikbali var mı? Hakiki turizmin duygularını taşıyamayacağı gerçeğinin bilinmesine rağmen sanal dünya bir sürü imkanlar sunmakta.

"Açık olalım. Metaverse hiç bir zaman hakiki turizmin yerini dolduramaz." Bu sözler Esthu'da ki Angers Üniversitesi Yaratıcı Turizm bölümü başkanı Sophie Lacour'a ait. Buna rağmen turizm profesyonelleri bunun çok ilginç bir deneyim olabileceğini söylemekten çekinmiyorlar. Evet sanal turizm turizm pazarının değişimi olacaktır ancak en azından yakın bir gelecekte seyahat tecrübesinin yerini almaktan uzaktır.

Sanal Turizm, Gerçek İlgi

Global çevirim içi pazar araştırma platformu, Dynata, turizmde metaverse konusunu araştırmayı kamuoyu ile paylaştı. Ekonomide Yeni Deneyimler başlığıyla yapılan araştırma 11 ülkede 11,000 tüketici kullanılarak yapıldı. Araştırmaya katılanların %40'ı sanal seyahate ilgi duyduklarını, %51'i ise sanal ziyaretle müzeleri, sanat galerilerini veya sergileri gezmek istediklerini söylediler.

Accenture tarafından 35 ülkede 24,000 kişiyle yürütülen bir diğer ankete katılanlar turizmde sanal gezmeye ilgi duyduklarını onayladılar.

Araştırmaya katılanların %50'si sanal otel konaklaması veya aktivite satın alarak bu deneyimi yaşamak istediklerini ifade ettiler. Orta yaş grubunda bu oran %55 iken, genç kuşakta %29'da kaldı.

Sanal turizmin tercih nedenlerinin uçmak istememek, pandemi sırasında evde kalmak zorunda olmak, daha düşük bir bütçeyle seyahat edebilmek ve yaşlı kuşak için uzun uçuşlarda yorgun düşmemek şeklinde olduğu ifade edildi.

Yalnızca "Sanal Tur" dan Öte

Sophie Lacour'a göre metaverse yalnızca 3D de simgesel yerler gösterdiği için ilginç değil. Aynı zamanda tüm seyahat boyunca seyahatin içinde olması onu cazip kılmakta. Böylelikle gelişmiş web siteleri tasarımlayıp gezginlerin seyahat öncesi kalınacak otel odalarının detaylarını ve gidilecek yerdeki yaşanabilecek deneyimleri görmesini sağlayacak.

Tam anlamıyla ifade etmek gerekirse bir otel veya otel zinciri ziyaretçileri etkilemek üzere deniz kenarında veya işlek bir mekanda sanal bir arsa satın alacak ve ziyaretçiler tıpkı gerçek hayatta olduğu gibi yapılacak otelin yerini tespit edecekler. Sonra gezginler değişik oda tipleriyle, yeme içme bölgesiyle, spor salonuyla, yüzme havuzuyla bir otel tasarlayacaklar ve günü birlik turlar gibi ilave ürünler önerecekler. Web sitesinin bu bölümünde otel, düzenli etkinlikler önererek kendi taraftarını yaratacak, anime edecek ve yönetecek. Son tatil yaptığınız yerde sanal bir konsere dahil olarak kendinizi o atmosferde hissetmek, promosyon e postası almaktan size çok daha iyi gelecek.

NFT'nin Cazibesi

Metaverse henüz bebekliğini yaşarken, diğer taraftan NFT'ler turizm profesyonellerinin çoktan ilgisini çekmekte. Düşünülen, tatil yerini seven kişilerin iadesi mümkün olmayan jeton satın alarak çoğu kez sanal ortamda dijital sanat eseri sahibi olup binaya veya deneyime olan sevgilerini ispat etmeleri. Cannes şehri bunun denemesini yaptı.

Cannes Film Festivali'nin Fortnite şehrinde tekrarlanmasından sonra, şehir idaresi ellerindeki kıymetlerin bazılarını Cannes Lions Festivali sırasında NFT olarak açık artırmaya çıkardı. Boulevard de la Croisette, Palais des Festivals, Port Canto, the Ile Sainte-Marguerite, Sualtı Müzesi, Malmaison, Eski Liman, Forville Pazarı, Suquet, Pointe Croisette sanal olarak web sitesinden satışa sunuldu. Satıştan 330,000 Euro hasılat elde edildi. Her şanslı alıcı satın aldıkları yerin dijital temsil belgesini ve aynı zamanda 3 boyutlu modelini elde ettiler.

NFT satışları belediyeler için çevre ve sosyal aktiviteleri finanse etmenin yeni ve yaratıcı yolu. Böylelikle toplanan paranın %10'u gelişme projelerinin desteklenmesi için Cannes Bağış Fonuna transfer edildi. Bu prensibe göre satın alan kişi satın aldığı NFT'yi Maldive Adalarına seyahat etmek için, Norveç'in kuzeyindeki Svalbard Adalarında günü birlik tur almak için veya Nepal'de yürüyüş yapmak için muhafaza edebilecek. Şüphesiz bu trend turistleri baştan çıkartacaktır.


Avrupa'da Görülmeye Değer Müzeler

Hermitaj – St. Petersburg, Rusya

Saint Petersburg’daki Hermitaj Müzesi Louvre Müzesi’nden sonra Avrupa’da en geniş alana sahip olan 2. müze. Ziyaretçilerde en fazla hayranlık uyandıran müze denilirse abartmış olmayız.

Müze kompleksindeki General Staff binasında göreceğiniz 19. yüzyıla ve 20. yüzyıla ait  geniş koleksiyon insanın aklını başından alacak kadar görkemli. Buradaki bölümler Matisse, Van Gogh, Picasso, Gaugin, Monet, Cézanne and Degas eserleriyle dolu.

Reina Sofia – Madrid, İspanya

İspanyol sanatının en iyi örneklerini görmek istiyorsanız Madrid’deki Reina Sofia Müzesi’ni gezmeyi kaçırmayın. Resmi ismi Museo Nacional Centro de Arte Reina Sofía olan müze İspanya’nın milli modern sanat müzesi. Müze koleksiyonları 20. yüzyılın başından bugüne kadar İspanya’nın tarihi ve sosyo-ekonomik olaylarını yansıtmakta.

Eserleri sergilenen modern İspanyol sanatçılarının yanı sıra en çok ilgi çeken 20. yüzyılın en büyük iki ustası olan Picasso ve Dali’nin eserleri. Sürrealizm ve kübizm sanatının en güzel örneklerine burada rastlayacaksınız.

Museu Nacional Do Azulejo – Lizbon, Portekiz

Azulejos Müzesi’nde sadece İberya yarımadasına özgü, adore mimarisinin örnekleri olan harikulade renklerdeki çiniler görülmeye değer.

Müzenin koridorlarında gezinirken İncil'den tasvir edilen sahnelerin geniş panolar üzerindeki resimlerinden başka modern, avan-gard veya minimalist çini desenleri göreceksiniz.

Madre de Deus Kilisesi (Allah'ın Annesi Kilisesi) başlı başına müzenin göz bebeği. Onaltıncı yüzyıl şapelini nefes kesen mavi ve beyaz azulejos (çiniler) kaplamakta. Altın sunaklar ve Brezilya'dan getirilen ağaçlardan yapılan oyma sanatından eserler ve André Gonçalves'in tabloları ayrıca birer sanat şaheseri.

Azulejo Müzesi'nin bir diğer görülesi eseri Lizbon'un Büyük Panoraması. Uzunluğu 23 metre olan bu panoda şehrin büyük bir kısmını yıkan 1755 depremi öncesi Tagus nehrinden 14 kilometreye kadar uzanan Lizbon şehri görüntülenmekte.

Svaneti Tarih ve Etnografi Müzesi - Mestia, Gürcistan

 Kafkasya'nın en güzel kasabalarından birinde onun kadar güzel bir müze, Svaneti Tarih ve Etnografi Müzesi.

Müze Svaneti bölgesinin kültür ve tarihine odaklanıyor. Müzede ikonların, el yazmalarının, çok çeşitli silahların, mücevherlerin ve Kafkasya bölgesi madeni paralarının zengin bir koleksiyonu sergileniyor.

Dali Tiyatro Müzesi - Figueres, İspanya

Müzenin tamamı Dali tarafından tasarımlanmış. Daha müzenin dışından gariplik başlıyor. Neden bu figürlerin başlarının üstünde ekmek somunu var?

Müzeye giriş yapıp bir avludan geçtikten sonra geniş bir salonda ziyaretçilerin Salvador Dali'nin eserlerini yoğun şekilde incelediklerini göreceksiniz. Klasik bir otomobil içinde çok iri iki insan figürü bulunmakta. Otomobilin üstünde başlıklı bir kadın heykeli, onun yukarısında bir direğe zincire bağlı bir gemi maketi. Duvarın yukarısında onları seyreden garip cisimler. Bunlar neyi temsil etmekteler?

Müzenin diğer bölümlerinde Dali'nin 1,500'e yakın eseri bulunmakta. Bunların çoğu tanınan sürrealist resimler ve heykeller. Fakat ayrıca Dali'nin eskiden yaptığı empresyonist ve kübik eserleri de sergilenmekte.

 Uffizi Galerileri - Floransa, İtalya

Uffizi Galerileri Toskana'nın Büyük Dükü Cosimo I de Medici'nin emriyle 1560-1580 yılları arasında Giorgio Vasari tarafından tasarlanıp inşa edildi. Başta galerinin içindeki odaların hakimler, teknisyenler ve tüccarlar tarafından kullanılacağı tasarlanmıştı. İkiyüz sene sonra, 1769'da Uffizi resmen müze olarak halka açıldı. Bugün galerinin içindeki 50 salonda 13. yüzyıldan 18. yüzyıla kadar olan kıymetli resimler sergilenmekte.

Bunların en önemlileri Giotto tarafından yapılan Ognissanti Madonna, Paolo Uccello tarafından yapılan San Romano Savaşı, Piero della Francesca’nın Federico da Montefeltro tasviri, Boticelli tarafından yapılan Venüs'ün Doğuşu. Leonardo da Vinci ve Michelangelo'nun eserleri galerinin en önde gelen parçalarından.

British Museum - Londra

British Museum yılda 6 milyon kişi tarafından ziyaret edilen Londra'nın 1 numaralı ilgi odağı. Müze 8 milyona yakın objesiyle insanlık kültürüne, sanata ve tarihe adanmış.

Müzenin en ünlü koleksiyonları arasında Rosetta Taşı, Elgin Mermerleri, Sutton Hoo'ın gömü miğferi ve hatta Easter Adası Başı heykeli bulunmakta. Müzede aynı zamanda Katebet'in harikulade altın maskesinin de içinde olduğu, Mısır'lılara ait bir çok mumyalar mevcut.

British Museum Londra'nın Bloomsbury semtinde olup her gün saat on ile beş buçuk arasında açık. Rezervasyon yapmadan gelmemeye gayret gösterin.

Doğa Tarihi Müzesi - Londra

Londra'nın Güney Kensigton bölgesinde yer alan Doğa Tarihi Müzesi Londra'nın en iyi müzelerinden biri olup görülmesi gerekenler listenizin en başlarında yer almalıdır. Müze haftanın 7 günü saat on ile beş buçuk arasında açıktır.

Sir David Attenborough'un büyük katkılarıyla sergilenen en ünlü dinazor iskeletleri aynı zamanda bir çok filmde ve belgesellerde yer aldı. Müzeye giriş ücretsizdir.

Tatillerde çok uzun kuyruklar oluştuğundan gitmemenizi veya çok erken gitmenizi öneririz.

Cagliari Arkeoloji Müzesi - Sardunya, İtalya

Sardunya Adası'nın başkenti Castello'nun göbeğinde bulunan bu büyük müze Sardunya'nın zengin tarihinde yer alan tarih öncesi arkeolojik el yapımı eşyaları içinde barındırmaktadır.

Sergiler görkemli bir mimariye sahip müzenin 3 katına yayılmış durumundadır. Müze binasının ayrıca güzel bir bahçesi bulunmaktadır. Müzede Nurajik çağ öncesi ve Nurajik çağa ait eserleri görebilirsiniz. Nurajik Medeniyeti yalnız Sardunya'ya özgü bir medeniyet olduğundan başka yerde eşi olmayan buluntuları görme fırsatınız olacak.

Cagliari Arkeoloji Müzesi ayrıca Mont'e Prama Devleri heykellerine ev sahipliği yapmaktadır. Mont'e Prama Devleri gizemi bulunamayan ve hala araştırılmakta olan dev heykellerdir.

Bergama Müzesi - Berlin

Berlin'de bulunan Bergama Müzesi şehrin en ilgi çeken yerlerinden biridir. Müze 1910 ile 1930 yılları arasında inşa edilmiştir. Kendisinden başka 4 ayrı müze ile aynı bölgede bulunmaktadır.

Müzedeki önde gelen ve tüm dünyada bilinen Bergama Sunağı Anadolu'dan, İştar Kapısı Babil'den, Pazar Kapısı Batı Anadolu'da bulunan Milet Harabelerinden ve Mshatta Gate (Kış Sarayı Ön Cephesi) Ürdün'den getirilmiştir.

Müze her birinde farklı koleksiyonlar olan 3 kanata bölünmüştür. Klasik Antik Eserler koleksiyonu  Roma ve Yunan sanat eserlerini kapsamaktadır.

Yakın Doğu Antik Müzesinde Mezopotamya, Suriye ve Anadolu'dan 6,000 yıllık bir zaman dilimini kapsayan 270,000 parça el yapımı eşya sergilenmektedir. İslam Sanatları Müzesi 7. yüzyıldan 9. yüzyıla kadar uzanan bir dönemde yapılan İslam Sanatları eserleri koleksiyonunu içermektedir.


Avrupa'nın En İyi 10 Gastronomik Pazarı

Restoranlara, barlara, tavernalara ilave olarak, gastronomiye ilgi duymayan kişiler için bile gastronomik pazarlar her gezginin ajandasında yer almalıdır. Bir süredir bir çok şehir geleneksel eski pazarları, otantik gastronomi cennetine çevirdiler. Her türlü spesiyalitenin anında tadıldığı, taze ve mahalli ürünler müşterilerin ilgisini beklenilenden daha fazla çekti.

Musement platformu Avrupa'daki 99 pazarın instegramda beğenilme sayısına göre bir sıralama yaptı.

10/ Kauppatori, Helsinki

Listenin 10. sırasında 42,519 beğeni oyuyla Helsinki'deki Kauppatori Meydanı Pazarı var. Helsinki şehir merkezine çok yakın, güneyinde Baltık Denizi, doğusunda Katajanokka olan bu pazarda somon balığı veya ringa balığının yanı sıra taze ve tütsülenmiş balık, et, meyve, sebze ve tatlıları tezgah yanlarında duran masalarda yiyebilir, yün şapkalar, atkılar, ren geyiği derisinden yapılmış el işi eşyaları uygun fiyatlara satın alabilirsiniz.

9/ Old Spitalfields Market, Londra

Instagram'da 51,704 kişi Londra'da Liverpool Caddesine bir kaç metre uzakta Old Spitalfields Pazarına oy verdi. Bu pazarda 350 yıldır eski dönem kıyafetleri, lezzetli sokak yemekleri ve sanat eserleri satışa sunulmakta.

Aynı zamanda müzikal ve kültürel etkinliklere de konu olan bu mekandaki 41 tezgahta Fransız krepinden, Çin mantısına veya Napoliten pizzaya kadar dünyanın her yerinden değişik yemekler bulunmakta.

8/ Leadenhall Market, Londra

Yine Londra'da 54,984 beğeni alan Leadenhall Pazarının tarihi 14. yüzyıla kadar uzanmakta. O zamanlar sadece et ticaretinin yapıldığı bu pazar şimdi Londra'nın en eski kapalı pazarı konumunda. Pazar buna ek olarak Harry Potter, The Making of Dragon Alley filminin esin kaynağı olmuş.

Günümüzde pazarın içinde ve dışında bir çok barlar, dükkanlar ve moda olan restoranlar mevcut. Tarihe meraklı olan ziyaretçiler aynı zamanda gastronomik seçenekler için de bu pazarı tercih etmekteler.

7/ San Miguel Market, Madrid

Bir çok kişi bu pazarın La Paz'dan San Fernando'yu geride bırakarak Vallehermoso'ya kadar uzanan coğrafyadaki pazarlardan bir farkı olmadığını söyleyecektir. Ancak Instagram'da 57,728 kişi, merkezi konumdaki San Miguel Pazarını beğendiklerini ifade ettiler.

Tasarımı Alfonso Dubé y Díez tarafından yapılan demir konstrüksiyondan oluşan mimariye sahip pazar 1916 yılında hizmet vermeğe başladı. Gastronomik pazarların öncüsü olarak kabul edilen bu yer 2009 yılında yeni bir konsepte kavuştu. Her yıl 10 milyon kişi bu pazarı ziyaret etmekte.

Pandemi esnasında 9 ay kapalı kalan mekan 2 Temmuz, 2021 tarihinde yeniden açıldı. Pazarın içinde Jordi Roca, Rodrigo de la Calle, Javi Estévez and Kike Pedraz (La Tasquería) ve Iván Morales gibi ünlü şeflerin işlettikleri restoranlar var.

6/ Torvehallerne, Kopenhag

Kopenhag'da yerleşik Danimarka'nın en popüler pazarı olan Torvehallerne Pazarı 2011 yılında kuruldu. Instagram'da 58,846 kişi bu pazarın lehinde beğeni gönderdi. Cam vitrinlerin özellik kattığı hallerde 60 adet ayrı ünite bulunmakta. Bu birimlerde her türlü yiyecek çeşitlerinden içkilere, şaraplara, yemek tarifleri yapan kitaplara kadar her şeyi bulmak mümkün.

5/ Naschmarkt, Viyana

Sıralamada beşinciliği 76,859 beğeni tercihiyle Viyana'nın en iyi bilinen gastronomi pazarı alıyor. Wienzeile'de yer alan ve 1.5 kilometre mesafeye kadar uzanan Naschmarkt 16. yüzyıldan beri faaliyette. Genç kuşağın buluşma tercihi olan çarşının içinde uluslararası mutfağın temsilcileri olan restoranlar ile bir çok trendi bar bulunuyor.

İçindeki 120 ayrı birimde Avusturya spesiyalitelerini, İsrail yemeklerini veya organik gıdaları tadabilirsiniz. Turist rehberleri için de popüler olan bu mekanı fazla kalabalık olmasından ötürü Cumartesi günleri gezmenizi tavsiye etmiyoruz.

4/ Viktualienmarkt, Münih

Münih'in tam kalbinde olan Viktualienmarkt 85,462 oyla sıralamada dördüncü sırada. Canlı bir atmosferin hakim olduğu çarşıda 22,000 metrekareye yayılmış 140 tezgahta taze organik meyve, çiçek ve peynir çeşitleri satılmakta.

Soğuk Bavyera birası içmek ve mahalli yemekleri tatmak isteyen ziyaretçiler bundan daha iyi bir yer bulamazlar. Bu arada Karl Valentin, Weiss Ferdl, Liesl Karlstadt, Ida Schumacher, Elisa Aulinger ve Roider Jackl gibi folk şarkıcı ve komedyenlerin heykellerinin bulunduğu çeşmeler de pazarın ilgi odaklarından.

3/ Markthal, Roterdam

Roterdam'daki Markthal pazarı bu ankette 113,443 beğeniyle sıralamada üçüncülüğü aldı. Geniş çatısıyla şehrin en dikkat çeken ve modern mimarisine sahip mekanın mimarları Arno Coenen ve Iris Roskam.

Pazarın içindeki 100'e yakın tezgahlarda uluslararası sayısız tatları, aromatik Brezilya kahvesini ve Hollanda peynirlerini deneyebilirsiniz.

2/ La Boqueria, Barcelona

Barcelona'da ki La Boqueria pazarı 169,513 beğeniyle en popüler çarşı sıralamasında ikinciliği aldı. Burası göz alıcı demir yapısıyla öne çıkan bir Katalan pazarı. Genişliği 2,583 metre kare olup içinde 300 tezgah var. Yerel dille bu tezgahlara paradas diyorlar.

Bir renk cümbüşü ve lezzet cenneti olan La Boqueria pazarı, şehrin en popüler caddesi olan Rambla de Barcelona'da olması nedeniyle turistler tarafından en çok rağbet gören yerlerden biri.

1/ Borough Market, Londra

İşte size 1 numara. Instagram'da toplam 501,734 beğeniyle Londra'da ki Borough Pazarı Avrupa'da ki en iyi pazar seçildi.

Southwark Cathedral ve Borough High Street arasındaki demiryolu köprüsünün altında yer alan Viktorya dönemi yapımı pazar, Londra Köprüsünden ve Londra Kulesinden bir kaç adım ötede ve şehrin en eski yapılarından.

Çarşıdaki 130 satıcı ve üretici, İngiltere'nin ve dünyanın her yerinden, başka yerlerde bulamayacağınız çeşitlikte gurme ürünleri, balık ve et satıyorlar. Çarşıyı ziyaret ederseniz Blue Stilton peyniri satın almayı ve few 'ale' beers içmeyi unutmayın.


Havalimanı Personel Eksikliği Havayolu Taşımacılığını Zora Sokuyor

Özellikle Avrupa'da ki havalimanlarında yaşanan sorun dramatik ve ilerki dönemlerde daha da fazla büyüyeceği düşünülüyor. Bunun ana sebebi yolcuların rahat biçimde uçağa binmelerinin sağlanamaması.

Gerçekte bu sorun her hub için geçerli değil. Asıl sorunu yaşayan havalimanları, havayollarını aktarma merkezi olarak barındırmakta olanlar.

Uzmanlara göre yaşanan krizin baş sorumlusu havalimanlarının pandemi sonrası yoğun faaliyette bulunmaya  kaldığı yerden devam etme öncesinde, çıkabilecek pürüzlerin yöneticiler tarafından tahmin edilememesi. Havayolu trafiğinin bir çöküş dönemi geçirdikten sonra 2020 yazında tekrar hız kazanmasının ardından aynı yılın sonbaharında tekrar gerilemesi tecrübesini yaşayan karar vericiler, akabinde gelen ikinci düzelmenin sorunsuz akışı için alınması gereken tedbirlerde ürkek ve tutuk davrandılar.

Havayolu trafiği yeniden akmaya başladığında sanki gizli bir el düdüklü tencerenin kapağını kaldırdı ve yolcuların sabırları kaynayarak dışarı taştı.

Belli bir düzen içinde olmasa bile yolcuların uçağa binmesi için gereken aşamalar şunlardır: Park alanına girip aracı park etmek, oradan terminale girmek, sonra güvenlik kontrolünden geçmek, daha sonra check-in kontuarına uğramak, el bagajı güvenlik taramasından geçerek pasaport kontrolu sırasına girmek ve sonunda uçağa binmek. Tüm bu sayılan engeller gözden uzak tutulmaması gereken darboğazlardır.

Bunların üstesinden gelmenin tek yolu her bir aşamaya yeterli sayıda eleman tahsis etmek ve böylelikle tek tek aşılması gereken engelleri kolaylaştırmaktır. Aslında havalimanları en yoğun trafiklerin üstesinden gelmek için modern techizatlarla donanımlıdır. Yeterki bu donanımlar işlevlerini yerine getirsin.

Bir çok havalimanı henüz tam kapasitede çalışmıyor. Daha doğrusu yeterli eleman bulamadığı için çalışamıyor. Konu oldukça karışıktır. Yetkililerin kimi sorunları polis kuvvetleriyle, kimi taşeron firmalarının elemanlarıyla, kimi şirket çalışanlarıyla, kimi de havalimanı personeliyle aşmaya çalışmaktadırlar. Bu tarafların her biri kendi yöntemlerinin en doğru olduğunu savunduklarından taraflar arasında koordinasyon sağlanamamaktadır.

Sonuç olarak havalimanı üst yönetiminin çıkabilecek sorunları öngörememesinin bu kaosta önemli rolü vardır.

Nüfusun büyük çoğunluğunun aşılanmasının, seyahat etmek için pandemi döneminde oluşan tüm engellerin aşılması sonucunu doğuracağını, bunun da seyahat etmek isteyen insan sayısında adeta patlama yaratacağının tahmin edilmemesi sorunun ana kaynağını oluşturmuştur.

Pandemi esnasında bir çok donanımlı personelin işlerine son verildi. İstihdam etme koşullarının ve çalışma ücretlerinin yeterince cazip olmadığı bir ortamda bunların yeri doldurulamadı.

Havalimanlarında yeniden işe alımlar 2021 yılının sonuna kadar başlayamadı. Başlama sonrası eğitim çalışmaları ve personelin çalışması için resmi yerlerden alınacak izinlerin belli bir süreye ihtiyaç duyulması, istenilen çalışma düzenine geçilmesini 2022 yılı ortasına kadar uzattı. Örnek vermek gerekirse Almanya'da ki Alman Ekonomisi Enstitüsü'nün araştırmasına göre Alman havalimanlarındaki personel eksikliği sayısı 7,200 kişiye ulaşmış durumda.

Bu sonuçla makul bir sabra sahip yolcuların aksaklık olmadan uçağa binmeleri ve uçakta yapılması gereken hizmeti almaları mümkün değildir. Böylelikle aralarında uçma korkusu olan yolcular başta olmak üzere seyahat edeceklerin tümü uçuş tamamlanana kadar stres altında kalacaklardır.

Sorulması gereken soru şudur : Mevcut şartları dikkate alarak yolcular uçma cesaretlerini devam ettirebilecekler midir? Bu sıkıntıları yaşayanlar tekrar aynı sıkıntıyı yaşama cesaretini gösterebilecekler midir? Dönüş yolunda dilleri ve kültürleri farklı olan yerlerden dönebilmeyi göze alabilecekler midir?